ABD’deki Indiana University araştırmacıları, Cortical Labs ile iş birliği içinde, biyolojik hesaplama alanında yeni bir model geliştiriyor. Bu model, canlı beyin dokularının elektronik çiplerin içine entegre edilmesine dayanıyor.

Bu yaklaşım, geleneksel silikon işlemcilerin karşılaştığı yüksek enerji tüketimi ve soğutma ihtiyacı gibi sınırlamaları aşmayı hedefliyor. Araştırmacılar, insan beyninin karmaşık verileri çok düşük enerjiyle işleyebilme yeteneğinden faydalanmayı amaçlıyor.

Geliştirilen sistem “Brainoware” adıyla anılıyor ve “beyin organoidleri” (Brain Organoids) olarak bilinen yapılara dayanıyor. Bunlar, insan kök hücrelerinden laboratuvar ortamında oluşturulan üç boyutlu hücre kümeleri olup, beyin korteksini taklit eden sinir ağları geliştiriyor.

Bu dokular, elektrik sinyalleri üretme ve hücreler arası iletişim kurma yeteneğine sahip. Bu özellikleri sayesinde, bilgisayar sistemlerinde biyolojik bir “işlemci” gibi kullanılmaları mümkün görülüyor.

Sistem, dijital verileri elektriksel uyarılara çeviren ve hücrelerin verdiği tepkileri yeniden sayısal verilere dönüştüren mikro elektrot dizileri üzerinden çalışıyor. Böylece biyolojik doku ile dijital sistem arasında çift yönlü bir iletişim kuruluyor.

Yapılan deneylerde, bu biyolojik sistem farklı konuşmacılara ait yüzlerce ses kaydına maruz bırakıldı. Sonuçlar, sistemin sesleri ayırt edebildiğini ve belirli örüntüleri tanıyabildiğini gösterdi. Bu da gelecekte daha gelişmiş öğrenme ve veri işleme görevlerinde kullanılabileceğine işaret ediyor.

Araştırmanın önemi, özellikle bilişim sektöründe artan enerji tüketimi sorunuyla bağlantılı. Büyük yapay zeka modellerinin eğitimi devasa enerji gerektirirken, insan beyni tüm karmaşık işlevlerini yaklaşık 20 watt gibi düşük bir güçle gerçekleştirebiliyor.

Buna rağmen teknoloji henüz erken aşamada. Canlı dokuların sürdürülebilmesi için hassas laboratuvar koşulları gerekiyor ve bu da sistemin pratik cihazlara entegrasyonunu zorlaştırıyor.

Etik açıdan ise insan beyin hücrelerinin bilgisayar sistemlerinde kullanılması ciddi tartışmalara yol açıyor. Bu tür sistemlerin zamanla daha karmaşık tepkiler veya bilinç benzeri özellikler geliştirip geliştiremeyeceği sorusu gündeme geliyor.

Muhabir: Muhammed Mahsum Tuna