Toplumdaki cinnet ve cinayetlerin sayısı her geçen gün artıyor. Kadın cinayetleri de tabii ki bunların bir parçası.
İnsanların tahammül sınırları daraldıkça tartışmaların, saldırganlıkların ve cinayetlerin sayısı da artıyor.
Çözüm de sanki hep başka türlü aranıyor. Kadın cinayetleri arttıkça kadın istihdamıyla ilgili adeta yeni açılımlar yapılıyor. En son TIR şoförlüğü mesleği reva görülmüştü.
Sorunların çözümünü yanlış yerde aradıkça sıkıntılar artıyor. Daha dün 17 yaşındaki sözde çocuk, “sevgilisi”nin yanında gördüğü 16 yaşındaki çocuğu bıçak darbeleriyle öldürdü. Çocuk ve sevgili… Baba da yaptığı açıklamada, çocuğunun “kız arkadaşı”yla yolda yürürken vurulduğunu söylemiş. Tabii devamında da bunların “çocuk değil, canavar” olduğunu ifade etmiş.
Saldırıyı lanetliyorum. Fakat toplum olarak değerlerimize dönmedikçe sorunların biteceğini düşünmek ne kadar doğru?
Daha 15-16 yaşlarındaki çocukların kim bilir kaç sevgilisi oluyor ve “o benim, senin değil” refleksiyle kim bilir kaç cinayet işleniyor. Ama kimse buna bir çözüm bulayım diye düşünmüyor. Toplumdaki ahlak seviyesi sorgulanmadıkça bir yere varılamaz.
Birkaç gün önce yine İstanbul Esenyurt’ta, nişanlısına bakanlara tepki veren bir genç bıçak darbeleriyle katledildi. Nişanlı kızın ve kızın annesinin gözü önünde bu cinayet işlendi.
İzmir’de iki sözde çocuk, bir çocuğu aynı şekilde bıçaklayarak katletti. Toplumdaki bu çürümüşlüğe yönelik çözüm arayışları öne çıkmıyor. Hâlâ, bizdeki sözde sanatçıların toplumun üzerine boca ettikleri kötülük yetmezmiş gibi, ecnebiden gelecek kötülük simsarları için organizasyonlar düzenleniyor. Sadece şu haziran ayında yurt dışından gelecek sekiz farklı popçu ve rockçu konser veriyor ya da verecek.
Kötülük kapıları sonuna kadar açık; sonuçlarıyla karşılaşınca da hayret ediyoruz. Sokak ortasında bir kadını defalarca bıçaklayacak korkaklara kin ve öfke pompalayacak işleri çözüm diye pazarlamaya çalışıyoruz. Aileyi serbest bıraksanız, inanın daha çözümcül bir mecra bulunacaktır.
Israrla kadını evin dışına çeken bir zihniyetin aileyi düşündüğünü söylemek mümkün değildir.
Kadın istese fıtratına uygun işlerde çalışsın; ama “kadın çalışsın” kampanyaları düzenlemek, iş güzellemeleri yapmak, vallahi kadınların yararı düşünülüyor diye değildir.
Kadın, çocuk, erkek; hepsi ailenin fertleri değil mi? Kadına ayrı, erkeğe ayrı vereceğiniz maaşı doğrudan aileye verin. Ailesine harcaması için erkeğin maaşını artırın veya kadın dışarıda çalışmadan evde yaptığı hizmetlerin ve çalışmaların karşılığı olarak bir maaş tahsis edin. İnanın, böyle olunca kolluğa, mahkemelere ve ortaya çıkan diğer sorunlara harcanan masrafların önüne geçilerek daha kârlı bir iş yapılmış olur.
Çocuğunu 17 yaşında evlendiren bir hocaya ya da bir babaya adeta “idam”ı reva görüp diğer çarpıklıklara zemin veya kılıf hazırladıkça, bu işlerin üstesinden gelmenin imkânı olamayacaktır.
Kendimize dönelim, bizi biz yapan değerlerimize sarılalım. O zaman işlerin daha kolay olacağını hep birlikte göreceğiz. Çünkü emin olun, yaşananlar yalnızca bir cinayetten ibaret değil!