Deprem ve Yeni Anayasa`ya etkisi

Abone Ol
Allah`ın adıyla
Yeni anayasa tartışmaları, ta seçim öncesine dayanır. Hatta partilerin seçim vaatlerinin temelini sivil anayasa, insanı merkeze alan özgürlükler, zamanında milletten alınmış hakların iadesi… Oluşturuyordu. Nitekim Meclisin yeni döneminin en hararetli tartışmalarının bel kemiği yine yeni anayasa ve yeni anayasa çalışmalarıdır.
PKK`nın eş zamanlı saldırıları bu paraleldeki tartışmalara darbe vurduysa da sekteye uğratamadı. Ki zaten uğratmamalıydı.
23 Ekim Pazar gününe geldiğimizdeyse o günde gerçekleşen ve zihinlerde iz bırakan, tarihe not düşen iki önemli hususu ele almak istiyorum.
Birinci husus: Mustazaf Der`in organizesi ve birçok STK`nın destek ve katkılarıyla gerçekleştirilen Diyarbakır Peygamber (İstasyon) Meydanında 'İnanca Saygı ve Başörtüsüne Özgürlük Mitingi'dir.
İnanca saygı duyan yüz binlerin 'inanca saygı duyulması ve başörtüsünün yasak ve sınırlamalardan hürriyete kavuşması' için meydanlarda olması büyük bir ehemmiyete sahiptir. Evet, Mustazaf Der 'her yerde başörtüsü', 'her yerde iffet ve haya', 'kamusal alana girene kadar değil zulüm bitene kadar' sloganlarıyla inanç özgürlüğü ve başörtüsü adına yüz binleri toplamasıyla yine bir ilke imza attı.
Yeni anayasa çalışmalarının olduğu bu günlerde hak ve özgürlükler adına yüz binler: 'Ben Müslüman`ım. İnancıma sahip çıkıyorum; benim dinimi, inancımı gör. İnancıma ve başörtüsüne kemal-i özgürlük istiyorum' mesajlarını verdi ilgili yerlere.
Milletin mesajının ulaşması gereken yere ulaşmış olmasını ve yeni anayasada bunun göz önünde bulundurulmasını umuyorum.
İkinci husus: Van ve ilçelerinde meydana gelen 7.2 şiddetindeki depremdir. Rabbimizden temennimiz; ölenlere rahmet ve kalanlara sabır ve selamet bahşetmesidir.
Konumuza gelirsek, deprem anında çekilen videolardan depremin ürpertici dehşetini okumak zor olmazsa gerek. O dehşet anlarındaki acizlikten dolayı yükselen tekbir sesleri zor zamanlardaki teslimiyetin en güzel örneklerindendir.
Peki depremin yeni anayasa çalışmalarına nasıl bir etkisi olabilir. Depremle yeni anayasa çalışmaları arasında nasıl bir bağlantı kurulabilir? Diye düşünebilirsiniz.
Depremle Yeni anayasa çalışmaları arasındaki bağlantıyı iki pencereden okuyabiliriz.
Birinci pencere: Deprem Kürtlerin yoğunluklu olarak yaşadığı bir yerde oldu. Nasıl ki deprem sebebiyle ırkı, dili, rengi ön plana çıkarmadan insan olma bağlamında birbirimize sahip çıkıyorsak; birbirimizin eksikliklerini kapatmaya çalışıyorsak, üzüntü ve acısını paylaşıyorsak aynen öyle meclisin yeni anayasayla ırk, dil ve renk farklılıklarını gözetmeden; insanı merkeze alan bir bakış açısıyla; tüm vatandaşlarını kucaklaması lazımdır. Dahası ırkı, dili, rengi ne olursa olsun her vatandaşın hak ve hürriyetlerini anayasal güvence altına alması lazımdır.
İkinci pencere: Müşrikler 'Allah göğün Rabbi, putlarımız da yerin Rabbleri' deyip kendilerince Allah`ı dünya hayatlarına, nizam ve kanunlarına karıştırmadıkları gibi TC`nin kuruluşundan bu yana bazıları Allah`ı hayata karıştırmamaya çalıştılar, çalışıyorlar. İşte deprem, 'Allah göğün Rabbi olduğu gibi yerin de Rabbi`dir. Güç, kudret ve hükümran sahibidir. Müsebbib-ül Esbab istese sizi ansızın yakalar ve sizi dehşet içerisinde bırakır.
Allah`ı, kanun ve düzenlerine karıştırmayı istemeyenler güç yetiriyorlarsa; deprem ve benzeri afetleri engelleyebiliyorlarsa, ölüme, ölümlerine çare bulabileceklerse Allah`ı, kanun ve düzenlerine karıştırmasınlar.' Der. Ki çare bulamıyorlar. Ölüm hak olduğu kadar ve ölüme çare bulamadıkları kadar kıyametin kopması, mahşer ve hesap da haktır. Bunlara çare olmadığı gibi bunlardan kaçış da yoktur. Öyleyse bu yeni anayasa çalışmalarının olduğu bu günlerde ilgililer bu depremden kendi paylarına düşeni alıp, İslam`ı ve Müslümanları göz önünde bulundursunlar.
Eminim ki Vanlı kardeşlerimizin yaşadığı korkuları, dehşet anlarını sözde Müslüman özde din düşmanı laikler yaşasaydı 'Allah' deyip korkudan titreyeceklerdi ve o an Allah`a teslim olacaklardı.
Neticeye gelirsek, demokrasi diyorsanız, millet diyorsanız. Sorsanız değil Diyarbakır`daki yüz binler belki milyonlar yeni anayasanın İslami ve insani hakları güvence altına alması gerektiğini haykıracaktır. Veya eğer Müslüman`sanız, Allah ve peygamber`e her şeyinizle teslim olmuşsanız, hayattan da dersler çıkarıyorsanız… O zaman yine aynı şekilde İslami ve insani haklar için kolları sıvamanız lazımdır.
Vatandaşından milletvekiline, başbakanına kadar; kınayıcıların kınamasından çekinmeden din ve iman için meydanları inleten, elini taşın altına bırakan, bırakacak olan yiğitlere selam olsun.