2016 yılında Pekin, küresel para sisteminin dengelerini yeniden şekillendirmeye yönelik sessiz ama stratejik bir yol başlattı. Bu sadece teknik bir güncelleme değil, uzun vadeli bir nüfuz projesiydi; Çin para biriminin ticari işlemlerdeki varlığını güçlendirmek ve Çin’i sınır ötesi bir sanayi ve finans gücü olarak konumlandırmak.
Araç belirleyiciydi. Doğrudan merkez bankasının otoritesine bağlı olan dijital yuan. Bu sistem; yüksek denetim, düşük transfer maliyeti ve aracı bankalar ile “SWIFT” sisteminin geleneksel kısıtlarını aşan işlem hızı sağlıyor.
Rakamlar çarpıcı. Sadece dört yıl içinde iç işlemler 2021’deki 100 milyon dolardan geçen yıl 2,4 trilyon dolara yükseldi. Dış ticaret işlemleri ise yaklaşık 53 milyar dolara ulaştı.
Küresel para sistemindeki gelişmeleri değerlendiren MH Markets Araştırma Bölüm Başkanı Mazen Selhab, “Business with Lubna” programında şu temel soruyu gündeme getirdi: ABD, özellikle önümüzdeki on yıllarda “dijital yuan”ın temsil ettiği genişleme sürecini durdurabilir mi?
Selhab’a göre Çin’in dijital para sistemi iki kurumsal düzeyden oluşuyor:
Birinci düzeyde, dijital yuanı ihraç eden ve ticari bankalara dağıtan Çin Halk Bankası bulunuyor.
İkinci düzeyde ise dijital bankalar, bu parayı Çin içindeki müşterilere dağıtıyor.
Geçen yılki verilere göre Çin’de yaklaşık 900 milyon kullanıcı dijital yuanı benimsemiş durumda. Bu da yerel düzeyde son derece geniş bir yayılım anlamına geliyor.
Selhab’a göre bu durum yalnızca ödeme araçlarında teknik bir gelişme değil; operasyonel sonuçlar da doğuruyor. Sistem maliyetleri düşürüyor, gelişmiş bir ödeme altyapısı sunuyor ve uluslararası para transferlerinde geleneksel SWIFT sisteminden uzaklaşma imkânı sağlıyor.
Ancak Selhab, konunun sadece teknik açıdan ele alınamayacağını vurguluyor. Çin Komünist Partisi yönetimi altında devlet, büyük bankalar üzerinde doğrudan kontrol sahibi. Çin Halk Bankası ise merkez bankası rolünü üstleniyor.
Daha önce özel şirketler tarafından yönetilen ödeme sistemleri —örneğin Alibaba Group’a bağlı Ant Group ve Tencent’in sahibi olduğu WeChat uygulaması— özel çerçevede faaliyet gösteriyordu. Ancak yeni sistem, Çin hükümetine ödemeler üzerinde tam denetim imkânı veriyor ve para sisteminden kontrol dışı sızıntıları engelliyor.
Selhab’a göre Çin hükümetinin hedeflerinden biri de kripto paralarla mücadeleydi. Çünkü bu varlıklar merkez bankası otoritesine tabi değil. Pekin son yıllarda kripto paralara karşı ciddi bir mücadele yürüttü ve yayılımını önemli ölçüde sınırlamayı başardı. Bunun arkasında, kripto paraların resmi denetim dışında finansal transferlerde kullanılabileceği yönündeki kaygı bulunuyor.
Selhab’a göre önümüzdeki yıllarda belirleyici kriter, dijital yuanın Çin içinde başarılı olması değil, Çin’in bu sistemi sınırları dışında yayabilme kapasitesi olacak. Bu gerçekleşirse —ki Selhab bunu zaman meselesi olarak görüyor— küresel ticarette doların konumu doğrudan meydan okumayla karşılaşabilir.
ABD’nin en büyük endişesi, ülkelerin ticari işlemlerinde dolara olan bağımlılığının azalması. Selhab, ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’i çevreleme ve Amerikan ekonomisini koruma amaçlı politikalarının, dolardan uzaklaşma eğilimlerini dolaylı olarak güçlendirebileceğini savunuyor.
Selhab’a göre ABD’nin “çevreleme” yaklaşımı, Çin gibi güçlü bir rakip karşısında anlaşılabilir. Ancak ABD’nin hamlesi gecikmiş durumda. Çin artık küresel ölçekte yayılmış, ihracatta dünyanın en büyük ekonomisi konumuna gelmiş ve dünyanın büyük bölümü ticari olarak Pekin ile Washington’dan daha fazla ilişki kuruyor.
Euro örneği
Selhab, yaklaşık on yıl önce ABD’nin euroyu dolar için en büyük tehdit olarak gördüğünü ve Avrupa’nın ABD’ye bağımlılığı azaltmak için ortak para birimini güçlendirmeye çalıştığını hatırlatıyor.
Ancak bugünkü tablo farklı. Çin, 15 yıl önce sahip olmadığı küresel ekonomik etkiye bugün sahip. Yine de Selhab, para dengelerinde köklü bir dönüşümün kısa vadede kolay olmadığını belirtiyor.
Dijital üstünlük ve teknolojik kapasite pratikte iki güçte yoğunlaşıyor: Çin ve ABD. Avrupa ve İngiltere geride kalmış durumda; Rusya ise bu alanda tamamen oyun dışı.
Milyarlarca dolarlık altyapı gerekiyor
Selhab’a göre küresel ölçekte yaygınlaşabilecek egemen dijital para birimleri için devasa altyapı ve yüz milyarlarca dolarlık yatırım gerekiyor. ABD’deki istikrarlı finansal sistemler, bu sektörde elli yılı aşkın süredir faaliyet gösteren büyük şirketlere dayanıyor. Son yıllarda ortaya çıkan şirketler ödemeleri kolaylaştırsa da henüz küresel ölçekte geniş yayılıma ulaşmış değiller.
Sonuç olarak Selhab, egemen dijital para birimlerinin daha geniş çaplı yayılımının mümkün olduğunu ancak bunun uzun zaman alacağını belirtiyor ve böyle bir dönüşümün en az bir on yıl içinde gerçekleşmesinin zor olduğunu ifade ediyor.





