Türkiye’de icra ve iflas dairelerine yansıyan dosya sayıları, ekonomide yaşanan sıkışmanın en somut göstergelerinden biri haline geldi.
2016 yılında yaklaşık 27 milyon olan toplam dosya sayısı, 2025 itibarıyla 35 milyon 284 bin 514’e yükseldi.
Böylece 9 yılda 8 milyondan fazla yeni dosya sisteme eklenirken, artış oranı yüzde 30,9 olarak kayıtlara geçti.
- DOSYALARIN EZİCİ ÇOĞUNLUĞU İCRA TAKİBİ
Verilere göre toplam dosyaların büyük çoğunluğunu icra takipleri oluşturdu.
2025 yılı itibarıyla 33 milyonu aşkın dosya icra takibi kapsamında yer alırken, iflas dosyalarının sayısı sınırlı seviyede kaldı.
- BORÇLA YAŞAM YAYGINLAŞTI
Artan yaşam maliyetleri ve yüksek enflasyon, geniş kesimleri borçlanmaya yönlendirirken, kredi ve kredi kartı kullanımı temel ihtiyaçların karşılanmasında belirleyici hale geldi.
Bankacılık verilerine göre takipteki kredi alacakları son bir yılda yüzde 91 artarak 666 milyar 700 milyon TL’ye ulaştı.
Bu artışın önemli bir kısmını bireysel krediler ve kredi kartı borçları oluştururken, özellikle kredi kartı borçlarındaki yüzde 94,1’lik yükseliş dikkat çekti.
- KREDİ KALİTESİNDE BOZULMA SİNYALİ
2026’nın ilk çeyreğinde de takipteki kredi hacmindeki artışın devam etmesi, finansal sistem açısından risklerin sürdüğünü gösterdi.
Yılın ilk üç ayında yüzde 15,3’lük artış kaydedilirken, bankaların ayırdığı karşılıklar da yüzde 93 artarak 500 milyar TL’yi aştı.
Bu gelişmeler, henüz sistemik bir kriz sinyali olarak değerlendirilmese de, borç ödeme kapasitesinde zayıflama ve kredi riskinde artış yaşandığını ortaya koyuyor.
- ADLİ SÜREÇLERDE YIĞILMA
İcra ve iflas dairelerinde dosya yoğunluğu yalnızca ekonomik değil, hukuki sonuçlar da doğuruyor. 2025 yılı itibarıyla bu dairelerde ortalama dosya görülme süresinin 883 güne kadar çıkması, sistemde ciddi bir yığılmaya işaret ediyor.
Artan dosya sayısı, hem vatandaşın alacak-borç ilişkilerinde çözüm süresini uzatıyor hem de adalet sisteminin işleyişini zorlayan bir tablo ortaya çıkarıyor.



