ABD’de yapılan yeni bir araştırma, çay ve kahve içmenin beyin fonksiyonlarını korumaya yardımcı olabileceğini ve demans riskini azaltabileceğini ortaya koydu.
Harvard Üniversitesi’nden araştırmacılar, yüksek miktarda kafeinli kahve tüketen kişilerin, daha az tüketenlere kıyasla demansa yakalanma riskinin yüzde 18 daha düşük olduğunu belirtti. Daha fazla çay içen kişilerde ise demans riskinin yüzde 16 oranında azaldığı görüldü.
Amerikan Tabipler Birliği Dergisi’nde yayımlanan ve 43 yıl boyunca 131 bin katılımcının verilerinin analiz edildiği çalışma, yüksek miktarda çay ve kahve tüketen kişilerin zihinsel gerileme hızının, daha az tüketenlere göre daha yavaş olduğunu ortaya koydu.
Ancak araştırmacılar, kafeinsiz kahvenin demans riskinin azalması ya da zihinsel performansın iyileşmesiyle ilişkili herhangi bir etkisinin görülmediği uyarısında bulundu.
Araştırmacılar, kahve ve çayda bulunan kafein ve polifenoller gibi biyolojik olarak aktif bileşiklerin; iltihabı ve sinir hücrelerindeki hasarı azaltarak bilişsel gerilemeyi önleyebilecek potansiyel faktörler olabileceğini belirtti.
Çalışmanın baş yazarı, Harvard Tıp Fakültesi’nden Daniel Wang yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“En olumlu ilişkileri orta düzey tüketimde gözlemledik. En güçlü ilişki, günde yaklaşık iki ila üç fincan kafeinli kahve ve bir ila iki fincan çay tüketiminde görüldü.”
Ancak çalışma, kafeinin beyni koruduğunu kesin olarak kanıtlamıyor.
Araştırmacılar sonuç bölümünde, kafeinin beyin üzerindeki etkisinin sınırlı olduğunu ve yaşlanmayla birlikte zihinsel fonksiyonları korumak için daha etkili yöntemler bulunduğunu vurguladı. Bu yöntemler arasında düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek ve yeterli uyku almak yer alıyor.
Uzmanlardan Temkinli Yorumlar
Birleşik Krallık Alzheimer Araştırma Vakfı’ndan Susan Kohlhaas, araştırmanın “kahve ya da çayın beyni koruduğunu kanıtlamadığını” söyledi.
Birleşik Krallık Demans Araştırma Enstitüsü’nden Tara Spires-Jones ise “önemli sınırlamalar” bulunduğuna dikkat çekerek, kahve ve çay içme alışkanlıklarıyla ilişkili başka faktörlerin sonuçlardan sorumlu olabileceğini belirtti.
Aberdeen Üniversitesi’nden Jules Griffin, riskte azalma yönünde “ikna edici kanıtlar” bulunduğunu ifade etti; ancak bu azalmanın “nispeten küçük” olduğunu vurguladı. Cambridge Üniversitesi’nden Simon White ise çalışmanın, insanların alışkanlıklarını değiştirmesini tavsiye etmek için yeterli olmadığını söyledi.




