Çıkış Yolu: Hz. Muhammed’i Tanımak!

Abone Ol

Okul saldırılarının konuşulduğu bugünlerde, herkes bir çözüm arayışı içinde. Akademisyenler ve toplum bilimciler, eksiklikleri ve yapılması gerekenleri tek tek ortaya koyuyor. Elbette her birinin haklılık payı var. Ancak göz ardı edilmemesi gereken en önemli unsur, maneviyat eksikliğidir. Bu eksikliğin giderilmesi, bir eğitim meselesi olarak ele alınmalıdır.

Bu noktada, ahlâkın en güzel örneğini ortaya koyan Hz. Muhammed’in (sallallahu aleyhi ve sellem) hayatı, çocuklarımızın ve gençlerimizin ruh dünyasına ilmek ilmek işlenmelidir.

Bu konuda Asr-ı Saadet, önümüzde canlı bir örnek olarak durmaktadır. Mekke’nin sert mizaçlı insanları arasında Muhammedî nurun doğuşu, başlı başına bir mucizedir. Zulmün yaygın olduğu, insanların kendi kız çocuklarını dahi toprağa gömdüğü bir dönemde bu nurun ortaya çıkması, insanlık için bir kurtuluş olmuştur. Mekke’nin sert tabiatlı insanları, bu nur sayesinde değişmiş; Medine’nin yumuşak iklimiyle birlikte bu mesaj dünyaya yayılmıştır. Yalnızca 23 yıl gibi kısa bir sürede bu ışık, dünyanın dört bir yanını aydınlatmıştır. Karanlıktan nura uzanan bu yol, bugün de her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bir hakikattir.

Tarihe baktığımızda, ne zaman zulüm ve işgaller artmışsa, ümmetin bu ruha olan ihtiyacı da o kadar belirginleşmiştir. Hem zahirî hem de bâtınî tehlikeler karşısında, bir kurtuluş reçetesi olmuştur. Haçlı seferleri döneminde İslam coğrafyası büyük yıkımlar yaşamış, unutulmayacak katliamlar meydana gelmişti. Hatta ilk kıblemiz olan Kudüs dahi işgal altına girmişti.

İşte böyle bir dönemde, tarihin akışını değiştiren bir lider ortaya çıktı: Selahaddin Eyyubi. O, ümmeti yeniden bir araya getirecek ruhu ve sırrı keşfetmişti. Ümmet bilincini canlandırmak için toplumsal birliktelikleri etrafında toplamıştır. Kısa sürede bu ruh, geniş coğrafyalara yayıldı; birlik sağlandı ve Haçlılar mağlup edilerek başta Kudüs olmak üzere birçok belde yeniden özgürlüğüne kavuştu.

Bugün de İslam dünyası benzer sıkıntılarla karşı karşıyadır. Gazze’de, İran’da, Lübnan’da ve farklı bölgelerde yaşanan saldırılar; ülkemizde ise gençlerin yaşadığı buhranlar ve okul saldırıları, derin bir kriz hâlini göstermektedir. Böyle bir ortamda, yeniden o “Muhammedî nura” ihtiyaç vardır.

Bugünün çıkmazları ve zulümleri karşısında, “Adalet Peygamberi” olan Hz. Muhammed’in (sallallahu aleyhi ve sellem) çizgisine sarılmak; Onun ahlâkını hayatımıza taşımak her Müslüman için önemli bir sorumluluktur. Onun sevgisini kalplerde yaşatmak, adını yüceltmek için çaba göstermek ise bu sorumluluğun bir parçasıdır.

Bu doğrultuda, birlik ve beraberliği pekiştiren etkinliklere katılmak; farklı etnik kimliklerden insanların aynı değerler etrafında buluşmasını sağlamak büyük bir anlam taşır. Türk’üyle, Kürd’üyle, Arap’ıyla, Zaza’sıyla herkesin etrafında buluşması, ortak bir geleceğin en sağlam yoludur. Bu sevdayı topluma yayan Peygamber Sevdalıları’nın, 19 Nisan Pazar günü Diyarbakır’da gerçekleştireceği etkinlikte buluşalım.