Güncel

Çocuklar, kadınlar ve milyarlık istismar endüstrisi

Yapay zeka ve dijital platformlar üzerinden yürütülen yeni nesil istismar ağlarının, çocuklar ve kadınları hedef alarak küresel ölçekte bir şiddet ve sömürü ekonomisine dönüştüğü uyarısı yapılıyor.

Abone Ol

Soruşturmalar Telegram gibi şifreli platformlar üzerinden yapay zeka ile üretilmiş sahte müstehcen görüntü ve videoların büyük çapta yayıldığını ortaya çıkardı. Bu durum, dijital istismarın artık bireysel ilişkilerin ötesine geçerek, milyonlarca potansiyel mağduru etkileyen küresel bir endüstriye dönüştüğüne işaret ediyor.

Çocuk istismarına yönelik kıtalar arası bir yapı

Molly Rose Vakfı (Molly Rose Foundation), cuma günü yaptığı açıklamada, “The Com” adıyla bilinen küresel bir çevrim içi ağ konusunda kamuoyunu uyardı. Vakıf, bu ağların günümüzde çocuklar için internet üzerindeki en ciddi tehditlerden biri olduğunu belirtti. Kuruluş, bu yapıların cinsel istismar, siber zorbalık, kendine zarar verme ve intihara teşvik gibi eylemlerde bulunduğunu ifade ederek, hükümetler, kolluk kuvvetleri ve teknoloji şirketlerinden oluşan uluslararası ve eşgüdümlü bir müdahale çağrısında bulundu.

Bu uyarı, dijital danışmanlık şirketi Resolver tarafından hazırlanan ve 2017 yılında çevrim içi zararlı içeriklere maruz kaldıktan sonra intihar eden İngiliz genç Molly Russell’ın ailesi tarafından kurulan vakıfla birlikte yürütülen bir rapora dayanıyor.

Rapora göre “The Com” üyeleri genellikle ABD ve Avrupa başta olmak üzere farklı ülkelerden gelen ergenler ve 20’li yaşların başındaki gençlerden oluşuyor. Bu kişiler; şiddet içeren içerikler, yasa dışı cinsel materyaller, oyunlar, kripto paralar gibi alanlarda ortak ilgi paylaşıyor. Ağa katılım için resmi bir mekanizma bulunmuyor; yapılanmalar daha çok Discord ve Telegram gibi platformlarda toplanıyor.

Kolluk kuvvetleri bu faaliyetleri “şiddet içeren nihilist aşırılık” ve “çevrim içi sadistik istismar” olarak tanımlıyor. Raporda “The Com”, dijital zarar üzerine kurulu bir ortamda iç içe geçen alt kültürler, ağlar ve davranışlardan oluşan geniş bir yapı olarak nitelendiriliyor.

Belgelenen vakalar arasında; psikolojik olarak kırılgan bir yetişkinin başka bir ülkeye seyahat etmeye ikna edilmesi ve canlı yayın sırasında kendini yakmaya zorlanması gibi aşırı örnekler de yer alıyor. Veriler, ağ üyelerinin kendine zarar verme ve yeme bozukluğu topluluklarını özellikle hedef aldığını, hatta oyun platformları, canlı yayın siteleri, mesajlaşma uygulamaları ve sosyal ağlar üzerinden sahte destek grupları kurarak mağdurları tuzağa düşürdüğünü gösteriyor.

Rapora göre ağ, İngiltere’deki büyük perakende şirketlerine yönelik siber saldırılarla bağlantılı grupları da kapsıyor. Bu ağlarla ilişkili kişilerden biri, terör içerikli belge bulundurmak ve internet üzerinden intihara teşvik etmek suçlarından dokuz yıl hapis cezasına çarptırıldı. Resmi makamlar, Birleşik Krallık ve ABD’de bu yapılar hakkında halihazırda uyarılar yayımlamış durumda.

