Washington Post'ta yayımlanan ve Hintli gazeteci Rana Ayyub'un imzasını taşıyan analiz yazısı, Hindistan'ın devlet eliyle yürüttüğü dijital gözetim uygulamalarını mercek altına aldı.
Yazıda, Başbakan Narendra Modi liderliğindeki hükümetin son on yılda, vatandaşların telefon görüşmeleri ve dijital iletişim verilerini geniş ölçekte izleyip depolayabilen paralel bir dijital güvenlik altyapısı kurduğu vurgulandı.
Analize göre Hindistan, vatandaşların gizlilik haklarını koruma konusunda uluslararası sıralamalarda alt sıralara gerilemiş durumda.
İngiliz bir şirketin yaptığı son araştırma, ülkenin bu alanda Çin ve Rusya'ya yakın bir performans sergilediğini ortaya koyuyor. Bu tablo, dünyanın en kalabalık "demokrasilerinden" biri olarak tanımlanan Hindistan'ın giderek daha yoğun bir gözetim rejimine yöneldiğine işaret ediyor.
Hükümetin kullandığı yöntemler arasında, telefon hatlarının dijital uygulamalar ve teknik cihazlarla entegre edilmesi öne çıkıyor. Bu sistem sayesinde yetkililerin arama kayıtlarına, mesajlara, fotoğraflara ve ağ bilgilerine erişebildiği belirtiliyor. Söz konusu uygulamalar, özellikle muhalif siyasetçiler, gazeteciler ve aktivistler üzerinde yoğunlaşıyor.
Bu politikalar ülkede ciddi bir toplumsal tepkiye yol açtı. Tartışmaların merkezinde ise "Aadhaar" adı verilen biyometrik kimlik sistemi bulunuyor. Başlangıçta sosyal yardım hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak amacıyla kurulan sistem, parmak izi ve göz taraması gibi biyometrik verileri bankacılık, vergi, telefon hatları ve özel dijital platformlarla ilişkilendirerek günlük yaşamın merkezine yerleşti. Rana Ayyub'a göre bu yapı, devlete vatandaşların kimliği ve davranışları hakkında son derece ayrıntılı bir harita çıkarma imkânı veriyor.
Yazıda, Hindistan'ın askeri düzeyde gelişmiş casus yazılımları kendi vatandaşlarına karşı kullanmaktan da çekinmediği hatırlatıldı.
2023 yılında Apple'ın çok sayıda Hintli gazeteci ve muhalife gönderdiği uyarılar, cihazlarının "israil" menşeli Pegasus casus yazılımı ile hedef alınmış olabileceğini ortaya koymuştu. Hindistan'ın bu yazılımı geliştiren şirketin müşterileri arasında yer alması, tartışmaları daha da derinleştirmişti.
Ayyub, ülkedeki gözetim mimarisinin yalnızca yapısal değil, yönetsel olarak da sorunlu olduğuna dikkat çekiyor. Dijital gözetim politikalarının, şeffaf yasalar yerine yürütme talimatlarıyla şekillendirildiğini belirten yazar, bunun yargı ve parlamento denetimini zayıflattığını vurguluyor. Bu yapı, gözetim faaliyetlerini fiilen hesap sorulamaz hale getiriyor.
Sonuç olarak analiz, Hindistan'ın dünyadaki en kapsamlı devlet gözetim sistemlerinden birini kurduğunu ortaya koyuyor.



