Ekonomi

BAE’nin OPEC’ten çıkışı ne anlama geliyor?

Birleşik Arap Emirlikleri’nin OPEC ve OPEC+’tan çekilme kararı, küresel enerji dengelerini sarsabilecek bir adım olarak değerlendiriliyor.

Abone Ol

Birleşik Arap Emirlikleri, OPEC ve OPEC+’tan çekildiğini duyurdu. Bu karar, iki oluşuma ve özellikle onların fiili lideri ve en büyük üreticisi olan Suudi Arabistan’a ciddi bir darbe olarak değerlendiriliyor. Karar, İran savaşı nedeniyle enerji sektöründe tarihi bir şok yaşanırken ve küresel ekonominin sarsıldığı bir dönemde geldi.

OPEC’in uzun yıllardır üyesi olan BAE’nin ani çekilişinin, örgütte kaosa yol açabileceği ve jeopolitikten üretim kotalarına kadar uzanan iç anlaşmazlıklara rağmen birlik görüntüsü vermeye çalışan yapıyı zayıflatabileceği belirtiliyor.

BAE Enerji Bakanı Suhail Al Mazrouei, yaptığı açıklamada, “Karar, ülkenin enerji stratejilerinin dikkatli şekilde değerlendirilmesinin ardından alındı” dedi. Suudi Arabistan ile istişare edilip edilmediği sorusuna ise “BAE bu konuyu başka hiçbir ülkeyle görüşmedi” yanıtını verdi. Ayrıca kararın, mevcut ve gelecekteki üretim seviyelerine ilişkin politikaların detaylı incelenmesi sonucunda alındığını vurguladı.

BAE’nin bu kararı Suudi Arabistan ile artan gerilimle ilişkilendiriliyor. Karar, Suudi Arabistan’ın bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele almak üzere Körfez zirvesine ev sahipliği yaptığı bir dönemde açıklandı.

Körfez’deki OPEC üyeleri, küresel petrol ve LNG ticaretinin yaklaşık %20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı üzerinden ihracat yapmakta zorlanıyor. Mazrui, bu nedenle kararın kısa vadede piyasaya büyük etkisi olmayabileceğini ifade etti.

BAE’nin OPEC’ten ayrılması, Donald Trump için “büyük bir zafer” olarak görülüyor. Trump, uzun süredir OPEC’i petrol fiyatlarını yükselterek dünya ekonomisini zorlamakla suçluyordu.

WAM, kararın ülkenin uzun vadeli ekonomik ve enerji vizyonuyla uyumlu olduğunu, yerli üretime yatırımı hızlandırmayı hedeflediğini ve küresel enerji piyasalarında “sorumlu ve güvenilir üretici” rolünü pekiştirdiğini açıkladı.

BAE, 1967 yılında Abu Dabi üzerinden OPEC’e katılmış, 1971’de federasyonun kurulmasının ardından üyeliğini sürdürmüştü. Ülke günlük yaklaşık 3,5 milyon varil petrol üretirken, bu rakamı 5 milyon varile çıkarmayı hedefliyor.

Daha önce Kpler verileri, savaş öncesinde ADNOC’nin günlük 1 milyon varilin üzerinde Zakum Upper, yaklaşık 700 bin varil Das Blend ve 230 bin varil Umm Lulu sahasından ihracat yaptığını ortaya koymuştu. Ayrıca Murban petrolü ihracatının Ocak ayında 1,135 milyon varilden Şubat ayında yaklaşık 1,5 milyon varile yükseldiği kaydedilmişti.

“OPEC’in sonunun başlangıcı mı?”

Londra’daki finans çevreleri, bu adımın OPEC ve OPEC+’ın geleceği üzerinde ciddi etkiler yaratabileceği uyarısında bulundu. BAE, OPEC+ içinde en büyük beş üreticiden biri ve üretim artırma kapasitesine sahip az sayıdaki ülkeden biri olarak öne çıkıyor.

Bu gelişmeyi “jeopolitik ve ekonomi açısından büyük bir dönüm noktası” olarak değerlendiildi. Güvenlik endişeleri ülkede turizm sektörünü de olumsuz etkilemişti.

Rystad Energy analisti Jorge Leon, “BAE’nin ayrılması OPEC için önemli bir dönüşüm anlamına geliyor. Suudi Arabistan ile birlikte arz yönetiminde kritik rol oynayan üretim kapasitesine sahip ülkelerden biri kaybediliyor” dedi. Uzun vadede bunun OPEC’i yapısal olarak zayıflatabileceğini belirtti.

