DERS ALMAK

Abone Ol

Uzun bir çalışma ve istişare süreci sonunda hazırlanan rapor TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda kabul edildi.

Komisyon raporuna HÜDA PAR’ın verdiği “şerh ile kabul” konusu pek konuşulmadı; ama aslında çok önemliydi.

HÜDA PAR pansuman tedbirlerle bu sorunun çözülemeyeceğini, kalıcı, gerçekçi, kapsayıcı ve ayağı yere basan düzenlemelerin yapılması gerektiğini uzun süre dile getiriyordu, nitekim şerh metninde de bu konulara değindi. Özellikle Kürt meselesinin çözümünün şiddet konusu ile beraber zikredilmemesi, bu iki konunun net sınırlar ile birbirinden ayrılması gerektiğine vurgu yapıyor HÜDA PAR. Hak ve özgürlüklerin silah bırakma şartına bağlanmasının doğru olmadığını özellikle belirtiyor. İslam kardeşliği ortak paydasının sorunun çözümü için tek yol olduğunu ifade ediyor.

Rapor, son haline zaten hükümet kanadı tarafından getirildiği için onlardan bir itiraz ya da bir şerh beklemek yersizdi. Ama CHP ve DEM’in de hiç itiraz etmemesi ilginçti. Özellikle CHP tarafı komisyon çalışmalarını sürekli sabote etmiş, sorun çıkarmıştı. Bu arada komisyona sunulan CHP raporunun içeriği de CHP’lilerin bir kısmı dahil kimseyi memnun etmemişti.

Örgütün siyasi uzantısı olarak faaliyet gösteren partinin tutumu ilginçti. Şöyle bir açıklama yaptılar:

"Bu raporu ikinci aşamanın resmen başlangıcı olarak kabul edebiliriz. Bundan sonra Türkiye'nin yeni bir takvime ihtiyacı var. Komisyon'un raporda yer verdiği tespit ve tavsiyelerin zaman kaybetmeden yerine getirilmesi için bir an önce yasal düzenlemelere dair çalışmalara başlanmalıdır."

Bundan anlaşılan, raporun İmralı tarafından da kabul gördüğü gerçeğidir, aksi takdirde partiden böyle teslimiyetçi bir açıklama gelmezdi.

Ama sonra örgütün çatı yapılanması olduğu söylenen KCK’den zehir zemberek bir açıklama geldi.

Örgüt açıklamasında “Kürt sorununun adı konulmadığı için çözümün mümkün olmadığından” söz ediyor, “Gerillaya silah bırak evine dön, demenin onur kırıcı” olduğunu belirtiyor, Öcalan serbest bırakılmadığı için “devletin ciddiyetinin sorgulandığından” söz ediyordu.

Peki, öyleyse Öcalan onaylı DEM açıklaması ne oluyor?

Şimdi eğer KCK bu açıklamayı Öcalan’a rağmen yapmışsa “süreçte ciddi bir sıkıntı” var demektir.

Suriye’de yaşananları da göz önünde bulundurduğumuzda önümüze şöyle de bir ihtimal çıkar: KCK bu açıklamayı Öcalan’ın onayıyla yaptı.

Aslında Amerika’nın İran’a yönelik saldırı ihtimali gündemdeyken Suriye’de Mazlum Abdi’nin yeniden “özerklik” söylemini, PKK’nin Şengal’den çıkmamasını ve İran’da PKK uzantısı örgütlerden PJAK’ın Amerikan hedefleri doğrultusunda hazırlık yaptıklarına dair açıklamaları KCK’nin “Komisyon raporuna eleştiri” açıklamasıyla beraber okumak lazım.

PKK, farklı uzantılarıyla, bölge dinamiklerini çok hesaba katmadan değişen dengeler üzerinden yeni adımlar atma, kaostan kazanımlar elde etme hesapları yapıyor. İran’a yönelik bir Amerikan saldırısının tüm bölgeyi etkileyebileceğinin farkındalar ve bir yerlerden gelen vaatlere göre tavır belirlemeyi düşünüyorlar. Bu, Suriye’de yaşananları unutarak Amerika’ya “emrindeyiz” mesajından başka bir şey değil.

Ancak anlaşıldığı kadarıyla özellikle son 30 yıldır yaşananlardan pek ders almamışlar.

Öcalan’ı Türkiye’ye teslim edenler sadece bölgesel ve küresel çıkar hesapları neyi öngördüyse onu yaptılar. Aynı şekilde askeri eğitim verdikleri ve ağır silahlarla donattıkları SDG’yi çıkarların yönü değiştiğinde hemen yüz üstü bıraktılar.

Evet, komisyon raporunda bazı sıkıntılar var; ama bu silah bırakmaktan vazgeçip küresel emperyalist güçler hesabına yeni maceralara atılmayı mantık çerçevesinde izah etmeye yetmez.

Yaşananlardan ders almak önemli.