Hz. Adem ve Hz. Havva annemizin Cennetteki yasak meyveden yemeleri, insanlığın ilk imtihanı olan yasakları çiğnemenin cezasını Hz. Adem ve Havva annemiz üzerinden kıyamete kadar gelecek tüm Adem oğullarına bir ders mahiyetindedir. Yani
Allah’ın kulları helalle yetinmeyip harama meylederlerse; verilen cennet nimetleri, huzur, eşler ve nice nimetler onlardan alınır…
Aslında insanlık tarihi o gün yalnızca bir meyvenin hikâyesine şahit olmadı. İnsan, ilk defa nefsinin arzusunu ilahi emrin önüne koydu. Şeytanın insana ilk öğrettiği şey de buydu zaten: Elindekini küçümsemek ve yasak olana göz dikmek…
Bugün çağ değişti belki ama insanın imtihanı değişmedi.
Modern dünya, insana sürekli daha fazlasını fısıldıyor:
Daha çok kazan…
Daha çok tüket…
Daha çok haz al…
Daha çok israf...
Canının istediği her şeyi yaşa…
Fakat insanlık bugün tarihin en büyük manevi yorgunluklarından birini yaşıyor. Çünkü helal dairesi terk edildikçe bereket ve huzur da yeryüzünden çekiliyor.
Bugün haram yalnızca sofralara girmiyor artık…
Evlere giriyor…
Kalplere giriyor…
Ekranlardan gözlere, gözlerden ruhlara akıyor…
Bir haram kazanç uğruna insanlar gecelerini kaybediyor.
Bir haram ilişki uğruna yuvalar dağılıyor.
Bir haram bakış yüzünden kalpler kirleniyor.
Faizle büyüyen mallar artıyor belki ama huzur eksiliyor.
Gösteriş çoğalıyor ama samimiyet azalıyor.
Sonra insanlar dönüp şu soruyu soruyor:
“Neden mutlu değiliz?”
“Neden huzurumuz yok?”
Çünkü haramın en büyük cezası bazen ahiretten önce dünyada başlar.
İnsan fark etmeden içindeki huzuru kaybeder.
Kalbi daralır.
Duasının tadı kaçar.
İbadetten lezzet alamaz.
Aynı sofrada oturan insanlar birbirine yabancılaşır.
Bugün nice evler maddi olarak büyüdü ama manevi olarak çöktü. Çünkü helal azaldığında sadece bereket gitmez; merhamet de çekilir, muhabbet de eksilir.
Oysa Allah kulunu mahrum bırakmak için değil, korumak için haram koymuştur. Çünkü insan bazen istediği her şeye sahip olduğunda değil; nefsine “dur” diyebildiğinde kurtulur.
Hz. Adem’in cennetten yeryüzüne inişi bu yüzden sadece geçmişte yaşanmış bir kıssa değildir. O hadise, kıyamete kadar gelecek bütün insanlığa verilmiş ilahi bir ikazdır:
Bir tek haram, insanı kendi cennetinden edebilir…
Bazen bir ailenin cenneti huzurdur…
Bazen bir gencin cenneti temiz bir kalptir…
Bazen bir toplumun cenneti iffettir, adalettir, helal lokmadır…
Ve haram, dokunduğu her yerde önce bereketi yakar.
Bu yüzden mümin için gerçek zenginlik; çok şeye sahip olmak değil, Allah’ın razı olduğu bir hayat tarzı yaşayabilmektir.
Çünkü helal; az olsa da kalbi doyurur.
Haram ise çok olsa da insanın ruhunda kapanmayan boşluklar bırakır.
Rabbim bizlere razı olduğu bir hayat modeli bahşeylesin. İnşaallah!
Nefsimizi ve nesillerimizi her türlü haram ve günahtan fersah fersah uzaklaştırsın!
Bizi, bize bırakmasın! (Amin)
Vesselam...