Dünya

Claude sistemi: İran ABD yapay zekasına nasıl karşı koyuyor?

“Maven” sistemi içinde yer alan “Claude”, askeri hedeflerin hızlı ve hassas biçimde belirlenmesinde devrim oluşturdu. Peki İran İslam Cumhuriyeti buna nasıl karşılık verdi?

Abone Ol

Yapay zeka teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte askeri hedeflerin belirlenmesi artık yalnızca insan analiz ekiplerine veya geleneksel operasyon merkezlerine bağlı olmaktan çıktı. Modern sistemler artık uydulardan, insansız hava araçlarından ve yer sensörlerinden gelen milyonlarca veri birimini toplayabiliyor ve bunları çok kısa sürede analiz ederek yüzlerce hatta binlerce potansiyel hedefi içeren ayrıntılı haritalar oluşturabiliyor.

Bu bağlamda, San Francisco merkezli “Anthropic” şirketi tarafından geliştirilen “Claude” modeli, “Maven” adı verilen dijital askeri sistemin temel bileşenlerinden biri haline geldi. Bu sistem, askeri hedefleme konusunda anlık tavsiyeler sunabiliyor, İran İslam Cumhuriyeti'ndeki hedeflere yönelik ayrıntılı planlar hazırlayabiliyor ve saldırı önceliklerini belirleyebiliyor. Bu nedenle İran, veri analizi ve operasyonel karar alma süreçlerinde merkezi bir odak haline geldi.

“Claude” bir insansız hava aracı veya savaş robotu olarak çalışmıyor; bunun yerine verileri analiz eden ve içlerindeki kalıpları ortaya çıkaran dijital bir “akıl” olarak görev yapıyor. Böylece herhangi bir savaş sahasında öncelikler ve uygun saldırı yöntemleri hakkında hassas değerlendirmeler sunabiliyor.

Bu sistem tamamen Palantir Technologies’in veri analiz platformu ile Amazon Web Services’in sağladığı bulut altyapısının entegrasyonuna dayanıyor. Bu sayede çok büyük miktarda veri kısa sürede işlenerek sahada kullanılabilecek istihbarat bilgilerine dönüştürülebiliyor.

Yapay zeka sistemlerinin askeri hedeflemedeki gücü

Modern yapay zeka teknolojilerinin askeri hedeflemedeki kapasitesini test etmek için araştırmacılar, 2003 Irak işgalinin simülasyonunu gerçekleştirdi. Bu simülasyon, “Kızıl Ejderha” (Red Dragon) adı verilen bir askeri tatbikat serisi kapsamında yapıldı.

Amaç, Maven sistemi ve onun analitik “beyni” Claude’un performansını, o dönemde kullanılan geleneksel hedefleme hücreleriyle karşılaştırmaktı.

Simülasyon sonuçları, bu sistemlerin karmaşık verileri son derece hızlı ve verimli biçimde işleyebildiğini gösterdi. Geleneksel hedefleme hücrelerinde yaklaşık 2000 analist ve askeri personel görev yapıyor ve komuta merkezleri, mühimmat depoları veya kritik toplanma noktaları gibi hedeflerin önceliklerini belirlemek için günlerce çalışmak zorunda kalıyordu.

Buna karşılık Maven ve Claude kullanan 20 kişilik küçük bir ekip, aynı görevleri hatta bazı durumlarda daha iyi sonuçlarla gerçekleştirebildi ve hedef haritasını gerçek zamanlı olarak güncelleme yeteneğine sahip oldu.

Analitik verilere göre sistem, 24 saat içinde 5 milyondan fazla istihbarat veri noktasını analiz edebiliyor. Buna karşılık geleneksel insan ekipleri aynı süre içinde 50 bin veriden daha azını işleyebiliyordu.

Bu fark, karar alma hızını da ciddi şekilde etkiledi. Geleneksel sistemde hedef önceliklerini belirlemek yaklaşık 72 saat sürerken, yapay zeka destekli sistemde bu süre 2 saatten daha kısa bir zamana indi. Ayrıca insan hatası oranı da %2’nin altına düştü. Bu veriler Wall Street Journal tarafından yayımlanan analizde yer aldı.

Yapay zeka savaş alanında nasıl kullanıldı?

“Claude” gibi sistemler yalnızca teorik çalışmalarla sınırlı kalmadı; gerçek askeri operasyonlarda da kullanıldı ve yapay zekânın savaşlarda kullanılmasına ilişkin tartışmaları artırdı.

Ocak 2026’da, ABD güçleri Venezuela’nın başkenti Karakas’ta karmaşık bir operasyon gerçekleştirdi ve Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ile eşini kaçırdı. Bu olay uluslararası düzeyde geniş tepkilere yol açtı.

