Coğrafyamızın dört bir yanında en güzel salavatlarla anılacak o mübarek zat (sav)
Her yer bize onu hatırlatacak.
Ve biz yeniden hatılayacağız, Kisra Saraylarının çöküşünü, ateşin çocuklarının taptıkları putlarının yüzüstü devrilişini...
Hatırlayacağız kız çocuğunun canlı canlı toprağa gömüldüğü zulmün en kara noktasını...
Gökten şimşeğin, kupkuru dalları bir vuruşuyla yakıp yokettiği gibi Cebrail`in indirdiği vahiyle zulmü nasıl yerin dibine geçirdiğini hatırlayacağız.
Safa Tepesinden doğruların haykırıldığını hatırlayacağız.
Ya aşkla resul`e mübtela, fedekarlığın asırlar boyunca timsali olacak elleri, ayakyarı öpülesice Hatice anamız. Şefkat nedir, aşk nedir, fedekarlık nedir onun mektebinden hatırlayacağız.
İşkenceyi, iftiranın en acımasızını, şehadetin en yürek yakanını hatırlayacağız Ramda`da.
Kızgın çöl kumlarında işkence altındaki Bilal`in 'Ehad, Ehad' haykırışlarını, suçsuz günahsız çocuğu bir yana, eşi bir yana hicrete zorlanan Ebu Seleme`yi hatırlarız.
Ama sonra bir çıkış yolu gösterilir. Ve biz şimdi Habeşistan`dayız. İşte Habeş Kralı Necaşi ve işte Allah Resulü`nün elçisi Hz. Cafer-i Tayyar...
Hz. Cafer dünya döndükçe bir daha kimsenin bundan daha güzelini dile getiremeyeceği hakikatleri birer birer diziyor inci gibi...
'Biz cahiliye halkından bir kavim idik.
Putlara tapardık.
Ölmüş hayvan eti yerdik.
Akrabalarımızla ilişkilerimizi keserdik.
Komşularımızı unutur, komşular vazifelerini yerine getirmezdik.
İçimizden güçlü olan zayıf olanı yerdi.'
Sonra Hz. Cafer o kutlu insanın (sav) gelişiyle, hayatlarına hakim oluşuyla herşeyin değiştiğini bize hatırlatır:
'O Peygamber bize
Doğru söylemeyi,
Emaneti sahibine vermeyi
Akraba sahiplerini gözetmeyi
Komşulara iyi davranmayı
Haramlardan uzak
Kan dökmekten geri durmamızı bize emretti.
Yine o, bizi her türlü çirkin, yüz kızartıcı söz ve işlerden
Yalan söylemekten
Yetim malı yemekten
İffetli kadınlara dil uzatmaktan ve iftira etmekten de men ve nehyetti.
Bu hakikatlere yapışanların çok kısa sürede kurulu zulüm düzenleri yerle yeksan ettiklerine tarih şahittir.
Bir pırlanta gibi önümüzde duran ve her an bizim ona sarılmamızın ümidiyle hazır bekleyen bu güzel hakikatleri Kutlu Doğum`un bu mübarek yıldönümünde bir kez daha hatırlayalım. Hep beraber el ele vererek insanlarımıza gül kokan çehremizle şefkat ve merhamet ellerimizi yeniden uzatalım.
Ümmet olarak bu hakikatleri özümser ve hayatlarımıza uygularsak, şimdi devrildikleri gibi nice diktatörlerin, kralların, emperyal odakların bir bir devrilişine hep beraber şahitlik edeceğiz inşaallah.
'Allah`tan korkunuz
Bu iş muhakkak tamamlanacaktır.'
(Buhari)