Güncel

Dünya genelinde en çok görülen 2 kabus türü açıklandı

Kabuslar sıradan korku sahneleri değildir; zihnimizin derinlerdeki uyarı mekanizmasıdır. Peki, rüyada kovalanmak veya nefessiz kalmak aslında gerçek hayattaki hangi sıkıntı ve streslerin belirtisidir?

Abone Ol

Gecede karşılaştığımız ve sabah uyandığımızda zamanın geçmesine rağmen hala kurtulamadığımız kasvetli kabuslar, zihnimizin çöpe yollamaya çalıştığı alakasız görüntüler değildir.

Psychology Today'e göre bu kabuslar; bedenimiz, ruhsal yanımızın ve zihnimizin mükemmel bir uyum içinde çalıştığını gösteren, gündüz farkında olmadığımız sorunlara karşı verdiğimiz hayati uyarı mesajlarıdır.

1. RÜYA : TAKİP EDİLME VE KOVALANMA

Söz konusu rüyadaki senaryoda, yüzü algılanmayan bir düşmandan, saldırgan bir hayvandan ya da karanlık bir güç tarafından kovalanırsınız.

Hissedilen bu korku tüm bedenimizi sarar, ayaklarınız dermanını kaybeder, kaçtığınız gölge siz ne kadar hızlansanız hızlanın size yine yaklaşmayı sürdürür.

Frontiers in Psychology dergisinde yayınlanan kapsamlı bir araştırma, bu kabusların gerçek hayatta başkalarıyla yaşanan olumsuz ilişkiler ve sosyal çatışmalarla doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Bilim insanları bu durumu "Tehdit Simülasyonu Teorisi" ile açıklıyor.

Bu teoriye göre beynimiz bizi yırtıcı hayvanlar ve dış tehlikelere karşı hazır tutmak için, bu tür rüyalarla bizi uyarıyor.

Günümüz dünyasındaki beynimiz sosyal hayattaki gerilimleri, iş hayatında yaşanan mobingi, eşle yaşadığınız tartışma ya da tükenmeyen borç stresi bile " ölümcül yırtıcı" olarak algılanıyor.

Gün içerisinde sosyal ilişkilerin yaşadığı kaygıyla başa çıkmak isteyen zihin, uykuda savunma mekanizmalarını harekete geçirir. Rüya aleminde görülen canavardan kaçmak, aslında uyanıkken yüzleşmeye cesaret edilemeyen bir sorundan ya da kişiden kaçtığınız anlamına gelir.

2. RÜYA : NEFES ALAMAMA VE BOĞULMA

Nefes alamama ile uykuyu bölen kabuslar, uyku rutinini alt üst eden ve insanı endişeye sevk eden en can sıkıcı rüyalardandır. Bu tür rüyalarda göğsünüze binen görünmez bir yük, dar bir alanda sıkışıp kalma hissi ya da su altında nefessiz bırakılma hissini görebilirsiniz. Yaşanan bu endişe verici rüyanın temelinde ise hem bedensel hem zihinsel iki büyük tetikleyici güç bulunuyor.

Frontiers in Psychology'de yayınlanan bir başka çarpıcı makaleye göre, uykuda boğulma kabusu gören insanların büyük bir kısmında biyolojik solunum problemleri mevcuttur. Uyku apnesi (uykuda nefesin geçici olarak durması), burun tıkanıklığı veya astım gibi rahatsızlıkları olan bireyler, uyku sırasında kandaki oksijen seviyesi düştüğü an bu fiziksel krizi yaşarlar.

Akıllı beynimiz, bedeni uyandırmak ve nefes almasını sağlamak için senaryoyu hemen bir kabusa dönüştürür: "Seni suyun altında tutuyorlar, uyan ve nefes al!"

Psikolojik düzlemde ise bu kabus, gerçek hayatta omuzlarınıza binen aşırı sorumlulukların, yetiştirilemeyen işlerin veya duygusal baskıların oluşturduğu "bunalma" hissinin bir yansımasıdır.

Araştırmacılar, psikolojik stres ile boğulma rüyaları arasındaki köprünün uyku felci (halk arasında karabasan) fenomeniyle doğrudan desteklendiğini söylüyor.