Güncel

Deprem uzmanı o fay hattını işaret edip uyardı!

Türkiye'nin deprem gerçeği tartışılmaya devam ederken, Prof. Dr. Şener Üşümezsoy'dan dikkat çeken bir değerlendirme geldi. Özellikle Bingöl ve Erzincan hattını kapsayan Yedisu Fayı üzerindeki risklerin güncel verilerle yeniden hesaplanması gerektiğini belirten uzman isim, yıllardır süregelen bazı senaryoların geçerliliğini yitirdiğine dikkat çekerek konunun tüm ayrıntılarını paylaştı.

Abone Ol

Kahramanmaraş merkezli büyük yıkımın ardından gözler olası yeni sarsıntılara çevrilmişken, yerbilimcilerin fay hatları üzerindeki çalışmaları aralıksız sürüyor. Kamuoyunda sıkça tartışılan Yedisu Fayı ile ilgili çarpıcı bir çıkış yapan Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, ezberleri bozan değerlendirmelerde bulundu. Kuzey Anadolu Fayı üzerindeki bazı risk analizlerinin eski modellere dayandığını belirten tecrübeli isim, tehlikenin gerçek boyutunun anlaşılabilmesi için yepyeni bir bakış açısına ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi.

YEDİSU FAYI İÇİN YENİ BİR ANALİZ ŞART

Üşümezsoy, toplumda sıklıkla dile getirilen “Yedisu Fayı 1784’ten beri kırılmadı” şeklindeki ifadenin bilimsel bir neticeye varmak için tek başına yeterli olamayacağını vurguladı. Olası sarsıntı risklerinin sadece geçmişteki kırılmalara bakılarak değil, günümüzdeki stres transfer modelleri hesaba katılarak incelenmesi gerektiğini belirten yerbilimci, 1939 yılında yaşanan Erzincan depreminin ardından ortaya çıkan enerji yüklenmesinin farklı fay parçaları üzerinde yarattığı etkilere işaret etti.

İKİ BÖLGEDEKİ ÖNGÖRÜSÜ DOĞRU ÇIKTI

Geçmiş yıllardaki tahminlerini hatırlatan Üşümezsoy, 2012 yılında yaptığı incelemeler sonucunda üç farklı noktaya dikkat çektiğini belirterek Elazığ Sivrice ve Marmara Kumburgaz-Silivri hatlarını ön plana çıkardığını anımsattı. Uzman isim, Sivrice'de 2020 yılında ve Marmara'da 2026 yılında meydana gelen sarsıntıların bu öngörülerini haklı çıkardığını ifade etti. Yedisu Fayı için ise çok daha kapsamlı çalışmalara gereksinim duyulduğunu anlatan Üşümezsoy, 1949 Karlıova ile 1992 Erzincan kırıkları arasında kalan bölümün titizlikle incelenmesi gerektiğini aktararak, fayın kırılmamış uzunluğu saptanmadan net bir büyüklük tahmini yapmanın imkansız olduğunu söyledi.

GEÇMİŞ MODELLERLE YOLA DEVAM EDİLMEMELİ

Günümüzdeki deprem yorumlarının büyük bir kısmının 1999 yılındaki sarsıntı öncesinde hazırlanan stres transfer modellerine dayandığını anlatan Üşümezsoy, bu durumun yarattığı eksikliklere değindi. ABD'li uzmanlar Ross Stein ve Aykut Barka'nın geçmişte yaptığı çalışmaların sürekli tekrarlandığını ancak yeni fay parçası analizlerinin yeterince değerlendirilmediğini aktaran uzman isim; Kuzey Anadolu Fayı boyunca uzanan hatta Bingöl, Ovacık ve Yedisu fayı üzerindeki enerji birikiminin güncel veriler ışığında baştan hesaplanmasının zorunlu olduğunu belirtti.

ADALAR FAYI HAKKINDAKİ İDDİALARA İTİRAZ ETTİ

Tartışmaların odağındaki Marmara Denizi ve Adalar Fayı hakkında da farklı bir pencere açan Üşümezsoy, 1999 yılındaki depremin ardından enerjinin Adalar hattına kaydığı yönündeki hakim düşünceye katılmadığını bildirdi. Bölgedeki enerjinin 1894 yılında yaşanan sarsıntıyla büyük oranda boşaldığını savunan Üşümezsoy, İznik Gölü üzerinden geçen ve Kuzey Anadolu Fayı'nın uzantısı sayılan senaryoların da güncel verilerle tam olarak örtüşmediğine değinerek, genel kabuller yerine doğrudan fay analizlerine odaklanılması gerektiğini savundu.