Raporda, “The Com” üyelerinin çoğunun 11–25 yaş aralığında, sosyal olarak izole ve aidiyet arayışında olduğu; faaliyetlerin özellikle ABD, Rusya ve Brezilya’da yoğunlaştığı belirtiliyor. Bazı mağdurların zamanla fail hâline dönüşebildiği de vurgulanıyor.

Ağ üç ana kola ayrılıyor: Cinsel şantaj ve çocuk istismarı yapan sadist ağlar, aşırı sağ veya nihilist ideolojileri yayan ideolojik ağlar, büyük şirketleri hedef alan finansal/siber suç ağları

Kadınlara yönelik dijital şiddet

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, Refuge adlı kuruluş, teknolojinin kadınları kontrol etmek ve takip etmek için giderek daha fazla kullanıldığı uyarısında bulundu. Kuruluşa göre, 2025’in son üç ayında teknoloji yoluyla istismar ve zorlayıcı kontrole maruz kalan kadınlara yönelik başvurular rekor seviyeye ulaştı. En karmaşık vakalarda yüzde 62 artış yaşandı ve bu kapsamdaki kadın sayısı 829’a çıktı. 30 yaş altındaki kadınlara yönelik başvurular ise yüzde 24 arttı.

Kullanılan yöntemler arasında; akıllı saatler ve sağlık takip yüzükleriyle izleme, akıllı ev sistemlerinin kontrolü ve yapay zeka uygulamalarıyla kimlik taklidi ve içerik manipülasyonu yer alıyor.

Kuruluş ayrıca yapay zekanın; sahte video ve resmi belgeler üretmek, mağdurların itibarını zedelemek, onları hukuki veya sosyal tuzaklara sürüklemek için kullanılabildiğini vurguluyor. Diyabet takibi gibi tıbbi cihazların kötüye kullanımına dair risklere de dikkat çekiliyor.

Sahte müstehcen görüntü ekonomisi

Bir araştırmada, dünya genelinde milyonlarca kişinin Telegram üzerinden yapay zeka ile üretilmiş sahte müstehcen görüntü ve videolar paylaştığını ortaya koydu. Araştırma, Birleşik Krallık’tan Brezilya, Çin, Nijerya, Rusya ve Hindistan’a kadar uzanan kullanıcıları barındıran en az 150 Telegram kanalını tespit etti.

Bu kanallarda kullanıcılar, herhangi bir kadının fotoğrafını yükleyerek onun adına müstehcen içerikli görüntü veya videolar üretebiliyor. Bazı kanallar bu hizmeti ücret karşılığında sunarken, bazıları sıradan kadınların, ünlülerin ve influencer’ların görüntülerini yayımlıyor. Nijerya merkezli bazı ağların, sahte içerikleri çalınmış gerçek görüntülerle birlikte paylaştığı ve deepfake araçlarının nasıl kullanılacağına dair rehberler sunduğu belirlendi.

Telegram, yaptığı açıklamada sahte görüntülerin hizmet şartlarına aykırı olduğunu, ihlal içeren içeriklerin tespit edildiğinde kaldırıldığını ve 2025’te 952 binden fazla yasaklı içeriğin silindiğini duyurdu. Apple ve Google da bağımsız soruşturmaların ardından, yüz milyonlarca kez indirilen bazı çıplak görüntü üretme uygulamalarını mağazalarından kaldırdı.

Raporlar, yapay zeka araçlarının kadınlara yönelik dijital şiddeti ciddi biçimde artırdığını ortaya koyarken, hukuki korumanın yetersizliğine dikkat çekiyor. Dünya Bankası verilerine göre ülkelerin yüzde 40’ından azında kadınları dijital taciz ve takipten koruyan yasalar bulunuyor. Birleşmiş Milletler ise 1,8 milyar kadın ve kız çocuğunun dijital istismara karşı yasal korumadan yoksun olduğunu tahmin ediyor.

Uzmanlar, Telegram kanallarının rızaya dayanmayan mahrem görüntü paylaşımının parçası olan daha geniş bir ekosistemin yalnızca bir halkası olduğunu belirtiyor.