Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Orta Doğu’da tırmanan gerilime ilişkin yaptığı değerlendirmelerde savaşın birkaç hafta daha sürebileceğini belirterek, sürecin seyrinde ABD’nin tutumunun belirleyici olacağını vurguladı.
Riyad’da düzenlenen olağanüstü toplantıya ilişkin konuşan Fidan, soykırımcı israilin savaşı uzatma eğiliminde olabileceğini ifade etti. israilin askeri ve stratejik hedeflerine ulaşmadan çatışmayı sonlandırmak istemediğini belirten Fidan, “Sorun plan eksikliği değil, israilin barış istememesi” değerlendirmesinde bulundu.
Fidan, savaş sonrası bölgesel dengelerin değişebileceğine dikkat çekerek, Türkiye’nin krizde izlediği “ilkeli ve açık” tutumun uluslararası alanda güven kazandırdığını söyledi. Hürmüz Boğazı üzerinden geçen enerji hatlarının küresel etkisine işaret eden Fidan, birçok ülkenin Türkiye’nin yaklaşımını yakından takip ettiğini belirtti.
Bakan Fidan, Körfez ülkelerinde çatışmaların birkaç hafta daha sürebileceği yönünde bir beklenti olduğunu ifade etti. Ancak sürecin belirleyicisinin ABD'nin tutumu olacağını vurgulayan Fidan, şunları kaydetti:
''Körfez ülkelerinde savaşın iki üç hafta daha süreceği değerlendirmesi yapılıyor. Tabii burada belirleyici olan ABD'nin tutumu olacak. israil, ABD üzerinde etkili olmaya çalışacak ve ateşkes veya kısa sürede bir barışa ulaşılmasını engellemek isteyecektir. ABD ve israilin başlangıç pozisyonlarının birbirinden uzaklaştığı yönündeki değerlendirmeler arttı. Bu da savaşın daha uzaması sonucunu doğurabilir. Savaş varken müzakere edilmesi seçeneği pek olası görünmüyor. Ama kısa süreli ateşkes ilan edip bu süre zarfında müzakereye başlayıp “müzakereden sonuç alamazsam tekrar savaşa başlarım” denilmesi ihtimalini de gözönünde bulundurmalıyız. israil, savaş mümkün olduğunca uzasın, İran’a daha fazla zarar verelim gibi bir politika da izleyebilir. Bu yaklaşım karşısında ABD’nin alacağı tutum önem kazanacak. İsrail kendileri için önemli olan askeri ve sanayi hedeflerini ortadan kaldırmadan durdurmayacağı izlenimini veriyor. Suikastler devam ediyor. Bu savaşı israil başlattı. Sorun, savaşı bitirmeye yönelik planlar olmaması değil. Sorun israilin barış istememesi. Bu gerçeği her yerde, her fırsatta vurguluyoruz.
Körfez’de bundan sonra pek çok şey değişebilir. Savunma sanayii alanında yeni arayışlara girebilirler. Savaşın sona ermesinin ardından Körfez ülkeleri İran’dan beklentilerini açıkça ortaya koyup, bazı şartlar yerine getirildiği takdirde ekonomik işbirliği üzerine yoğunlaşılabilir. İran da Körfez’deki ABD üsleri konusunda bazı taleplerle ortaya çıkabilir. Şu da önemli bir nokta: Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol ve LNG Çin’e AB ülkelerine, Güney Kore, Japonya, Hindistan’a gidiyor. Bu ülkelerin beklentileri neler olacak? Bu savaşın ardından Türkiye’ye olan güvenin arttığını görüyoruz. Başından beri ikircikli bir tavır takınmadık. Yapılan yanlışları tüm taraflara açıkça söylediğimizi herkes görüyor. İran’a yapılanın da Körfez ülkelerine yapılanın da yanlış olduğunu en güçlü ve net şekilde gündeme getiriyoruz.
Körfez ülkeleri yoğun saldırı altında bulunuyor. Bu savaşta İran’ın kendilerini neden hedef aldığını sorguluyorlar. Bizim bu savaşın çıkışıyla bir ilgimiz yok, o başka bir konu diyorlar. Bize yapılan saldırı haksız bir saldırı ve bu saldırıya karşı cevap vermemiz gerekiyor diyorlar. Körfez ülkeleri hava sahalarını ve ülkelerindeki üsleri İran’a karşı kullandırmayacaklarını en başta deklare ettiler. Biz bu savaşın parçası değiliz diyorlar. Ayrıca İran’ın askeri üsler dışında sivil altyapıya da ekonomik hedeflere de saldırı yaptığını, bunun kasıtlı olduğunu söylüyorlar. Biz başından beri uyarıyoruz. Körfez ülkeleri mevcut durumun devam etmesi halinde karşı önlem almak zorunda kalacaklarını söylüyorlar. Bu toplantıda biraz da bu konudaki son uyarılarını yaptılar. Son yoğun saldırılar da bunu tetikledi. Risk arttı. Bu durumun tüm bölgeyi içine çekecek uzun süreli bir savaşa doğru gitmesini biz hiçbir şekilde arzu etmiyoruz. Savaşın bir an önce sona ermesi için dün Riyad’da yapılan toplantı gibi başta bölgesel girişimler olmak üzere tüm diplomatik zeminleri kullanmaya devam edeceğiz. Maalesef başından beri yaptığımız bütün analizlerin doğru çıkması bizi üzüyor. Bir taraftan da geleceğe yönelik daha sağlıklı atmak için Türkiye’nin sesine ve görüşüne ne kadar ihtiyaç duyulduğunu görüyoruz.''
Fidan ayrıca Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği hedefinin sürdüğünü, ancak Avrupa’dan bu süreci ilerletecek siyasi iradenin ortaya çıkmasını beklediklerini belirtti. Gümrük Birliği ve vize serbestisi konularında çalışmaların devam ettiğini de sözlerine ekledi.