İslam ülkeleri başta olmak üzere tüm dünyaya küresel şer ittifakı tarafından dayatılan pazar tektanrıcılığı anlayışı başını almış gırla gitmektedir. Dünya, bütün insani değerlerin haraç mezat satıldığı, satılığa çıkarıldığı vahşi kapitalist sistemin ve Küresel Siyonizm şer ittifakının bombardımanı altında can çekişmekte. Dünyada insani projenin yüceleştirilmesi ve hakkın üstün tutulması gereken yerde ekonominin icaplarına boyun eğildiği, güçlünün haklı sayıldığı, sermayenin, gücün ve teknolojinin ilahlaştırıldığı, aynı şekilde insanın hayvani doğallıklara teslim olduğu, düşünce, sanat veya vicdani değerler de dahil, bütün insani değerlerin ticari değerlere kurban edildiği, yetmedi, düzenbaz ve kumarbaz yöneticilerin sopa havuç politikalarıyla dizayn ettiği bir dünya kesinlikle zulüm ve karanlığa boğulmuştur.
Dünya içgüdüsel ve hayvani doğallıklara teslim olmuştur. İslam Dünyasının bostanlarında otlanıp semizleyen, yeraltı ve yerüstü kaynaklarını sömüren, petrodolar kazanma uğruna İslam yurdunu ateşe veren, sarı saçlı ve mavi gözlü olmadıkları için bombalar ve tomahawk füzeleriyle katledilen ve hayattan koparılan yüzlerce İranlı çocuğun beynini kemiren zalim kral Dahhaklara dünya ne zaman dur diyecek? On binlerce kilometre ötelerden gelip bağımıza ve bostanımıza dadanan, meralarımızda otlanıp semiren, denizlerimizden avlanıp oburlaşan bu kızıl öküz ve domuzlar sürüsünü İslam yurdundan kovmanın zamanı gelmedi mi? Epstein Adası sapığının ülkesinde uyuşturucu cirosu, çelik cirosu ile aynı hacimde olan bir Trump mı İran'ı özgürleştirecek dediniz? Ülkesinin Güneyinin imkânsızlıktan, Kuzey'inin ise gayesizlikten öldüğü bir emperyalist ülke mi İran'a diz çöktürecek?
Nitekim denizlerde hüküm süren baş edilemez kanunlara göre, büyük balıklar küçük balıkları yutarak beslenirler. "Büyük balık küçük balığı yutar" sözü aynı zamanda bir atasözüdür, biliyorum. Bu dünyada güçlü, zengin veya yetkili olanların, güçsüz ve zayıf olan halkları ezeceği, haklarını elinden alacağı veya hükmü altına alacağı hükmü İslam İlim Müktesebatı ve İslam Medeniyetinde kabul görmeyen bir durumdur. Toplumsal ve ekonomik hayatta gücü elinde bulunduranın hâkimiyet kurduğu, güçlülerin güçsüzleri ezdiği ve ortadan kaldırdığı bir anlayış medeniyet değil edeniyyettir. Edeniyyet, aşağılık ve alçaklık demektir.
Zalim ve zorba devletler doğal seleksiyon ilkesinden yola çıkarak hayvanlar aleminde doğanın dengesi için cari olan bir kanunu insanların toplumsal ilişkilerinin tamamına teşmil etmeleri de büyük bir cürüm ve cinayettir. israil-ABD, bu çarpık mantık ile olaya yaklaşıp İran İslam Cumhuriyetini yutacaklarını sanıyorsa yanılıyorlardır. Çünkü İran kolay yenilir yutulur lokma değildir! Yutmaya kalkışanın boğazına durur inşallah!
Büyük şeytan ABD ve onun gayrimeşru çocuğu Siyonist gasıp çeteyle iş tutanlar, ümmetin petrolünü ve zenginliklerini İslam düşmanlarına cömertçe sunan Arap rejimlerinin krallarının şapkalarını önlerine koyup sağlıklı düşünme zamanları gelmiştir. Biliyorum sizler İslam Cumhuriyetinin yanında değilsiniz bari karşısında da durmayın. Bakın Amerika ve israilin, yarın ya da yarından yakın bir zamanda hezimete uğrayıp tasını tarağını toplayacağı bir hakikattir. Ancak İslam Cumhuriyeti binlerce yıldır buralarda duruyor ve durmaya devam da edecek.
Ey Müslüman halklar! Siz siz olun, bu zalim Dehhak’ların Orta Doğu coğrafyasında tutuşturdukları Nemrudi ateşlerde İbrahimlerimizi, ciğerparelerimizi yakmak için odun taşımayın. Elinizde avucunuzda bir yudum su bile olsa bu ateşi söndürmeye koşun. Söz ve eylemlerinizle İbrahim'den yana olduğunuzu deklare ediniz. Unutmayın, köpük gider su kalır; Batıl yok olur hak yerinde kalır. Hem yanı başımızda, komşumuz ve kardeşimiz olan İran İslam Cumhuriyeti’nin evinin yangınını bugün söndürmeye koşmazsak, -Allah muhafaza- o yangının günün birinde evimize ve ülkemize sıçramayacağı ne malum?
Dostlar, bu totaliter rejimin en belirgin yanı, egemen ve bağımsız ülkelere saldırıp özgür düşünen insanlarının/halklarının hürriyetini hor görmesi; insanı, insana özgü olan boyutundan koparıp alması, onları kötürüm bırakmasıdır. Pazar tektanrıcılığının nihai gayesi bellidir. Zalim Dehhakların amacı, insanları en sahte bir hayata bağlamaktır. Nitekim bu amaç, Amerika dizilerinde önce Kızılderili avı filmleriyle verilmeye başlanmış, peşinden kovboylarla sürdürülmüş, paranın kanun dinlemezliği “Dallas” dizileriyle anlatılmış, ardından “Terminatör”e uzanan bütün o şiddete dayalı ve insanlık dışı tavırları içeren yapımlarla da devam ettirilmiştir. Dünyanın başına bela kesilen bu kızıl öküzün boynuzlarını kırmanın ve başını kesip koparmanın zamanı gelmiştir ve geçiyor bile.