Çocuklarımız Konusunda Hatayı Nerede Yaptık?

Abone Ol

Ortada bir ateş var..

Hepimizin sinesini yakıp kavuran..

Ortada bir yangın var, kıvılcımları her eve sıçramış durumda..

Ülkece Şanlıurfa ve Kahramanmaraş okul saldırılarıyla kahrolduk.

Doğrusu hiç kimse, ne o menfur saldırıları gerçekleştiren canileşmiş gençlerin ne de o saldırılara uğrayan masum çocukların ebeveynlerinin yerinde olmak istemez.

Akıl, insaf ve ahlâk yoksunu istisnaları bir kenara bırakırsak; hiçbir anne-baba çocuğunu bir cani, bir katil olsun diye yetiştirmez. Aynı şekilde hiçbir ebeveyn, evinden sonra en güvenli liman olması gereken okulda evladının böylesi bir vahşete kurban gitmesini kabullenemez. Fakat öyle bir noktadayız ki; yakan da yanan da aslında yanlış bir sistemin kurbanı.

Kontrolsüz şekilde girilen ve hiçbir sınırı, ahlâk etiği olmayan sosyal medya mecraları, şiddeti özendiren filmler, idealize edilen yanlış rol modeller, çeteleşmeler de cabası...

Tüm bunlara bir dur demek için, önlem almak, harekete geçmek için artık ne olmalı mesela?

Hayatlarının baharında olması gereken gençlerin hem kendilerine hem çevrelerine zarar verecek seviyeye gelmesi toplumun içinde bulunduğu çürümüşlüğün en net resmi değil midir?

Yıllarca yanlış yöntemlerle yetiştirilen, baskılanan çocukların mağduriyeti konuşuldu. Ama buradan hiç olmayacak acı bir reçete çıkarıldı.

Her istediği önüne sunulan, sınırları olmayan, kuralları çiğneyebilen, canının istemediği hiçbir şeyi asla yapmayan bir çocuk modeli idealize edilmeye başlandı.

Mottolar oluşturuldu...

Gibi gibi bir sürü kalıp cümle.

Kısacası ifrat ve tefrit arasında itidalden uzaklaşıldı.

Sonuç..

Normal bir telkini bile zorlama olarak gören, her istediğini yapmaya hakkı olduğunu düşünen, çok uç ve yanlış olsa bile kendi kararlarını kendi veren, kimsenin kendisine karışmasına tahammül edemeyen, daha önce yapılmamış, akla hayale gelmeyecek eylemleri yapmaya azmetmiş, istediği gibi fütursuzca hareket eden ama asla tatmin olamayan, yalnız, mutsuz ve istikrarsız genç profiller türedi...

Anne baba ise birer maddi sponsor, lojistik görevlisi-getir götür işini yapan garson, oda olmazsa koruyucu melek haline geldi..

Hülâsa bu yangın hızla yayılıyor, çember de daralıyor!

Toplum olarak çocuklarımız, gençlerimiz konusunda kendimize gelmenin vakti geldi de geçiyor...

İlk yapmamız gereken aile hayatlarımızı acilen muhabbet, samimiyet, merhamet ve sağlıklı iletişimle takviye etmek, her türlü olumsuzluğu tasfiye etmek, ailemizi çağın kirlerinden, pisliklerinden tezkiye etmek.

Bugün çocuklarına, ailesine, hanesine asrın çirkefinden bulaşmayan hiçbir aile kalmadı neredeyse...

Kiminin az, kiminin çok..

Şu durumda içine düşeceğimiz en büyük gaflet, kendimizi tüm bunlardan müstağni görmek olacaktır.

Rabb’imiz bu konuda seferber olanlara, gayret edenlere elbette yardımcı olacaktır.

Çaba bizden takdir ve hidayet Rabb’imizdendir...