CHP’deki Çatlak Derinleşiyor!

Abone Ol

Siyaset, bir partinin iç çalkantısıyla meşgul. CHP, tam bir kargaşa ve kaosla karşı karşıya.

CHP, geçmişte icraatlarıyla hep tartışıldı. Adında “Halk” sözcüğü olduğu hâlde, halkın değerleriyle çatışmaktan bir an olsun geri durmadı.

Bugünlerde delegelerin “tercihinden” ve “seçiminden” dem vuran zihniyetin, yeri geldiğinde tercih ve seçimi pek de kaale aldığı söylenemez. Cumhuriyetin ilk yıllarında bile bunun açık örnekleri vardır. İstediği onayı alamadığında Meclis’e kilit vurup adeta oyunun kurallarını kendine göre dizayn edecek kadar “tercih” yürütmüş ve bu konuda pervasız davranmıştır.

1999’da halkın oylarıyla seçilen başörtülü bir kadın milletvekiline karşı sergilenen saldırganlıkta da aslında parti adı farklı olsa bile aynı zihniyetin tevessül ettiği zorbalıklar görülmüştür.

O gün, “seçilmiş” bir vekile; hem de milletin seçmiş olduğu bir vekile saygı gösterildiği pek söylenemez.

“Had bildirmek”ten söz ederek, dokunulmazlığı bulunan kadın vekil için okul çocukları gibi “Dışarı, dışarı!” diye tempo tutanlar ve vekilin kapısına polis gönderecek kadar gözü dönmüş bir tavır sergileyenler, adeta bir barbarlık örneği ortaya koymuşlardı. Bu zihniyetin seçilmişlere karşı öyle büyük bir saygısı olduğu da pek görülmedi.

Özellikle sol gelenekten gelen bu partilerin neredeyse tamamının -belki istisnalar vardır diye kesin hüküm vermiyorum- halkın seçimine çok da değer verdiği söylenemez. Örneğin DEM Parti’nin savunduğu değerlerle, kendisine oy veren halkın değerleri karşılaştırılabilir.

Şimdi CHP’de “seçilmiş-atanmış” tartışmaları devam ederken herkesin kendisini “hak sahibi” olarak görmesi, bölünmenin habercisi olsa gerek.

Bir tarafta delegelerin satın alınması iddiasıyla elde edildiği öne sürülen bir genel başkanlık hevesi, diğer tarafta seçimle değil mahkeme kararıyla gelen bir parti başkanlığı… Bunun tabanda da bölünmelere sebebiyet vereceği açıktır. Dolayısıyla “CHP’de çatlak derinleşiyor” tanımlaması pek de yanlış olmasa gerek.

Burada iki taraf için de “haklı olmak” yetmeyecektir. Çünkü gücü ele geçirecek taraf hangisiyse, partiyi elde tutacak olan da o olacaktır. Tabii bu durum bir süre daha böyle devam edecektir; ta ki “hak” ile “güç” bir yerde buluşana kadar.

“Kurultaylar Partisi CHP”yi bu sefer kurultay da kurtaramadı. Perde arkasında yaşanan skandallar, rüşvet iddiaları ve satın alındığı öne sürülen oylar, bu kez 2023’ten bu yana yapılan bütün kurultayları da tartışmalı hâle getirdi.

Tek partili seçimler dönemi -nasıl adına seçim deniyorsa artık- hariç tutulursa, tek başına iktidar yüzü göremeyen CHP’nin, kendi içinde yaşadığı bu siyasi çalkantılarla düştüğü yerden nasıl kalkacağı da gerçekten merak konusudur.

Mustafa Kemal tarafından kurulan Cumhuriyet Halk Partisi, 1923–1950 arasında Türkiye’deki tek parti döneminin iktidar partisiydi. 1950’den sonra yapılan çok partili seçimlerde CHP, artık tek başına iktidar olamadı. Sadece çeşitli dönemlerde, farklı şartlar altında ve genelde askeri vesayetin dahliyle koalisyon hükümetlerinde yer aldığı olmuştur.

Böyle devam ederse, yaşanan yeni çatlaklar ve bölünmeler CHP’yi tamamen iktidar ihtimalinden uzaklaştıracaktır. En azından şu an görünen tablo budur.