ABD-İran İslam Cumhuriyeti savaşının hikayesi doğrudan sosyal medya üzerinden yazılırken, Donald Trump bu türün en güvenilmez anlatıcısı olabilir.
Savaşın başlamasından bu yana Trump, Tahran masaya oturup haftalar önce yakın olduğunu söylediği bir barış anlaşmasını imzalamadığı takdirde İran'ı defalarca korkunç sonuçlarla tehdit etti.
Ancak aynı zamanda birçok kez İran ile anlaşmanın "çok yakın" olduğunu da öne sürdü. Buna rağmen somut bir sonuç ortaya çıkmadı. CNN'in yaptığı bir sayım, Trump'ın anlaşmanın yakın olduğunu en az 38 kez söylediğini ortaya koydu.
Üstelik ABD yönetimi çatışmada "tam zafer" elde ettiğini ilan etmiş olmasına rağmen Trump, özellikle Hürmüz Boğazı'nın hala küresel petrol ticaretinin yüzde 20'sinden fazlasına kapalı kalması nedeniyle müdahalenin mantığını sorgulayan gazetecilere de sert şekilde yüklendi.
Buna rağmen Trump iki farklı söylemi aynı anda sürdürmeye çalışıyor: Bir yandan İran'ın yenildiğini ilan ederken diğer yandan barış anlaşmasının imzalanamamasının ve savaşın sona ermemesinin sorumluluğunu İran'ın uzlaşmaz tavrına yüklüyor.
Trump pazartesi günü yaptığı paylaşımda:
"Orta Doğu'nun zorbası öldü!" diye yazdı.
Ardından şu ifadeleri kullandı:
"Kendileri için harika olacak bir anlaşmayı müzakere etmekte çok uzun süre beklediler, şimdi bunun bedelini ödeyecekler."
Trump bu paylaşımı, İran'a ait bir insansız hava aracının Umman açıklarında bir ABD Apache helikopterini düşürmesinin ardından yaptı.
Bu olay, hem Trump'ın hem de ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in daha önce yaptığı:
"İran'ın hava savunması yok, radarları yok" şeklindeki açıklamalarla çelişiyordu.
Gelişmeler, durumun tam olarak böyle olmadığını gösterdi.
İran'ın füze ve İHA saldırıları Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün'deki ABD müttefiklerine yönelik olarak devam etti.
Apache helikopterinin düşürülmesine misilleme olarak ABD, kendi yetkililerine göre İran'da radar ve hava savunma sistemleri de dahil olmak üzere 20'den fazla hedefi vurdu.
Çarşamba günü Oval Ofis'te konuşan Trump, bir yandan ABD'nin sert bir karşılık vereceği tehdidinde bulunurken, diğer yandan anlaşmanın hala ulaşılabilir olduğunu savundu.
Trump şunları söyledi:
"Bugün onları yeniden sert şekilde vuracağız... Sonra anlaşma konusunda ne olacağını göreceğiz."
Ayrıca:
"Bir anlaşmaya gerçekten çok yakınız ama bizi sürekli oyalıyorlar, bizi aptal yerine koymaya devam ediyorlar."
Beyaz Saray'dan gelen "anlaşma çok yakın" açıklamaları ile "bu gece bütün bir medeniyet yok olabilir" türündeki tehditlerin art arda gelmesi, Trump'ın istediği şeyi sağladı: Haber gündeminin merkezinde kalmak.
Ancak bu durum aynı zamanda Trump'ın açıklamalarına duyulan güveni de yok etti. Özellikle savaş gibi insanların yaşamını doğrudan etkileyen konularda bu güven kaybı daha belirgin hale geldi.
Diğer liderlerin de ABD yönetiminin yaşadığı bu güvenilirlik sorunundan yararlanmaya çalıştıkları görülüyor.
Trump bu hafta soykırımcı israil Başbakanı Benjamin Netanyahu'ya İran'a karşı misillemede bulunmamasını söylemeyi planladığını açıklamıştı.
Ancak israil daha sonra İran'a saldırı düzenlediğinde Trump, BBC'ye verdiği röportajda:
"Füzeler zaten ateşlenmişti" diyerek durumu açıklamaya çalıştı.
Daha sonra Netanyahu'nun kendisine karşı gelmediğini savundu ve şöyle dedi:
"Netanyahu'ya bir şey yapmasını söylediğimde yapar."
Trump, İran'ın sivil ve enerji altyapısını hedef alacak hava saldırılarıyla da defalarca tehditte bulundu.
Birçok uluslararası gözlemci bu tür saldırıların potansiyel savaş suçu kapsamına girebileceğini belirtiyor.
Ancak Trump çoğu zaman bu tehditlerin ardından yeniden diplomasiye dönüyor ya da İran'a iki haftalık süreler tanıyan ultimatomlar veriyor.
Bu süreler ise çoğu zaman unutuluyor veya uygulanmıyor.
Daha sonra müzakereler tıkandığında ya da pazartesi günü Apache helikopterinin düşürülmesi gibi yeni krizler yaşandığında, tehdit, yumuşama ve çıkmaz döngüsü yeniden başlıyor.
Trump yönetimi bir kez daha çıkmaza girmiş durumda.
ABD, sahip olduğunu iddia ettiği askeri üstünlüğü siyasi sonuçlara dönüştürmekte zorlanıyor.
Müzakerelerde ilerleme sağlandığına dair sahada çok az işaret bulunuyor. Bu konuda görülen tek hareketlilik büyük ölçüde Trump'ın Truth Social hesabındaki değişken paylaşımlarından ibaret.
Öte yandan İran da teslim olmaya niyetli görünmüyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi yaptığı açıklamada şunları söyledi:
"ABD, savaş alanındaki başarısızlıklarına rağmen kararlılığımızı sınamayı tercih etti."
Erakçi ayrıca şu ifadeleri kullandı:
"Güçlü silahlı kuvvetlerimiz hiçbir saldırıyı ve hiçbir tehdidi cevapsız bırakmayacaktır. Güvende olmak istiyorsanız bölgemizi terk edin."