Gazze bir gün yeniden ayağa kalkacaktır; fakat korkarım ki, onu yalnız bırakanların vicdanı bir daha dirilemeyecektir.
Bayram yaklaşırken dünyanın birçok şehrinde vitrinler süsleniyor, sofralar hazırlanıyor, insanlar yeni kıyafetlerin ve kısa mutlulukların peşinde koşuyor. Fakat Gazze’de bayramın adı bile artık yetim çocukların sessiz ağlayışına karışmış durumda. Bombaların gölgesinde yaşayan insanlar, ekmek kuyruğunda ölümü bekliyor. Hastaneler ilaçsız, sokaklar susuz, anneler çaresiz, babalar yorgun. Günlerdir ekranlardan izlediğimiz yıkım, artık yalnızca bir savaş değil, insanlığın vicdanını kaybettiğinin açık bir ilanıdır.
Bayram öncesi tırnaklarını ve saçlarını kesmemeye dikkat edenler, Gazze’de parçalanan çocuk bedenlerini ve toprağa düşen masum canları da hatırlasın. Çünkü ibadet yalnızca şekille değil, vicdanla da anlam kazanır. İnsan kendi konforunu korurken mazlumların çığlığını unutuyorsa, yaptığı ritüeller ruhunu kurtarmaya yetmez.
Siyonist saldırıların acımasızlığı her geçen gün daha görünür hale gelirken, dünyanın büyük kurumları ise devekuşu gibi başını kuma gömüyor. Birleşmiş Milletler toplantılar düzenliyor, raporlar yayımlıyor, uzun cümleler kuruyor; fakat Gazze’de toprağa verilen çocukların sayısı artmaya devam ediyor. İnsanlık hukukundan söz eden devletler, çıkarları uğruna sessizliğe sığınıyor. Arap dünyasının önemli bir kısmı ise ticaretin, diplomasinin ve korkuların arasında kendi vicdanını kaybetmiş görünüyor.
İslam ümmeti bugün büyük bir acziyet içerisindedir. Meydanlarda yükselen sloganlar, sosyal medyada dolaşan öfkeli cümleler ve kameralar önünde yapılan sert konuşmalar çoğu zaman samimiyet taşımıyor. Siyasetçiler, boş sözlerle halklarını avutuyor. Yapılan mitingler bile riya ile karıştığında bereketini kaybediyor. Çünkü hakikatin olmadığı yerde ses çok olsa da tesir doğmuyor. Gazze için ağlayan dillerin bir kısmı, aynı gece dünyanın nimetlerine yeniden teslim oluyor.
En acı taraf ise gençlerin önüne artık şerefli hedefler konulmamasıdır. Bir zamanlar adalet, fedakârlık ve haysiyet konuşulan toplumlarda şimdi yalnızca para, gösteriş ve kişisel rahatlık öne çıkıyor. İnsanlar faydasız işlerle oyalanırken Gazze’de çocuklar enkaz altında can veriyor. Dünya sevgisi kalplerin merkezine yerleştiğinde, mazlumların çığlığı da giderek daha az duyulur oluyor. Şeytan belki de en büyük kutlamasını bugün yapıyor. Çünkü insanlık, hak ile batıl arasındaki savaşta kendi ruhunu kaybetmeye başladı.
Bizler her yeri kanla, öfkeyle ve bencillikle kirlettik. Gazze ise bütün bu karanlığın ortasında hâlâ direnen bir vicdan gibi ayakta duruyor. Bir gün Gazze mutlaka kurtulacaktır. Fakat asıl soru şudur: O gün geldiğinde biz hangi yüzle aynaya bakacağız? Çünkü Gazze belki yeniden ayağa kalkacak, fakat dünyaya teslim olmuş toplumlar kendi içindeki insanlığı kaybetmiş olacaktır.
Bugün insanlar ekran başında birkaç dakikalık üzüntüyle vicdan borcunu ödediğini sanıyor. Oysa Gazze yalnızca bombalar altında değil, ümmetin dağınıklığı altında da eziliyor. Camiler doluyor ama kalpler boşalıyor. Dualar yükseliyor fakat hayatlarımız değişmiyor. İslam direnişi ise büyük fedakârlıklar göstermesine rağmen ortak bir bilinç ve güçlü bir birlik kuramadığı için yalnız bırakılıyor. Her grup kendi hesabını korurken mazlumların yükü ağırlaşıyor. Böyle bir çağda hakikati savunmak bile çoğu insan için menfaat hesabına dönüşmüş durumda.
Bayram sabahı çocuklarına oyuncak alan insanlar, Gazze’de oyuncak yerine kefene sarılan çocukları unutuyor. Televizyonlarda eğlence programları sürerken bir halk hayatta kalmaya çalışıyor. İnsanlığın büyük kısmı artık acıya alıştı. Belki de en korkunç olan budur. Çünkü alışan kalp, zamanla merhametini kaybeder. Gazze’nin enkazı altında sadece insanlar değil, adalet fikri, kardeşlik duygusu ve insanlığın son kırıntıları da kalıyor.
Bugün susan herkes, yarının karanlığını biraz daha büyütüyor. Zulüm yalnızca kurşun atanların değil, gerçeği gördüğü halde konforundan vazgeçmeyenlerin omzunda da yükseliyor. Gazze’nin direnişi belki tarih kitaplarında onurla anılacak; fakat sessiz kalan toplumlar, çocuklarına bırakacak temiz bir vicdan bulamayacak. Çünkü kaybedilen yalnızca şehirler değil, insan olmanın anlamıdır artık. Ve bu kayıp, hiçbir bayram sabahında telafi edilemeyecektir. Bunun acısı nesiller boyunca yüreklerde derin izler bırakacaktır.
Gazze’ye ve İran’a selam, direnişe devam!