Ateş çemberinin orta yerinde savaşı konuşurken hiç aklımızda olmayan cinnet sahnelerinin içinde bulduk kendimizi.
Rabbim bu saldırılarda hayatını kaybedenlere rahmet eylesin, yakınlarına da bolca sabır lütfeylesin.
Olup bitenlerle ilgili hepimiz bir şeyler söylesek de izahı mümkün olmayan bir dehşetle karşı karşıyayız.
Orta yerde bir kavga yok, çeteleşme yok, sıkça yaşanan akran zorbalığı yok, kadın kız meselesi yok. Eğer bunlardan birisi olsaydı öğrenciler az çok tedbirlerini alır uzak durur, kaçınıp kendilerini koruyabilir, bu kadar kurban verilmezdi. Yani geliyorum diyen, az çok öngörülen belâlarda böylesine can kaybı verilmezdi.
Fakat kendisinden hiç beklemediğiniz birisi hatta sizin arkadaşınız, bir anda ölüm saçıyor. Saniyeler içinde ne yapabilirseniz ancak o kadar şansınız var. Pimi çekilmiş ve üzerinize atılmış bir bombayla muhatapsınız.
Veya siz o okuldaki bir öğrenci değil de onlardan birisinin velisisiniz, buyurun ne yapacaksanız yapın.
Tedbir olarak ağır cezalar, hatta ölüm cezası düşünülse de onun da beklendiği kadar çare olmayacağını düşünüyorum. Çünkü sizin öldürmenize gerek kalmadan çoğu katiller kendi kendilerini öldürüyorlar. Dikkat ederseniz kadın cinayetlerinde de durum çoğu zaman böyle, katil sonunda kendisini de öldürüyor, nasıl önleyecekseniz önleyin bakalım.
Böylesi cinnet sahnelerini önlemenin imkânsızlığını söylemiyorum ama zannedildiği gibi kolay değil.
Diyorum ki, insanın fıtratında mevcut olan merhamet duygularını uyandırıp faal hale getirmekten başka çaremiz yoktur. Bunun bir tek yolu da Rahman ve Rahim olanla irtibatını sağlamaktır.
Rahman ve Rahim olanla irtibatı kesilmiş olanların merhamet damarları kurumuş demektir.
Aslında Allah Teâlâ’yı unutanlar insanı insan yapan bütün erdemlerini kaybetmiş demektir.
(Haşir 19)
Cumanız mübarek olsun.