Bin Bir Gece ve Gazze

Abone Ol

Bin bir gece boyunca masallar anlatıldı; bugün ise tek bir gecede binlerce çocuk susturuluyor. Asıl masal, buna rağmen insanlığın hala kendisini medeni sanmasıdır.

Ben bugün Gazze hakkında susmanın suç ortaklığı olduğunu haykırıyorum. Masallarda anlatılan Bin Bir Gece insanı umuda taşırdı, fakat çağımızın Gazze'si gecelerin en karanlık masalını bile utandırıyor. Çocukların çığlıkları gökyüzünü deliyor, annelerin sessizliği vicdanları yargılıyor, dünyanın büyük kısmı ise hesap yapıyor. Ben bu tabloyu yalnızca savaş diye adlandıramam; bu insanlığın iflasıdır. İslam ümmeti milyonlarca yüreğe sahipken ortak irade ortaya koyamıyorsa, bunun bahanesi kalmamıştır. Sessizlik bazen korkudan, bazen çıkar hesaplarından, bazen de konfor tutkularından besleniyor. Oysa kardeşlik sadece dualarda değil, bedel ödemeye hazır duruşlarda anlam kazanır. Bugün meydanlar suskun, kürsüler çekingen, diplomasi yorgun, vicdanlar yaralıdır. Batı kendisini medeniyetin zirvesi diye sunarken, yıkılmış evlerin arasında dolaşan çocukların gözlerine bakabilecek ahlaki cesareti gösteremiyor. Hukuktan söz edenler hukuku seçerek uyguluyor, özgürlükten bahsedenler özgürlüğü kimliklere göre dağıtıyor. Bu ikiyüzlülük artık tartışma değil, küresel bir utanç belgesidir. ABD yönetimi, katil israil hükümeti ve Siyonist ideoloji adına işlenen insanlık dışı uygulamalar karşısında sessiz kalan herkes tarihin ağır hükmünden kaçamayacaktır. Güç, adaletin yerine geçtiğinde geriye yalnızca korku kalır. Korkuyla kurulan hiçbir düzen sonsuza kadar yaşayamaz. Gazze'nin enkazı altında sadece binalar değil, uluslararası sistemin ahlaki iddiaları da gömülmektedir. Ben nefreti değil, adaleti savunuyorum; intikamı değil, insan onurunu savunuyorum. Fakat adaletin geciktiği her gün yeni acılar doğuruyor. Hiçbir siyasi hesap, parçalanmış bir çocuğun oyuncağından daha değerli değildir. Hiçbir ekonomik çıkar, masum bir annenin gözyaşını açıklayamaz. Eğer dünya gerçekten insan haklarına inanıyorsa, bunu bildirilerle değil, kararlı adımlarla göstermelidir. Benim çağrım öfkeye değil, vicdanın ayağa kalkmasınadır. Çünkü suskunluk büyüdükçe zulüm cesaret kazanır, cesaret kazanan zulüm ise sınır tanımaz. Bin Bir Gece masalları umutla biterdi. Gazze'nin hikâyesi de adaletle bitmelidir. Aksi halde gelecek nesiller bizim bıraktığımız sessizliği en büyük utanç mirası olarak okuyacaktır. Ben bu satırları yazarken herhangi bir ideolojinin sözcülüğünü değil, vicdanın tanıklığını yapmaya çalışıyorum. Çünkü gerçekler rakamlara sığmıyor. Her yıkılan duvarın arkasında yarım kalmış bir hayat, ertelenmiş bir gelecek, parçalanmış bir aile bulunuyor. Televizyon ekranları görüntüleri birkaç saniye gösterip başka haberlere geçebilir, fakat acının takvimi değişmez. Açlık beklemez, yas beklemez, yetimlik beklemez. İnsanlık da beklememelidir. Diplomatik cümlelerin arkasına saklanan kayıtsızlık, bombaların açtığı yaraları kapatamaz. Güçlü devletlerin hesapları, mazlumların mezar taşlarına merhamet yazamaz. Bugün sessiz kalan herkes, yarın çocuklarına hangi değeri miras bıraktığını düşünmek zorundadır. Adalet yalnız dostlar için istenirse adalet olmaktan çıkar. Hukuk yalnız güçlüleri korursa hukuk olmaktan çıkar. Medeniyet yalnız kendi insanına şefkat gösterirse medeniyet olmaktan çıkar. Ben Gazze'nin yalnız bırakılmasını reddediyorum. Ben insan hayatının siyasi pazarlık konusu yapılmasını reddediyorum. Ben vicdanın sınırlar, pasaportlar ve çıkar anlaşmaları arasında kaybolmasını reddediyorum. Tarih, zulmü yapanları kadar zulmü seyredenleri de yazar. Bu yüzden herkes kendi sessizliğinin hesabını önce kendi vicdanına vermelidir. İnsanlık ancak mazlumun yanında durabildiği ölçüde insanlık olarak kalabilir. Ben inanıyorum ki gerçek barış, korkunun değil hakkın üzerine kurulacaktır. Bunun için samimi cesaret, ilkeli siyaset, tutarlı hukuk ve evrensel merhamet gereklidir. Gazze yalnız bir coğrafyanın adı değildir; insanlığın aynasıdır. O aynaya bakıp hiçbir şey olmamış gibi davrananlar, kendi yüzlerini de inkâr etmektedir. Benim kalemim bugün bu inkârı kabul etmiyor, etmeyecek. Sessizliğin alkışlandığı zamanlarda hakikati söylemek zorlaşır, fakat tam da böyle günlerde susmamak en temel insani sorumluluktur, benim tercihim budur. Asla vazgeçmeyeceğim. Yazmaya devam edeceğim.

Gazze’ye ve İran’a selam, direnişe devam!