MST Financial enerji araştırmaları başkanı Saul Kavonic ise bu gelişmeyi “OPEC’in sonunun başlangıcı” olarak nitelendirdi. Kavonic, “BAE’nin ayrılmasıyla OPEC kapasitesinin yaklaşık %15’ini ve en disiplinli üyelerinden birini kaybediyor. Suudi Arabistan, örgüt içindeki dengeyi tek başına korumakta zorlanabilir” ifadelerini kullandı.

Abu Dabi, savaş öncesinde günlük yaklaşık 3,4 milyon varil üretim yapıyor, bu da küresel arzın yaklaşık %3’üne karşılık geliyordu. Savaş ise Körfez üreticilerini sevkiyatları azaltmaya ve bazı üretim tesislerini kapatmaya zorladı.

Sevkiyatlar normale döndüğünde BAE’nin üretimini günlük 5 milyon varil kapasiteye çıkarabileceği ifade ediliyor.

BAE ile Suudi Arabistan arasında uzun süredir üretim kotası konusunda gerilim yaşanıyordu. BAE, 150 milyar dolarlık yatırım programı kapsamında kapasitesini artırdığı için mevcut 3,5 milyon varillik kotanın yükseltilmesini talep ediyordu.

RBC Capital Markets analisti Helima Croft, “Abu Dabi yıllardır kapasite artırımı yatırımlarını gelir kaynağına dönüştürmek istiyordu” dedi. Ancak İran savaşı bu planları yavaşlattı.

BAE’nin OPEC+’tan ayrılacağına dair söylentiler, Sudan, Somali ve Yemen’deki anlaşmazlıklar nedeniyle Riyad ile ilişkilerin gerilmesiyle birlikte yıllardır gündemdeydi. BAE’nin ABD ve israil ile ilişkilerini güçlendirmesi de dikkat çekiyor.

Irak kalıyor

Son yıllarda OPEC+’tan ayrılan dördüncü ülke olan BAE, aynı zamanda en büyük üretici konumunda. Angola 2024’te, Ekvador 2020’de ve Katar 2019’da gruptan ayrılmıştı.

OPEC+’ın üçüncü büyük üreticisi olan Irak’ın ise gruptan ayrılma planı bulunmuyor. Iraklı yetkililer, istikrarlı ve kabul edilebilir petrol fiyatları için OPEC+ içinde kalmak istediklerini açıkladı.

Black Gold Investors CEO’su Gary Ross, OPEC+’ın dağılmasının beklenmediğini, Suudi Arabistan’ın piyasayı yönetmek için ittifakı kullanmaya devam edeceğini söyledi. Ross, “Sonuçta OPEC büyük ölçüde Suudi Arabistan’dır; çünkü gerçek anlamda yedek üretim kapasitesine sahip tek ülke odur” dedi. Suudi Arabistan’ın üretim kapasitesi 12,5 milyon varil olmasına rağmen son yıllarda üretimini 10 milyon varilin altında tuttuğu biliniyor.

Donald Trump, OPEC’i petrol fiyatlarını yükselterek “dünyayı sömürmekle” suçlamış ve ABD’nin Körfez ülkelerine verdiği askeri desteği yeniden değerlendirebileceğini ifade etmişti. Ancak COVID-19 döneminde petrol fiyatları çökerken üretim kesintisi kararında OPEC+’ı ikna eden isim de yine Trump olmuştu.

Rystad Energy analisti Jorge Leon, “BAE’nin ayrılması OPEC için önemli bir dönüm noktasıdır. Uzun vadede bu durum daha zayıf bir OPEC’e işaret ediyor” dedi.

Analistlere göre OPEC+ üyeleri kısa vadede üretim kesintileri yerine savaşta zarar gören altyapıyı yeniden inşa etmeye odaklanacak. Bu nedenle ittifakın tamamen dağılması şimdilik beklenmiyor.

1960 yılında kurulan OPEC, bir dönem küresel petrol üretiminin %50’sinden fazlasını kontrol ediyordu. Ancak rakip üretimin artmasıyla bu oran geçen yıl yaklaşık %30 seviyesine geriledi.

Özellikle Amerika Birleşik Devletleri, son 15 yılda kaya petrolü üretimi sayesinde küresel arzın yaklaşık %20’sini karşılayarak OPEC’in en büyük rakiplerinden biri haline geldi.

Bu gelişme üzerine OPEC, 2016’da Rusya başta olmak üzere OPEC dışı üreticilerle birlikte OPEC+ ittifakını kurdu. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre bu ittifak 2025 itibarıyla küresel petrol üretiminin yaklaşık %50’sini kontrol ediyordu. BAE’nin ayrılmasıyla bu oran yaklaşık %45’e düşecek.