Milyonları Etkileyen Ruhsal Bir Durum
Halk arasında iki uçlu duygudurum bozukluğu olarak tanımlanan bipolar bozukluk, günümüzde dünya genelinde milyonlarca bireyin hayat kalitesini doğrudan etkileyen, üzerinde hassasiyetle durulması gereken önemli bir psikolojik rahatsızlık niteliği taşıyor.
Uzmanından Kapsamlı Analizler
Uzman Klinik Psikolog Mustafa İlhan, İLKHA aracılığıyla gerçekleştirdiği açıklamalarda, bu rahatsızlığın temel yapısını ve etkilediği kesimleri mercek altına aldı. İlhan; bipolar bozukluğun hangi klinik belirtilerle kendini gösterdiği, risk grupları ve modern tedavi yaklaşımlarının nasıl planlanması gerektiği konularında detaylı ve aydınlatıcı bilgiler sundu.
Yönetilebilir Bir Yolculuk Vurgusu
İlhan, bipolar bozukluğun bir son olmadığını, aksine uygun profesyonel destek ve stratejilerle başarıyla yönetilebilecek bir yaşam yolculuğu olduğunu ifade etti. Uzman, bu süreçte hem tıbbi tedavinin hem de çevresel desteğin hastaların günlük yaşama katılımındaki hayati rolüne dikkat çekti.
İlhan, bipolar bozukluğun kişinin duygudurumunda aşırı dalgalanmaların yaşandığı bir ruhsal rahatsızlık olduğunu belirterek, “Mani veya hipomani dönemlerinde aşırı coşku, enerji patlaması ve taşkınlık görülürken, depresyon dönemlerinde derin çökkünlük ve umutsuzluk ortaya çıkar. Bu hastalık eski adıyla manik-depresif hastalık olarak bilinir. Beyindeki kimyasal dengesizlikler, genetik faktörler, stres ve travmalar hastalığı tetikleyebilir. Türkiye’de nüfusun yaklaşık yüzde 1-2’sini etkiliyor; bu da milyonlarca kişi demektir. Genellikle 15-25 yaş arasında başlar, kadın ve erkeklerde benzer oranlarda görülür. Aile öyküsü olanlarda risk daha yüksektir. Pandemi sonrası artan stres gibi faktörler tanı sayısını da artırdı.” ifadelerini aktardı.
“Mani döneminde kişi aşırı enerjik hisseder”
Hastalığın belirtilerinin dönemlere göre değiştiğini vurgulayan İlhan, “Mani döneminde kişi aşırı enerjik hisseder, uyku ihtiyacı azalır, hızlı konuşur, düşünceleri yarışır, kendini olduğundan büyük görme gibi büyüklük fikirleri ortaya çıkabilir. Aşırı harcama, hızlı araba kullanma ve ani, düşünmeden alınan kararlar gibi riskli davranışlar artar. Hipomani ise daha hafif bir tablodur ancak yine de işlevselliği bozar. Depresyon döneminde ise sürekli mutsuzluk, karamsarlık, ilgi kaybı, değersizlik hissi, uyku ve iştah bozuklukları, konsantrasyon güçlüğü ve hatta intihar düşünceleri görülebilir. Bazı kişilerde karma atak dediğimiz, her iki dönemin belirtilerinin bir arada yaşandığı durumlar da olur. Bu dalgalanmalar haftalar hatta aylar sürebilir. Erken tanı için aile ve yakın çevrenin gözlemi çok önemlidir.” dedi.
İlhan, bipolar bozukluğun günlük yaşamı derinden etkilediğini ifade ederek, “Mani döneminde kişi aşırı üretken gibi görünebilir ancak impulsif kararlar nedeniyle işini kaybedebilir, ciddi maddi sorunlar yaşayabilir veya ilişkilerinde büyük çatışmalar çıkabilir. Depresyon döneminde ise yataktan çıkmakta zorlanma, iş performansında düşüş, sosyal hayattan kopma ve aile içi gerilimler yaşanır. Tedavi edilmezse ataklar sıklaşır; mani dönemleri birkaç ay, depresyon dönemleri ise ortalama altı ay sürebilir. Bu durum madde bağımlılığı ve intihar riskini artırır. Türkiye’de damgalanma korkusu nedeniyle birçok kişi yardım almaktan kaçınıyor. Oysa erken müdahale ile bu hastalık yönetilebilir ve kişi normal yaşamını sürdürebilir.” şeklinde konuştu.
“Yanlış ilaç seçimi mani atağını tetikleyebilir”
Tedavi sürecine de değinen İlhan, bipolar bozukluğun kronik bir rahatsızlık olduğunu ancak etkili tedaviyle belirtilerin kontrol altına alınabildiğini belirterek, “Tedavi iki aşamalıdır: Akut atakların yatıştırılması ve koruyucu bakım. İlaç tedavisi temel unsurdur. Duygudurum dengeleyiciler, antipsikotikler ve bazı durumlarda antidepresanlar doktor kontrolünde kullanılır. Yanlış ilaç seçimi mani atağını tetikleyebilir. Psikoterapi de vazgeçilmezdir. Bilişsel davranışçı terapi düşünce kalıplarını düzenler, aile terapisi ilişkileri güçlendirir. Düzenli uyku, sağlıklı beslenme, egzersiz, stres yönetimi, alkol ve kafeinin sınırlandırılması gibi yaşam tarzı değişiklikleri de tedaviyi destekler. Türkiye’de AMATEM’ler ve ruh sağlığı merkezleri bu konuda hizmet vermektedir. Tedaviye uyum sağlandığında başarı oranı yüksektir ve ataklar yüzde 50-70 oranında azaltılabilir.” ifadelerini kaydetti.
İlhan, bipolar bozuklukla yaşayan bireylere ve yakınlara uyarı ve tavsiyelerde bulunarak, şu ifadelere yer verdi:
“Bipolar bozukluk bir son değil, yönetilebilir bir yolculuktur. Bu rahatsızlıkla yaşayıp başarılı olmuş pek çok insan var. Farkındalık arttıkça ve tedavi seçenekleri geliştikçe umut da artıyor. Kendinize şefkat gösterin, yardım istemekten çekinmeyin. Yakınlar için de sabırlı olmak, destekleyici davranmak çok önemli. Belirtiler fark edildiğinde gecikmeden bir uzmana başvurmak hayat kurtarır.”