Wall Street Journal’ın Pentagon kaynaklarına dayandırdığı habere göre Claude sistemi bu operasyonda kullanıldı. Sistem yalnızca planlama ve istihbarat analizinde değil, operasyonun sahadaki yürütülmesi sırasında da devreye girdi.

Claude, uydu görüntülerini ve sahadan gelen veri noktalarını analiz ederek operasyondaki birliklere yönlendirme sağladı.

Bu kullanım, ABD Savunma Bakanlığı ile Palantir Technologies arasındaki teknik iş birliği sayesinde gerçekleşti. Palantir, bakanlığa ve federal güvenlik kurumlarına veri analizi ve istihbarat entegrasyonu araçları sağlıyor.

Askeri analistlere göre bu yapay zeka kullanımı yalnızca analiz hızını artırmakla kalmadı; aynı zamanda karmaşık istihbarat verilerini erken aşamada birleştirerek karmaşık şehir ortamlarında operasyonların koordinasyonunu kolaylaştırdı. Bu değerlendirme Associated Press tarafından yayımlanan bir raporda da yer aldı.

İran yapay zeka tehdidine nasıl karşı koydu?

Bu yeni tehditle karşı karşıya kalan İran İslam Cumhuriyeti için “Claude” sistemi, özellikle İran hedeflerine yönelik saldırı planlamasında önemli bir araç haline geldi.

Sistem milyonlarca istihbarat veri noktasını analiz ederek bazen 24 saat içinde yaklaşık 1000 hedef içeren listeler hazırlayabiliyordu. Bu hedefler arasında şunlar bulunuyordu:

İran Devrim Muhafızları üsleri, kısa ve orta menzilli balistik füze birlikleri, füze fırlatma platformları, “Bavar-373” ve “Khordad-3” gibi ana hava savunma sistemleri

Ancak İran İslam Cumhuriyeti yalnızca bu gelişmeleri izlemekle yetinmedi. Yapay zeka sistemlerini zorlamak ve savaş alanındaki analizleri karmaşıklaştırmak için çok yönlü karşı stratejiler geliştirdi.

İlk olarak hareketli hava savunma ve füze sistemlerini güçlendirdi. “Fateh-110”, “Qaem” ve “Khalij Fars” gibi balistik füzeler konuşlandırıldı. Ayrıca sürekli frekans değiştirebilen gelişmiş radarlarla donatılmış mobil hava savunma sistemleri devreye alındı.

Bu durum, yapay zekanın topladığı verileri kesin hedef haritalarına dönüştürmesini daha karmaşık hale getirdi. Bu değerlendirme The Guardian gazetesinin raporunda yer aldı.

Aynı zamanda İran İslam Cumhuriyeti, yüzlerce “Shahed-136” tipi insansız hava aracı ve silahlı sürat tekneleriyle eş zamanlı saldırılar düzenleyerek yapay zeka algoritmaları üzerinde büyük baskı oluşturdu.

Askeri çalışmalar, akıllı sistemlerin aynı anda çok sayıda tehditle karşılaştığında hedef tahmini hata oranlarının %20–25’e kadar çıkabileceğini gösterdi.

Bunun yanında elektronik karıştırma (jammer) sistemleri, hareketli füze rampaları ve gelişmiş kamuflaj teknikleri kullanarak hedeflerin gizlenmesini sağladı. Bu yöntemlerin bazı hassas bölgelerde akıllı saldırıların etkinliğini %30-40 oranında azalttığı bildirildi.

İran’ın tatbikatları

İran Devrim Muhafızları, yapay zeka destekli saldırılara karşı hazırlık amacıyla 500’den fazla olası hedef senaryosunu içeren askeri tatbikatlar gerçekleştirdi.

Bu tatbikatlar şunları içeriyordu: çoklu füze saldırısı simülasyonları, insansız hava araçlarının kullanımı, kara savunma sistemlerinin dinamik şekilde yeniden konuşlandırılması

Associated Press’e göre bu tatbikatlar, hareketli füze savunmaları, eş zamanlı saldırılar ve elektronik karıştırmanın birleşimi sayesinde Claude’un veri analizini bazı senaryolarda %60–70 oranında geciktirdiğini ortaya koydu.

Bu durum ülkeye karşı hamle yapma ve erken tehditlere yanıt verme konusunda daha geniş bir zaman aralığı sağladı.

Ülke hareketli füze savunmaları, eş zamanlı saldırılar, elektronik karıştırma ve kapsamlı askeri tatbikatları birleştirerek yapay zekâ tabanlı askeri sistemlere karşı stratejik bir karşı koyma kapasitesi geliştirdi.

Bu yaklaşım, savaş alanındaki dijital sistemlerin hedefleri kesin şekilde analiz etme kabiliyetini sınırladı.

Bu durum ülkenin gelişmiş füzelerinin israil ve ABD üslerine ulaşabilmesi ve hava savunma sistemlerinin bazı katmanlarını aşabilmesiyle de ortaya çıktı.