Çin askeri kurumu içinde onlarca yıldır görülen en geniş çaplı tasfiye planının birinde, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, yolsuzlukla mücadele gerekçesiyle Halk Kurtuluş Ordusu’nun (PLA) komuta kademesini yeniden şekillendirmeyi sürdürüyor. Ancak bu sürecin daha derin bir hedefi olduğu değerlendiriliyor; kontrolü sıkılaştırmak ve askeri hazırlık seviyesini artırmak. Bu kapsamda, söz konusu görevden almaların Pekin’in savaş kabiliyeti ve başta Tayvan dosyası olmak üzere stratejik seçenekleri üzerindeki etkileri tartışma konusu.
İstihbarat raporları
Teorik olarak tek bir düğmeye basılmasıyla Batı Çin’deki füze silolarının kapaklarının açılması ve ABD’ye ulaşabilecek nükleer silahların fırlatılması gerekiyor. Ancak 2024 yılında ortaya çıkan ABD istihbaratına dayalı bilgiler, sarsıcı bir tabloya işaret etti; Silo inşaatlarında kullanılan malzemeler “gereğinden ağırdı” ve bazı füzelerin yakıt yerine “su ile dolu” olduğu tespit edildi.
Bu skandal ya da benzeri olayların sızıntının yayımlanmasından aylar önce, Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun nükleer caydırıcılıktan sorumlu kolu olan “Roket Kuvvetleri”nin komutasının Şi Cinping tarafından görevden alınmasını hızlandırdığı düşünülüyor.
Bu adım, ordu içindeki yolsuzlukla mücadele kapsamında yürütülen geniş çaplı bir planın parçasıydı. Şi’nin 14 yıl önce iktidara gelmesinden bu yana yüzlerce subay görevden alındı; ordunun önde gelen isimleri hakkında cezai suçlamalar yöneltildi. Gözlemcilere göre bu süreç, hem sistemi “temizleme” hem de onu modern bir savaş gücü haline getirmek üzere yeniden inşa etme amacını taşıyor.
Geçtiğimiz hafta kampanya daha da genişleyerek birinci sınıf bir generali de kapsadı; Üniformalı askerler arasında en üst düzey isim olan ve görevden alındığı bildirilen Zhang Youxia. Bu tasfiye, görevden almaların yalnızca yolsuzlukla sınırlı kalmayıp, ordu içindeki sadakat dengelerinin yeniden mühendisliğine uzanabileceğinin bir göstergesi.
Uzmanlar, Çin liderliği açısından yolsuzluğun yalnızca içsel bir sorun değil, ordunun hazırlık seviyesine yönelik doğrudan bir tehdit olarak görüldüğünü; aynı zamanda askeri kurumu denetim altına almak ve stratejik hedeflere yönlendirmek için kullanılan siyasi bir araç olduğunu belirtiyor. Bu hedefler arasında, 2027’ye kadar Tayvan’ın işgali ihtimaline hazırlanmak ve 2049’a kadar ABD’ye karşı küresel askeri üstünlüğü sağlamak yer alıyor.
Raporda, daha önce ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nda (CIA) Çin analisti olarak görev yapmış olan Jonathan Chin’in, kampanyanın kapsamını “ölçek ve derinlik açısından şaşırtıcı” olarak nitelediği ve bunun salt siyasi bir meşguliyet değil, operasyonel bir odaklanmayı yansıttığını söylediği aktarılıyor.
Asya Topluluğu’ndan (Asia Society) araştırmacı Neil Thomas ise Pekin’in, geleneksel bir yolsuzlukla mücadele kampanyasından daha geniş bir “siyasi disiplin aygıtı” inşa ettiğini; bunun sadakatsizlik ve Şi’nin politikalarını uygulamadaki yetersizlik gibi unsurları da hedef aldığını belirtiyor.
Yolsuzluğun ötesinde: Sadakat ve zamanlama testi
Rapora göre, özellikle General Zhang vakası, güç dengeleri ve operasyonel planlamaya ilişkin saiklere dair spekülasyonları artırıyor.
Zhang hakkında yürütülen soruşturmanın, “Merkez Askeri Komisyon Başkanı sorumluluk sisteminin ihlali” ile bağlantılı olduğunun açıklanması, Şi’nin komisyon başkanına kişisel sadakat ilkesini ne kadar sert biçimde vurguladığını gösteriyor.
Çin siyasetinin sisli atmosferinde ayrıntılar belirsizliğini korurken, “nükleer sırların sızdırılması” yönünde suçlamalar ve sızıntılar gündeme geldi; buna karşılık, Tayvan’la ilgili takvim konusunda liderlik içinde görüş ayrılıkları olduğu yönünde başka söylentiler de dolaşıma girdi.
Tasfiyeler komuta kapasitesini zayıflatıyor mu?
Askeri karar alıcıların daralması, bazı gözlemcilerde, bu tasfiye sürecinin; deniz, hava, siber ve uzay unsurlarını kapsayan kapsamlı bir koordinasyon gerektiren olası bir işgal gibi karmaşık operasyonları yönetmek için gerekli “tecrübeyi ortadan kaldırmış” olabileceği yönünde soru işaretleri doğurdu. Ancak Chin, rapora göre, bu değişikliklerin dağınıklık işareti olarak okunmaması gerektiği uyarısında bulunarak, bunun aksine yüksek düzeyde bir odaklanma ve savaş hazırlığının göstergesi olabileceğini savundu.
Askeri yatırımlar sürüyor
Raporda, yolsuzlukla mücadele kampanyasının; Şi’nin devraldığı orduyu tamamen farklı bir güce dönüştüren yoğun silahlanma ve harcamalarla eş zamanlı yürütüldüğü belirtiliyor; Parça sayısı bakımından dünyanın en büyük donanması, ikinci en büyük muharip hava gücü ve hızla genişleyen bir füze cephaneliği.
Resmi askeri bütçenin yaklaşık 250 milyar dolar olduğu ifade edilirken, analistler gerçek harcamanın bunun üzerinde olduğuna inanıyor.
Rapordan çıkan sonuç şu; Yolsuzluk, iç çekişmeler ve siyasi disiplin nedeniyle Çin askeri kurumu içinde yol “engebeli”; ancak yön değişmiş değil. Hedef, ordunun modernizasyonu, üzerindeki kontrolün güçlendirilmesi ve büyük stratejik seçenekler için tam hazırlık sağlanması olmaya devam ediyor.





