Büyük güçlerin kaçınılmaz kaderi

Abone Ol

İbn Haldun’un devletlerin doğuşu, yükselişi ve çöküşüne dair ortaya koyduğu yaklaşım, bugün hâlâ geçerliliğini koruyor. İbn Haldun, devletleri adeta canlı bir organizmaya benzetir: doğarlar, büyürler, olgunlaşırlar ve nihayetinde çözülerek tarihe karışır, ölürler. Tarihsel bir gözlem olarak baktığımızda bu yaklaşımın doğruluğu her yönden kendisini gösteriyor

Tarih, bu yaklaşımın veya tezin sayısız örnekleriyle doludur. Yüzyıllarca Akdeniz bölgesine hükmetmiş Roma İmparatorluğu, yine yüzyıllarca Afrika, Asya ve Avrupa’ya hükmetmiş Osmanlı İmparatorluğu, “Üzerinde güneş batmayan imparatorluk” olarak anılan Britanya İmparatorluğu, aynı şekilde Sovyet İmparatorluğu, “Ben sizin en yüce Rabbinizim” diyen Firavun İmparatorluğu, Sovyet İmparatorluğu.

Bu imparatorluklar ve sair devletler yıkılışlarında insanın hastalığı esnasında vücudun sancıları gibi sinyal vermişlerdi. Vücudu ölüme götüren sancıların olması gibi elbette ki devleti de çöküntüye götüren sinyaller vardı.

İmparatorluğu; Büyük, çok uluslu, geniş topraklara sahip ve bu topraklara hükmeden, dünyanın farklı coğrafyalarında asker bulunduran devlet olarak tanımlarsak, ABD’nin hegemonyasını da göz önünde bulundurursak bugün ABD’nin de bir imparatorluk olduğunu söyleyebiliriz. Elbette ki sosyoloji ilminin gereği olarak bu imparatorluk da çökecekti. Ellerinde tuttukları toprakları kaybedeceklerdi. Her ne kadar isimlendirmede Amerika-israil diye iki farklı isim kullanılıyor olsa da ben bunları bir olarak görüyorum. Amerika ve israil’i iki ayrı devletten ziyade, stratejik ve ideolojik olarak kenetlenmiş tek bir MİKROPorganizma gibi ele almak mümkün.

İran’ın Amerika’nın körfezdeki varlıklarını hedef alması, Hürmüz Boğazı’nı kapatmakla Amerika’nın boğazını sıkması ve dün gece İran’ın israil’in (ve aynı zamanda Amerika’nın) içinden geçmesi, nükleer tesislerini hedef alarak kalplerine dokunması, askeri dokunulmazlıklarının sarsılması, iç politikadaki krizler bu krizleri yönetememeleri, meşruiyet kayıpları imparatorluklarının çöküşünün ilk sinyali olarak değerlendirmek mümkün. “Amerika’yı yeniden büyük yapacağım” söylemiyle yola koyulan Trump’ın Amerika İmparatorluğunu israil’in kuyruğuna takması, başlattıkları savaşta çıkmaza girmeleri, Trump’ın sosyal medyada elinde “Help me” dövizleriyle başka devletlerin kapsısını çalarken karikatürize edilmesi gibi sinyallerle çöküntüye götürdüğünü söyleyebiliriz.

Evet, İbn Haldun’ün merceğiyle son gelişmelere bakarsak ABD-israil ortaklığı, imparatorluğun zirvesini temsil ediyordu. İran’ın Dimona’yı vurması ise olgunluktan gerilemeye geçişin ilk sinyali olarak görülebilir. İran’ın direnci Ortadoğu’ya yeni bir şekil verecek gibi. Sosyolojik yasaların işlediği tarih laboratuvarında Allah bir kez daha İbn Haldun’u haklı çıkarsın. Amin.