Bir çok hassas konuda sorulan sorulara, etik gerekçelerle cevap vermekten kaçınan yapay zeka modelleri, kullanıcıların ibadet, muamelat ve fıkıh gibi hayati önem arz eden hassas sorularına yanıt vermede bir sorun görmüyor.
"Dijital Müftü, Molla Yapay Zeka" gibi esprili yakıştırmalarla halkın gündemine oturan Yapay Zeka, internet üzerindeki devasa veri yığınlarını saniyeler içinde tarayarak cevap üretebiliyor. Ancak zaman zaman halüsinasyon gördüğü bilinen yapay zekanın dini konulardaki aracılığı güvenilir olmaktan çok uzak. Zira dini meseleler sıradan veri yığınları değildir, hata payı kabul etmezler.
Peki yapay zeka ne tür hatalar yapar? Yapay zekanın gördüğü söylenen halüsinasyonlar neden kaynaklanır?
Yapay Zekanın Teknik Yetersizliği ve Sık Yaptığı Hatalar
Yapay Zekanın dini konularda güvenilir olmamasının bir çok nedeni vardır, ancak biz burada yapay zekanın sadece teknik yetersizliği üzerinde duracağız.
- Yapay zeka Halüsinasyonu, yani uydurması ve yalan söylemesi... Yapay zeka sistemleri, bazen gerçekte var olmayan hadisleri veya kaynakları varmış gibi uydurabilmektedir. Bu durum, sahih dini bilginin tahrif edilmesine yol açabilir. Peki bir makine nasıl olur da yalan söyler? Bunun teknik alt yapısı nedir?
- Yapay zekanın "halüsinasyon görmesi" durumunu şöyle açıklayabiliriz: Sistem, cevabını bilmediği bir konuda “bilmiyorum” demek yerine o konuda bir şeyler uydurur, yani yalan söyler. Elbette insanlar gibi yalan söylemez, ancak kullanacak veri bulamayınca, bu veriyi kendisi üretir ve vereceği soruya da, ürettiği bu verileri temel alarak cevap verir.
- Yani yapay zeka, elindeki devasa veri yığınından kelimeleri birbirine yakıştırarak mantıklı görünen cümleler kurmaya çalışır. Ancak bazen elinde yeterli bilgi olmadığında, sanki gerçek bir kaynak varmış gibi uydurma bir hadis, hayali bir yazar veya hiç yaşanmamış bir olay kurgulayabilir. İşin tehlikeli tarafı, bunu çok profesyonel ve kendinden emin bir üslupla yaptığı için, okuyucu bunun gerçek bir bilgi mi yoksa halüsinasyon (uydurma) mı olduğunu asla anlayamaz.
- Fıkıhta verilen hüküm, illet ve hikmete bağlıdır. Yani her soru, o soruyu soran kişinin özelinde cevaplanır. O kişinin soruyu soruş nedeni, medeni durumu, zaruret hali, maddi imkanları (verilen hükmü yerine getirebilme kapasitesi) gibi etkenler verilen cevabın şeklini belirlemede çok önemlidir. Fetva verecek olan müftü, soru ile soruyu soran kişi arasında bir bağlam kurar ve cevabını ona göre şekillendirir. Yapay zekanın bu yeteneği henüz yoktur.
- İslam hukukundaki mezhep farklılıklarını ve bu farklılıkların uygulama alanlarını sentezleme yeteneği yapay zekada henüz olgunlaşmamıştır.
- Yapay zeka, bir alimde bulunması gereken, ihlas, takva, adalet, mürüvvet, vicdan gibi şartların hiçbirini taşımaz. O sadece bilgi yığınları içerisinden mantıklı sonuçlar türetmeye çalışır. Bu sonuçların dinin ruhuyla uyumlu olup olmadığını sorgulamaz.
- Kişinin ruh ve vicdanına hitap eden dini fetvalar, sıradan akademik bilgi ya da teknik veriler değildir. Hüküm verilirken yapılacak en küçük bir hata “helali haram, haramı helal yapma” sonucu doğurabilir. Ki böyle bir hatanın dindeki etkileri yıkıcıdır.
- Yapay zeka, dini hükümlerle ilgili görüşler arasından birini tercih edecekse, analitik olarak en mantıklı olanı seçer. Zaman, mekan, kültür gibi etkenleri yok sayar. Oysa İslam alimleri bir toplum için uygun olan bir hükmün, başka bir toplum için zaruretler gereği uygun olamayacağını bilirler.
Geleceğin Müftülüğü: Yapay Zeka İslam İlimlerine Hizmet Edebilir mi
Yapay zekanın hatalarını eleştirmekle birlikte, bu teknolojinin sunduğu imkanları körü körüne reddetmek yanlış bir yaklaşımdır.
Asıl mesele şudur ki, teknolojiyi alim yerine koymak yerine, onu alimlerin hizmetine vermeli, yan etkilerini bertaraf edecek prosedürler çerçevesinde faydalanılmalıdır. Yapay zeka; binlerce ciltlik tefsir, hadis ve fıkıh külliyatını saniyeler içinde tarayarak alimlerin araştırmalarına hız katabilir.
Yani yapay zeka dini alanlarda sadece alimlerin asistanı olarak görev almalıdır. Ona bunun dışında bir anlam yüklemek yanlış sonuçlar doğurabilir.

Alimler ve Medreseler Birliği (İttihadul Ulema)’nın Son Sözü
Konuyla ilgili en net açıklama, saha tecrübesi ve fıkhi derinliği ile rüştünü ispatlamış bir kurum olan İttihadul Ulema’dan gelmiştir. İttihadul Ulema yapay zekanın bir "müftü" veya "merci" (makam) olarak kabul edilmesini caiz görmemiştir.
İttihadul Ulema’ya göre; kaynağı belli olmayan, senedi doğrulanmamış ve bir alimin onayından ve süzgecinden geçmemiş Yapay zeka verileriyle amel etmek fıkhen risklidir.

Bilginin Kaynağından Öğrenilmesi Hakkında Ayet Ve Hadisler
Dini konuların ciddiyeti ve bilginin ehil kişilerden alınması hususunda Kur'an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye'nin uyarıları şöyledir:
Enbiya Suresi 7. Ayet
فَاسْأَلُوا أَهْلَ الذِّكْرِ إِن كُنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (bilgi sahiplerine) sorun.
Başka bir hadisi şerif, sanki işlediğimiz bu konuya atıfta bulunuyormuş gibidir:
إِنَّ هَذَا الْعِلْمَ دِينٌ فَانْظُرُوا عَمَّنْ تَأْخُذُونَ دِينَكُمْ
Şüphesiz ki bu ilim dindir. Öyleyse dininizi kimden aldığınıza iyi bakın.


