Direniş ve Boykota Devam!

Abone Ol

7 Ekim Aksa Tufanı hareketinden bu yana siyonist terör rejiminin, Gazze Şeridi başta olmak üzere Batı Şeria ve Lübnan’da sivillere yönelik katliam ve soykırım saldırıları ve açlık politikası sözde ateşkese rağmen devam ediyor.

28 Şubat’ta haydut devlet ABD ve terör rejiminin İran’a karşı başlattığı ve 40 gün devam eden savaş sonrası ABD ve soykırımcı terör rejiminin mağlup olarak talep ettiği ateşkes süreci, halen haydut ABD’nin aciz başkanı Trump’ın çelişkili açıklamaları ve tehditlerine rağmen devam ediyor.

Dünya kamuoyu ve Müslümanlar, ABD-terör rejimin İran savaşına odaklanmışken Gazze ve Lübnan’da aldatma amaçlı ateşkeslere rağmen açlık politikası ve sivillere yönelik soykırım saldırıları hız kesmeden devam ediyor.

Gazze ve Lübnan direnişi ve katliamların gündemden düşmesi ve devam eden Gazze ablukasını kırmak ve soykırımı gündemde tutmayı amaçlayan dünya vicdanının sesi “Küresel Sumud Filosu” yeniden harekete geçti.

12 Nisan'da İspanya'dan hareket eden filoya, İtalya'dan katılımlarla birlikte 60’tan fazla tekneden oluşan konvoy, 26 Nisan'da Gazze istikametine doğru yola çıktı. Filoda 39 farklı ülkeden toplam 345 katılımcı yer aldı. Bunların 178'i İspanya'dan, 167'si ise İtalya'dan katıldı. Filoda 31 Türkiyeli aktivist de yer aldı. Gazze için yola çıkan filo, 29 Nisan gecesi Girit Adası'nın yaklaşık 50 mil batısındaki uluslararası sularda Yunanistan devletinin yardımıyla siyonist rejim unsurlarının saldırısına uğradı, aktivistler alıkonuldu ve işkence gördüler.

Dünya kamuoyunda oluşan tepkilerden sonra aktivistler Girit adasında serbest bırakıldı ve İstanbul’a getirildiler. Ancak filonun yönetim ekibinde yer alan Thiago Ávila ve Saif Ebu Keshek serbest bırakılmayıp esir alındı ve sözde mahkemeye çıkarılıp gözaltı süreleri uzatıldı. Thiago Ávila’nın başına aldığı darbeler nedeniyle iki kez bilinç kaybı yaşadığı ve iki aktivistin de kaçırılma ve işkenceyi protesto amacıyla açlık grevine başladığı bildirildi.

Ülkemizde ve dünyada resmi makamların yaptığı tepki açıklamalarında uluslararası hukukun çiğnendiği gibi söylemler, 7 Ekim’den beri yaşananlar karşısında artık komik kaçıyor. Ortada uluslararası kurumlar ve hukuk diye bir şey kaldı mı? Soykırımcı Terör rejimi ve hamisi büyük şeytan ABD, bu kurum ve ilkeleri ne zaman tanıdı?

Tüm bunlara rağmen abluka ve soykırıma dikkat çekmek ve ablukayı kırmak amaçlı insanlık vicdanının harekete geçmesiyle oluşan Küresel Sumud Filosu tıpkı; Ekim 2025 ve 2010 yılında Mavi Marmara seferinde olduğu gibi görevini hakkıyla yerine getirdi. Gazze soykırımını ve direnişini gündemde tutmayı ve Gazze’yi dünya halklarının unutmadığı ve unutmayacağını, soykırıma alışmayacağımızı ve soykırımı normalleştirmeyeceğimizi tüm dünyaya gösterdi.

Sivil direniş sembolü haline gelen Küresel Sumud Filosu katılımcılarını tebrik ediyor ve gayretlerinin hiçbir zaman boşa gitmediğini ve gitmeyeceğini müjdelemek istiyorum.

Bizler de Gazze ve Lübnan direnişine tüm imkanlarımızla destek olmalı ve Sumud gibi sivil girişimlere sahip çıkmalı ve devamlılığı için çabalamalıyız. Gazze ve Lübnan direnişini, soykırımı ve işgalcilere destek veren ülkelere ve işgalci ürünlere boykotu büyüterek devam etmeli ve gündemi soğutmalarına izin vermemeliyiz. Ateşkes oyunlarıyla bizi Gazze, Batı Şeria ve Lübnan’dan uzaklaştırma tezgahlarına izin vermeyelim. Boykotu sürdürmede gevşeklik göstermeyelim. Boykotu çocuklarımıza aşılayalım ve bir kültür, bir hayat metodu haline getirelim. Soykırım savaşı bitse bile boykot devam etmelidir.

Selam ve dua ile…