Güney sahillerine inildikçe bozulan jeolojik yapı, denizel çökellerin ve genç formasyonların varlığıyla durumu daha da kritik bir hale getirir. Tüm fay ve zemin haritaları üst üste konulduğunda, İstanbul'da deprem riskine karşı en savunmasız, zemini en çürük ilçe olarak Avcılar acı bir tabloyla öne çıkar.
Avcılar'ın Heyelana Meyilli Killi ve Kumlu Yapısı
İlçenin üzerine kurulduğu "Gürpınar Formasyonu", çoğunlukla gevşek kum, zayıf kireçtaşı ve plastisite özelliği yüksek killerden oluşan oldukça dayanıksız bir yeraltı anatomisine sahiptir. Avcılar'ın morfolojisi, özellikle Marmara Denizi'ne ve Küçükçekmece Gölü'ne bakan yamaçlarda devasa heyelan ve toprak kayması risklerini de içinde barındırır. Kil tabakalarının arasına sızan yeraltı suları, toprağın kayma direncini adeta sabun gibi kayganlaştırarak düşürür. Hem taşıma gücü düşük hem de eğimli alanlarda stabilite sorunu yaşayan bu zemin, depremin yatay kuvvetlerine karşı binaları koruyacak hiçbir tutunma yüzeyi sağlamamaktadır.
Uzak Depremlerin Yakın ve Şiddetli Etkisi
1999 Gölcük felaketinde, merkez üssüne yüzlerce kilometre uzakta olmasına rağmen İstanbul'da en büyük yıkımın ve can kaybının Avcılar'da yaşanması asla bir tesadüf değildir. Kocaeli'den yola çıkan sismik dalgalar, Avcılar'ın bu kalın ve yumuşak tortul havzasına girdiğinde hapsolmuş, sarsıntının süresi uzamış ve şiddeti katlanarak binalara vurmuştur. Sıvılaşma derecesi çok yüksek olan bu sahil şeridi, olası bir Adalar veya Kumburgaz segmenti kırılmasında doğrudan ve en ağır sarsıntıya maruz kalacak olan hedeftir. İlçede zemine uygun olmayan eski yapı stoğunun acilen sıvılaşma önlemli yeni temellerle yenilenmesi, megakent için bir beka meselesidir.