Alaska'nın dik yamaçlı dağları ve şiddetli soğuk iklimi arasında bulunan Whittier, bilindik şehir kavramlarını baştan aşağı değiştiriyor. " tek çatı altında ki şehir" olarak popülerleşen bu küçük kasabada, yaklaşık 200 kişilik nüfusun büyük çoğunluğu günlük tüm gereksinimlerini tek bir bina içinde gideriyor.
Whittier'e ulaşmak oldukça zorlu. Kasabaya Giriş 2 Dünya Savaşı döneminden kalan ve her saat başı yönü değişen tek şeritli dar bir tünelden karşılanıyor. Saat 22.30'da sonra tünel kapandığında Whittier'in diğer taraf ile bağlantısı tamamen kopuyor. Saatinde geçemeyen kişiler ise tünelde geceyi araçların içinde geçirmek zorunda kalıyor.
Şehrin merkezi Begich Towers İncorated (BTI) olarak adlandırılan 14 katlı ve 196 dairelik betonarme bir yapı. Soğuk savaş döneminde hava bombardımanlarına karşı dayanıklı şekilde tasarlanmış olan bina, günümüzde bir şehri içinde barındırıyor.
Binanın iç kısmında sadece konut daireleri bulunmuyor; öte yandan hastane, belediye binası, okul, postane ,kitapçı ,restoran ve hatta bir kilisede yer alıyor.
Aileler çocuklarını binanın bodrum katında bulunan sığınak tarzı bir yerden geçirerek okula götürüyor. Dışarıdaki sert soğuğa rağmen insanlar işe terlikleri ile gidebiliyor.
Yılda 6,7 metreyi bulan kar yağışı ve saatte 128 kilometreye ulaşan rüzgarlar, ev sakinlerini binaya mahkum ediyor. Whittier'da yaşayanların aylarca evden dışarı adım atmadığı sıkça dile getiriliyor. Bu kapalı hayat tarzı nedeniyle, pek çok sakini "Whittier Mahkumu" baskılı tişörtler giyerek durumu mizahla aşmaya çalışıyor.
Kasabaya yeni gelenler için ilk süreçte " bir korku filmden fırlamış gibi" hissedebiliyor. Ancak kasaba halkı için bu yaşam, doğanın zorlu koşullarına razı olunmuş sessiz bir sözleşme niteliğinde.