Cesaretin Sessiz Hali: Vazgeçebilmek

Abone Ol

Hayat, insan için hem mucizeler hem de sınavlarla dolu bir yolculuktur. Karşılaştığımız her durum, bazen bize mutluluk ve huzur getirir, bazen ise sıkıntı ve stresin yükünü omuzlarımıza yükler. Ancak tüm bu deneyimler, insanoğlunun yaşamını anlamlandırması ve olgunlaşması için vardır. Zor zamanlar, her insanı sınar; ama en yüce dayanışma ve güven duygusu, insanı yücelerin yücesine sığınmaya, O’na güvenmeye yönlendirir. Bu güven, sıkıntıları hafifletir ve ruhu rahatlatır.

Hayatta herkes, az ya da çok sorunlarla karşı karşıya kalır. Önemli olan ise bu süreçte kendini kaybetmemektir. Edep, saygı ve ahlak, insanın pusulasıdır. Haya duygusu ise bunların temelidir; haya gittiğinde, geriye kalan çoğu değer anlamını yitirir. İnsan, kendisine yakışanı yapmakla yükümlüdür; bu, sadece bir sorumluluk değil, aynı zamanda edebin gereğidir.

Hayatta seçimler yapmak kaçınılmazdır. Bu seçimlerde hakkaniyetli ve adil olmak büyük önem taşır. Kimsenin hakkına girmemek, kimseye haksızlık etmemek, zulüm ve iftiradan uzak durmak; doğru yaşamanın şartıdır. Ancak bazen en zor ama en değerli seçim, vazgeçmektir. Çünkü vazgeçmek, sanıldığı gibi bir yenilgi değil, insanın kendisine karşı kazandığı büyük bir zaferdir.

Toplum, cesareti genellikle büyük kararlar almak, risklere atılmak, kalabalığın aksine yürümek üzerinden tanımlar. Oysa cesaret, her zaman yüksek sesle konuşmaz. Bazen en güçlü duruş, sessizce geri çekilmekte saklıdır. Çünkü cesaret, sadece seçtiklerimizde değil; çoğu zaman vazgeçebildiklerimizde gizlidir. Vazgeçmek, zihni ve ruhu yoran ilişkilerden, tüketen hayallerden, artık bize ait olmayan yollardan kopabilmektir. Bu kopuş, insanın kendi sınırlarını fark etmesiyle mümkündür.

Her ısrar, bir güç göstergesi değildir. Bazen ısrar, sadece kendimizi oyalamaktan ibarettir. Hayat, sürekli devam etmemizi değil; doğru zamanda durabilmeyi de ister. Çünkü bazı kapılar kapanmadan, yenileri açılamaz. Vazgeçmek, yüklerden kurtulmak, omuzları hafifletmek ve yeniden nefes alabilmektir. Bu nedenle vazgeçmek bir kayıp değil, aksine bir kurtuluştur.

Asıl cesaret, “devam etmeliyim” baskısına rağmen, “artık yeter” diyebilmektir. Başkalarının beklentilerini değil, kendi iç sesimizi dinleyebilmektir. Vazgeçmek, geçmişi inkâr etmek değil; geleceğe alan açmaktır. Her vazgeçiş, içinde yeni bir başlangıcı taşır. Belki de hayat, bizi zaman zaman bırakmaya zorlar; çünkü bırakmadan büyüyemeyiz, bırakmadan yenilenemeyiz.

Cesaret, bazen yürümek değil; durmak, düşünmek ve yön değiştirmektir. Vazgeçmek her zaman son değildir. Bazen en doğru başlangıç, tam da vazgeçmeyi seçtiğimiz noktada başlar. İnsan, yaşamın ritmine güvenmeli ve kendi içsel pusulasını dinlemelidir. Çünkü hayatta asıl zafer, her zaman seçmekte değil, gerektiğinde vazgeçebilmekte yatar.

Hayat hem seçimler hem de vazgeçmeler yoludur. Edep, saygı ve haya, bu yolda yol göstericimizdir. Cesaret, çoğu zaman sessizdir; güçlü olan, bazen bir adım atmamak, bazen geri çekilmek ve bazen de vazgeçmektir. Vazgeçebilmek, insanın kendine olan saygısını ve içsel gücünü korumasıdır. Hayatın en kıymetli derslerinden biri budur: Bazen en büyük cesaret, yürümek değil durmak ve vazgeçmektir. Çünkü bırakmadan, yeni bir başlangıç asla mümkün olmaz.