Dünya

Dağların arasında nükleer hazırlık

Son uydu görüntüleri, Çin’in Sichuan eyaletindeki dağlık bölgelerde yer alan gizli nükleer tesislerinde genişleme ve modernizasyon çalışmalarını hızlandırdığını ortaya koydu.

Abone Ol

Çin, küresel güçler arasındaki yeni rekabet dönemine girilirken nükleer silah üretim kapasitesini artırıyor. Son dönemde ortaya çıkan uydu görüntüleri, Pekin’in gizli nükleer tesislerinde genişleme ve modernizasyon çalışmalarının hız kazandığını gösteriyor. Bu gelişmeler, ABD ile Rusya arasında kalan son nükleer silah anlaşmasının da sona ermesiyle küresel silah kontrol mekanizmalarının zayıfladığı bir döneme denk geliyor.

Sichuan’daki gizli vadiler

Güneybatı Çin’in sisli ve verimli vadilerinde yer alan bazı tesisler dikkat çekiyor. Sichuan eyaletindeki “Zitong” adlı vadide mühendislerin yeni, güçlendirilmiş depolar ve tahkimatlar inşa ettiği görülüyor. Boru hatlarıyla donatılmış yeni bir kompleks, burada son derece tehlikeli maddelerle çalışıldığını düşündürüyor. Bu bilgiler, ABD merkezli New York Times gazetesinin yayımladığı bir rapora dayanıyor.

Bir diğer vadi ise çift çitle çevrili “Pingtong” tesisi. Uzmanlar, Çin’in burada plütonyum içeren nükleer savaş başlığı çekirdekleri ürettiğine inanıyor. Ana yapının, 110 metre (360 feet) yüksekliğindeki havalandırma bacasıyla birlikte son yıllarda yenilendiği; yeni havalandırma sistemleri ve ısı dağıtıcıların eklendiği, ayrıca çevresinde ek inşaat faaliyetlerinin sürdüğü belirtiliyor.

Silah kontrol sürecini zorlaştıran genişleme

Sichuan’daki bu tesisler, bölgede son yıllarda genişletilen veya modernize edilen birçok gizli nükleer faaliyet alanından sadece bazıları. Çin’in bu nükleer hamlesi, ABD ile Rusya arasındaki son nükleer silah anlaşmasının süresinin dolmasının ardından küresel silah kontrol rejimini yeniden canlandırma çabalarını daha da karmaşık hale getiriyor.

Washington, bundan sonraki anlaşmaların Çin’i de kapsaması gerektiğini savunuyor; ancak Pekin’in bu yönde bir isteklilik göstermediği ifade ediliyor.

Uydu görüntülerini ve görsel kanıtları analiz eden coğrafi veri istihbaratı uzmanı Rene Babiarz, New York Times’a yaptığı değerlendirmede, “Bu tesislerde yerde gördüğümüz değişiklikler, Çin’in küresel bir süper güç olma hedefiyle uyumlu. Nükleer silahlar bu hedefin ayrılmaz bir parçası” dedi.

Babiarz, Çin genelindeki nükleer tesisleri bir “mozaik” olarak tanımlayarak, tümüne birlikte bakıldığında hızlanan bir büyüme modeli ortaya çıktığını belirtti. “Bu tesislerin hepsinde bir gelişim yaşandı; ancak genel olarak değişim 2019’dan itibaren belirgin biçimde hızlandı” ifadelerini kullandı.

ABD ile artan gerilim

Çin’in nükleer genişlemesi, ABD ile gerilimi artıran bir unsur haline geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı Silahların Kontrolü ve Uluslararası Güvenlik’ten sorumlu yetkilisi Thomas G. DiNanno, bu ay Çin’i küresel yasağa aykırı şekilde gizli “nükleer patlama testleri” yapmakla suçladı. Pekin ise bu iddiaları kesin bir dille reddetti. Uzmanlar, söz konusu suçlamaların dayandığı kanıtların ne kadar güçlü olduğu konusunda farklı görüşler dile getiriyor.

Pentagon’un en son yıllık tahminine göre Çin’in 2024 sonu itibarıyla 600’den fazla nükleer savaş başlığı bulunuyor ve 2030 yılına kadar bu sayının 1.000’e ulaşması bekleniyor.

Çin’in cephaneliği hala ABD ve Rusya’nın sahip olduğu binlerce savaş başlığından daha küçük olsa da, büyüme hızının endişe verici olduğu ifade ediliyor. Eski ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) Nükleer Güvenlik Politikası Merkezi’nde görev yapan Matthew Sharp, “Gerçek bir diyalog olmadan bu sürecin nereye evrileceğini öngörmek çok zor. Bu da bizi en kötü senaryolara göre plan yapmaya zorluyor ve bu son derece tehlikeli” dedi.

Mao döneminden günümüze

Sichuan’daki tesisler yaklaşık 60 yıl önce, Mao Zedong’un “Üçüncü Cephe” projesi kapsamında inşa edilmişti. Bu proje, Çin’in nükleer silah laboratuvarlarını ve üretim tesislerini ABD ya da Sovyet saldırılarına karşı korumayı amaçlıyordu.

On binlerce bilim insanı, mühendis ve işçi, ABD’li nükleer bilim insanı Danny Stillman’ın daha sonra “İç Nükleer İmparatorluk” olarak tanımladığı yapıları büyük bir gizlilik içinde inşa etti.

1980’lerde Çin’in Washington ve Moskova ile ilişkilerinin yumuşamasıyla birlikte birçok “Üçüncü Cephe” tesisi kapatıldı ya da küçültüldü. Bilim insanlarının çoğu, yakındaki Mianyang kentinde kurulan yeni bir silah laboratuvarına geçti. Ancak Pingtong ve Zitong gibi bazı tesisler faaliyetini sürdürdü; bu dönemde değişim daha kademeli ilerledi ve Çin’in görece küçük bir nükleer cephanelik politikasını yansıtıyordu.

Son yedi yılda hızlanan dönüşüm

Yaklaşık yedi yıl önce bu ihtiyatlı dönem sona ermeye başladı. Çin, birçok nükleer silah tesisini hızla inşa etmeye veya modernize etmeye koyuldu. Sichuan’daki inşaat faaliyetleri de bu süreçte ivme kazandı.

Bu genişleme kapsamında Mianyang’da dev bir lazer ateşleme laboratuvarı inşa edildiği ve bu tesisin, gerçek bir nükleer patlama gerçekleştirmeden savaş başlıklarının incelenmesinde kullanılabileceği belirtiliyor.

Pingtong kompleksinin tasarımı, burada nükleer savaş başlıklarının kalbini oluşturan ve genellikle plütonyum içeren metal çekirdeklerin (pits) üretildiğine işaret ediyor. Uzmanlar, mimarinin ABD’deki Los Alamos Ulusal Laboratuvarı gibi tesislerle benzerlik gösterdiğini belirtiyor.

Zitong’daki yeni depolar ve tahkimatların ise büyük olasılıkla “yüksek patlayıcıların” test edilmesi için kullanıldığı ifade ediliyor. Bu kimyasal bileşikler, nükleer maddelerde zincirleme reaksiyonu başlatacak koşulları oluşturmak amacıyla kullanılıyor.