Coğrafyamızda maalesef mide bulandırıcı bir tiyatro oynanıyor.
Vahşet gerçek, soykırım gerçek, zalim ve mazlum kimlikleri de gerçek.
Bir de izleyiciler var ki, yaşanan gerçekliği görmezden gelmek için girmedikleri kılık yok!
Diplomasinin dilini kullandıklarını düşünüyorlar herhalde; ama bu zavallılıklarını örtemiyor.
Soykırımcı ve onun ortakları açıkça cinayet işliyor; ama izleyicilerden şiddetli kınamalar eşliğinde “bölgesel istikrarın korunmasına” vurgular yapılıyor ve bu zillet içindeki duruşun “kararlılığı” özenle belirtiliyor.
“Gazze’yi boşaltacağız” diyor soykırımcılar ve ortakları, çevreden “barışın korunması” ve bu konuda “işbirliğinin devam ettirilmesi” dile getiriliyor.
Haklarını yemeyelim “işbirliğini dört başı mamur bir şekilde” yerine getirenler de var ve bunlar “işbirliğindeki kararlılıklarının gereğini” yerine getirdikten sonra izleyici sıralarındaki yerlerini de alıyor ve oradan da malum koroya eşlik ederek vazifelerini ifa ediyorlar.
Bu durum kuduz köpekler gibi ortalıkta dolanan soykırımcı çeteyi daha bir cesaretlendiriyor ve diplomasiyi falan bir tarafa bırakıyorlar.
Bu konuda son örneklerden biri de ABD'nin israil Büyükelçisi Mike Huckabee ve yaptığı açıklamalar…
Amerika’nın temsilcisi işgalci Siyonistlerin sözcülüğüne soyundu ve lanetli soykırımcıların “vadedilmiş topraklar” hayalini dillendirdi.
"Bu Mısır'ın, Suriye'nin, Irak'ın, Ürdün'ün, Lübnan'ın ve Suudi Arabistan'ın bir kısmını kapsar. Yani tüm Ortadoğu'yu almak anlamına geliyor" diyerek şaşkınlığını dile getiren gazeteciye Huckabee'nin cevabı şöyle olmuş:
“israilin oraların hepsini alması iyi olurdu çünkü Tanrı bunu onlara bahşetti. Eğer bir gün israil bu toprakların tamamı üzerinde egemenlik veya kontrol kurarsa hepsini almaları sorun olmaz. Teolojik ve tarihsel olarak, Kutsal Yazılara göre, bu Tanrı'nın onlara vaat ettiği topraklardır.”
Gazeteci, eklemeyi unutmuş olmalı; ama Siyonist soykırımcıların “vadedilmiş topraklar” dediği yerler “Nil’den Fırat’a kadar” olan bölgeyi kapsıyor ve içinde Türkiye’nin bir kısmı da var.
İşte bu kapsamda olan ülkeler, izleyiciler ve işbirlikçiler ortak bir açıklama yaparak “şiddetli bir kınama” metni yayınlamışlar, “bölgesel istikrarın korunmasına” vurgu yapmışlar.
Ortak açıklamada Türkiye, Mısır, Ürdün, Lübnan, Endonezya, Kuveyt, Katar, Umman, Pakistan, Bahreyn, Suudi Arabistan, Suriye, Filistin, BAE dışişleri bakanlarıyla İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), Arap Ligi ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) sekreterliklerinin imzası var.
Ortak açıklamada, ‘Huckabee'nin ifadelerinin uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Antlaşması'nı açık bir şekilde ihlal ettiği ve bölgenin güvenliğiyle istikrarını ciddi biçimde tehlikeye soktuğu’ ifade edilmiş.
Bununla da yetinilmemiş tabii.
Huckabee'nin ifadelerinin ABD Başkanı Donald Trump'ın vizyonu ve israilin Gazze'deki saldırılarını sona erdirmek için yürürlüğe sokulan kapsamlı planla doğrudan çeliştiği ifade edilmiş.
Yani anlayacağınız soykırımcı Amerika’nın elçisini, “Gazze’yi boşaltıp turizm merkezi yapacağını” söyleyen Trump’a şikayet etmişler.
Peki, bu açıklamayı yapanlar Trump’ın da elçisiyle aynı görüşte olduğunu bilmiyorlar mı?
Elbette biliyorlar.
Pedofili sapkınlığına dair belgelerden dolayı MOSSAD’ın oyuncağı olan Amerikan başkanının “bölgesel istikrar” diye bir derdinin de olmadığını iyi biliyorlar.
Serzenişleri sadece yapılacakların ve niyetlerin bu kadar aleni bir şekilde dile getirilmesinedir, başka bir şeye değil.
Bir araya gelip güçleri birleştirmek yerine her biri sıranın kendisine gelmesini beklemeyi tercih ediyor.
Maalesef…