Tıp literatüründe en agresif enfeksiyon türlerinden biri olarak kabul edilen Naegleria fowleri, genellikle 30 ile 45 derece arasındaki sıcak tatlı sularda, göl ve nehirlerde yaşam alanı buluyor. Enfeksiyon riskinin suyun içilmesiyle veya insandan insana temasla oluşmadığını özellikle vurgulayan uzmanlar, tehlikenin sadece burun mukozası yoluyla girişlerde ortaya çıktığını belirtiyor. Yüzme, dalış veya su sporları sırasında burun kanalından içeri sızan amip, koku alma sinirlerini (olfaktör sinir) bir otoban gibi kullanarak doğrudan beyne ulaşıyor. Beyin dokusuna yerleşen organizma, burada hızla çoğalarak 'Primer Amebik Meningoensefalit' (PAM) adı verilen ve beyin dokusunu eriten ölümcül bir tabloyu ortaya çıkarıyor.
MUSLUK SUYU VE TESİSATLARDAKİ 'BİYOFİLM' TEHLİKESİ
Ölümcül amibin sadece doğal su kaynaklarında değil, şehir altyapılarında da gizli bir tehdit oluşturduğu tespit edildi. Özellikle klorlamanın yetersiz yapıldığı musluk sularında, su depolarında ve bina içi tesisatların boru hatlarında oluşan 'biyofilm' tabakaları, bu organizmalar için korunaklı bir sığınak işlevi görüyor. Amibin bu tabakalara tutunarak dezenfektanların etkisinden korunduğu, ayrıca lejyoner hastalığı ve tüberküloz gibi ciddi rahatsızlıklara yol açan diğer bakterilere de ev sahipliği yaparak onların hayatta kalmasına zemin hazırladığı kaydediliyor.
BU BELİRTİLERE DİKKAT!
Enfeksiyona yakalanan hastaların kurtulma şansının istatistiksel olarak yok denecek kadar az olması, korunma önlemlerini tek çare haline getiriyor. Uzmanlar, sıcak tatlı sularda yüzerken başın suya sokulmaması, suyun dibinin karıştırılmaması ve mutlaka burun klipsi kullanılması gerektiğini vurguluyor. Şüpheli su temasının ardından aniden gelişen şiddetli ön baş ağrısı, yüksek ateş, ense sertliği, mide bulantısı ve kusma gibi nörolojik belirtiler görüldüğünde, vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması ve hekime mutlaka su teması öyküsünün anlatılması gerektiği ifade ediliyor.