BÜYÜK BULUŞMA

Abone Ol

Trump, saldırırken çıkarlarını gözettiğini; İran veya başka bir İslam beldesinin demokrasi ile yönetilip yönetilmediğinin umurunda dahi olmadığını sarahaten söylüyor. Önceki ABD başkanları niyetlerini bu şekilde ifşa etmiyorlardı. Afganistan ve Irak’a saldıracağında Oğul Bush, “Bu bir Haçlı Seferidir” demişti ama sonradan yanlış anlaşıldığı iddiasıyla söylediklerini tamir etmeye çalışmıştı.

Trump’ın bu kadar harbi olması; niyetlerini gizlemeden, aşikâr bir şekilde ifade etmesi ilginç hayaller kurmamıza zemin hazırlıyor. Yani insan umutlanıyor. Acaba Müslümanlar, bu kadar pervasız davranan bir saldırgandan ders alabilirler mi? Ya da Siyonistlerin akıttığı bunca kandan bir hisse çıkarabilirler mi?

Doğrusunu isterseniz Körfez denilen yerde hizaya getirilmiş bunca kral, şeyh, prens veya emiri görünce, "Boş hayaller mi kuruyorum?" diye bir düşünceye kapılıyorum. Ama hayal bu işte; insan beynine sınır çizilmiyor. Onun için beynin kıvrımları arasında istediğin kadar kurgu yapabilirsin.

Bu hayal veya kurguda; İran gibi Şiiliğin merkezi hâline gelmiş bir ülke var. Bunun yanında civar memleketlerde yaşayan Şii Müslümanlar var. Bir de İslam ümmetinin esas sütunu olan Sünni bir dünya var. Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat denilen bu kesimin çeşitli devletleri var.

İki kesim, 1400 yıllık bir tarihi süreç içerisinde birbirlerinden uzaklaşmış, hatta düşman hâle gelmişler. Çeşitli zamanlarda çatışma ve savaşlar üreten bu düşmanlık; İslam ümmeti arasında yaşanmış. Neticede ağaç aynı köke bağlı olduğundan, “Acaba Trump bizleri barıştırıp eski köklerimiz üzerinde dimdik duran bir çınar ağacına dönüştürebilir mi?” diye düşünmeden edemiyor insan.

Sünni cenahtan bazıları; "İran’a devlet olma fırsatını Batılılar tanıdı. İslam’ın öncülüğünü Batı onlara bahşetti ki esas gövde uyanmasın. Ya da uyanma belirtileri gösterseler dahi İran’daki aşırı Şii grupların söylemlerini piyasaya sunup bir nefret ortamı oluşturma zemini sağlayabilsinler." diyor. Hatta şimdiki saldırıların amacını; devrimin devamı gelsin, rejim daha bir tahkim olsun diye takdim ediyorlar.

Ama yaşanan süreç bu tezi doğrulamıyor. Çünkü Trump pervasızca saldırıyor. Okul, yurt, hastane demeden bütün bir İran coğrafyasını bombalıyor. İran, bütün hatalarına rağmen ABD ve emperyalizmin düzenine çomak sokuyor. Eksik gedik hava savunmasına rağmen nükleer çalışmaları ve füze sanayisi ile israile karşı laf değil, icraat üreten tek ülke konumundadır.

Tarihi süreç içerisinde Sünni Müslümanlar, İslam dininin ana kolonunu oluşturmuşlar. Yıllarca Haçlı veya Moğol saldırılarına göğüs germişler. İslam’ın savunmasında sembol olan savaşları komuta etmişler. Bu uğurda milyonlarca İslam evladı toprağa şehit olarak düşmüş. Demem o ki DEAŞ, Sünnilerin temsilcisi olamaz. Ya da Suud, Katar, BAE, Kuveyt veya laikliği benimseyen, halkları Müslüman ülkeler Sünniliğin esas mümessili değildirler.

Esasında bütün sözlerimle bir yere varmak istiyorum. Efendim, ben aslen Mardinliyim. Hoşgörü kültüründe Mardin’in çok özel bir yerinin olduğu bir hakikat. Çünkü bu topraklarda din olarak İslam, Hristiyanlık, Ezidilik ve Yahudilik; millet olarak da Kürt, Türk, Arap, Süryani, Keldani ve Ermeni hep birlikte yaşamışlar. Eğer emperyalistler bize karışmasa, yani bizi bize bıraksalar bu birliktelik hâlâ devam ediyor olacaktı. Çünkü İslam’ın hoşgörüsü bütün bu unsurları bir arada tutacak türdendir.

Kurduğum o büyük hayalde; gayrimüslimlere bu kadar hoşgörü ile yaklaşan Sünnilerin Şia’ya, Şiilerin Ehl-i Sünnet’e hoşgörü ile yaklaştığı ve bir yerlerde buluşup kucaklaştıkları bir dünya var.

Haydi Trump! Az daha gayret. Belki bu hayalimi gerçekleştirebilirsin. O büyük buluşmayı sağlayabilirsin.