Bölgesel düzeyde iç cephe tahkimi şart!

Abone Ol

Dünyada yaşanan iç kargaşalar ve devletlerarası giderek yükselen krizler, pek hayra alamet görünmüyor.

“Haklının güçlü olması” gereken yerde, “güçlünün haklı olduğu” dayatması dünya düzenini tepetaklak edecektir.

ABD’nin, “güçlü benim; dolayısıyla bütün dünya bana kölelik edecek” anlayışını çağrıştıran Karunî kibri, tüm dünyayı ateşe verecek gibi duruyor. Bugün İslam ülkelerinde yaşanan karmaşa ve kargaşanın asıl sorumlusu da bu deccal yönetimdir.

Çıkarları uğruna dünyayı ateşe vermekten çekinmeyen bu emperyalist yamyamlar, sırasıyla ülkelerin üzerine çökmeye çalışmaktadır. Ülkelerin tüm zenginliklerine göz dikmişler; aç kargalar gibi sağa sola saldırmakta, fitne çıkarmakta, milletlerin huzur ve refahına kastetmektedirler.

Suriye’de yaşanan kargaşaların asıl sorumlusu da, bugün arabuluculuk postuna bürünen müfsit Amerika’dır. Amerika’nın ve İngiliz’in olduğu bir yerde kalıcı bir barışın mümkün olması imkânsızdır.

Bu kadar tartışmalı sınırlar çizip halkların arasına düşmanlık duvarları örenler de geçmişte bunlar değil miydi? Yıllardır oluşturulan suni sorunlar üzerinden komşular didişmekte, bütün enerjilerini tartışmaya, cidale ve savaşa harcamaktadırlar. Ancak çözdükleri somut bir sorun da yoktur.

Trump’ın birkaç övgüsü karşısında hipnoz olan medya kuruluşları, sıranın kendi ülkelerine geldiği gün bunun vebalinden sorumlu olacaklardır.

İslam ülkelerinin ve Müslüman milletlerin birbirlerine karşı husumet üretme arayışı bu şekilde devam ederse, bu tutum hepsinin sonunu getirecektir.

ABD ve israilin hedefinde yalnızca İran ya da Suriye yoktur; onların hedefinde, İsrail’e tehdit arz edebilecek herkes vardır. Türkiye’yi överek İran’a, Lübnan’a, Yemen’e saldıracaklar; onlar “halledildikten” sonra ise Türkiye’ye yönelmek için bahaneleri çoktur.

Trump gibi ne yapacağı kestirilemeyen bir sersemin, çıkarları uğruna herkesi satabileceği gerçeği akıldan çıkarılmamalıdır. Dün kendisi için methiyeler dizdiği Mazlum Abdi’yi bugün satması bunun açık örneğidir. Bu emperyalist zalimlerin dostları yoktur; çıkarları vardır.

Kendi menfaatleri için suikast yapmaktan, adam kaçırmaktan, ülkelere savaş açmaktan, hedef kitlelerden binlerce, hatta yüz binlerce insanı katletmekten çekinmezler.

Venezuela’da yaptıkları gibi… Anti-siyonist Maduro’yu kaçırarak petrollerine çullandılar. Trump açıkça, “Venezuela’nın tamamını ele geçirdik. Bir günde 4 milyar dolar değerinde petrol aldık ve bu artacak. Tüm büyük petrol şirketleri girecek. Çok para kazanacaklar” dedi.

Bu kapitalist, saldırgan, hırsız ve gasıp tayfa karşısında, birbirimize olan hukukumuzu koruyalım; komşularımıza karşı nefret dili kullanmaktan imtina edelim. İç cephenin tahkimi için de bu, olmazsa olmazdır.

Azıcık sosyal medyayı takip eden herkes, bu kamplaşmanın ne denli bölücü olduğunu rahatlıkla görebilir. Bölündükçe güçsüzleşiyoruz; güçsüzleştikçe düşman daha bir iştahla azgınlaşıyor.

Sonuç olarak demem odur ki; azgın düşmana karşı bölgesel ölçekte iç cephe tahkimi şarttır.