Akademisyen Nurettin Akçay, Türkiye’de son yıllarda tartışma konusu olan sahipsiz sokak köpekleri meselesinin küresel bir sorun olduğunu belirterek, Çin örneğinin dikkat çekici bir model sunduğunu ifade etti.
Akçay’a göre, geçmişte yaklaşık 40 milyon sahipsiz köpekle karşı karşıya kalan Çin, sorunu tek bir yöntemle değil, sert ve çok katmanlı politikalarla büyük ölçüde kontrol altına aldı. Sorunun temelinde terk edilen evcil hayvanlar, kontrolsüz üretim ve göç nedeniyle sahipsiz kalan köpekler yer aldı.
1980’li yıllarda ülkede yaşanan kuduz salgını ve köpek saldırılarında artış, kamuoyunda ciddi baskı oluşturdu. Yaklaşık 10 yıl içinde 50 bin kişinin hayatını kaybettiği belirtilirken, özellikle çocuk ölümleri hükümeti hızlı önlemler almaya yöneltti.
2000’li yıllardan itibaren yerel yönetimler kapsamlı kampanyalar başlattı. 2003’te Guangzhou’da 170 bin, çevre illerde ise 500 binden fazla köpeğin itlaf edildiği bildirildi. 2006’da Yunnan’da 50 bin köpek, 2009’da ise Shaanxi eyaletine bağlı Yang ilçesinde tüm köpeklerin ortadan kaldırılması kararı alındı.
Çin’in yaklaşımı, “kontrol et–gerekirse ortadan kaldır” politikası üzerine kuruldu. Bu kapsamda şehirlerde köpek sahipliği sıkı kurallara bağlandı. Hayvanların kayıt altına alınması ve lisans zorunluluğu getirilirken, büyük ve tehlikeli ırklar yasaklandı. Lisanssız köpek besleyenlere ağır yaptırımlar uygulanıyor.
Sokakta bulunan sahipsiz köpekler ise belediye ekipleri tarafından toplanarak barınaklara götürülüyor, kısa süre içinde büyük ölçüde itlaf ediliyor. Aynı zamanda geniş çaplı kuduz aşılama kampanyalarıyla insan ölümlerinde ciddi düşüş sağlandı.
Akçay'a göre uygulanan politikalar sonucunda Pekin, Şanghay ve Shenzhen gibi büyük şehirlerde sokaklarda başıboş köpek neredeyse görülmez hale geldi. Kuduz vakaları ve köpek saldırılarında da belirgin azalma kaydedildi.