Bölgede gerilimin tırmanması ve kırılgan ateşkese rağmen, küresel ekonomi yeni bir belirsizlik aşamasına girdi. Bu süreçte jeopolitik riskler, finansal ve ticari baskılarla iç içe geçiyor. Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin aksaması, küresel tedarik sisteminin kırılganlığını yeniden gündeme taşırken, petrol ve doğal gaz fiyatlarında artışa yol açtı ve bunun enflasyon ile finansal piyasalar üzerinde doğrudan etkileri görüldü. Tüm bunlar, büyük ekonomilerin önceki krizlerin etkilerinden henüz tam olarak çıkamadığı bir dönemde yaşanıyor.
Bu çerçevede, İtalya Merkez Bankası ve Avrupa Merkez Bankası tarafından yayımlanan raporlar, enerji maliyetlerinin yükseldiği ve finansman koşullarının sıkılaştığı bir ortamda Euro Bölgesi’nde ekonomik yavaşlama riski bulunduğu uyarısında bulunuyor. Uzmanlara göre krizin doğrudan etkileri şu aşamada hissedilir ancak “görece sınırlı” düzeyde. Ancak gerilimin sürmesi veya boğazın uzun süre kapalı kalması halinde zararlar hızla artabilir ve Avrupa ekonomileri enflasyonu kontrol altında tutmak ile büyümeyi korumak arasında zor bir dengeyle karşı karşıya kalabilir.
Geniş kapsamlı etkiler
İtalya’daki Bruno Leoni Ekonomik ve Hukuki Araştırmalar Enstitüsü araştırma direktörü Carlo Stagnaro, “Körfez krizinin etkileri tamamen bu krizin ne kadar süreceğine bağlı” dedi. Stagnaro, kısa vadeli etkiler (boğazın kapanmasına bağlı) ile uzun vadeli etkiler (hasar gören altyapının yeniden işler hale gelmesi için gereken süre) arasında ayrım yapılması gerektiğini belirtti.
Uzman, Avrupa Merkez Bankası’nın tahminlerine göre ekonomik büyümede yaklaşık yüzde 0,3’lük bir yavaşlama beklendiğini, karşılıklı saldırıların sürmesi halinde bunun yüzde 0,6’ya çıkabileceğini ifade etti. İtalya için ise bu etkinin yaklaşık yüzde 0,5 civarında olacağı öngörülüyor.
Stagnaro, bu oranların mutlak değer olarak sınırlı görünse de, zaten düşük büyüme oranları göz önüne alındığında önemli bir yavaşlama anlamına geldiğini vurguladı. Örneğin İtalya’nın 2026 büyüme beklentisi kriz öncesinde yalnızca yüzde 0,7–0,8 civarındaydı.
Ancak boğazın uzun süre kapalı kalması halinde, Körfez’den gelen petrol ve gazın yerine alternatif bulmanın zor olması nedeniyle ekonomik zararların hızla artabileceği uyarısında bulundu. Buna karşılık uzun vadeli etkiler konusunda daha az endişeli olduğunu belirten Stagnaro, ABD gibi alternatif kaynaklara yönelik yatırımların halihazırda planlandığını, ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri’nin OPEC’nden ayrılmasının da arz dengesini etkileyebileceğini ifade etti.
İtalya özelinde krizin etkilerinin büyük ölçüde enerji maliyetlerindeki artış üzerinden hissedildiğini belirten Stagnaro, özellikle dizel fiyatlarındaki yükselişe dikkat çekti. Dizel talebinin büyük ölçüde kara taşımacılığına bağlı olması nedeniyle kısa vadede alternatif bulmanın zor olduğunu vurguladı.
Enerji ve arz baskısı
Doğal gaz konusunda ise en acil önlemlerin elektrik üretiminde gaz kullanımına ilişkin olduğunu belirten Stagnaro, yaz aylarında güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynakların devreye girmesinin bir miktar rahatlama sağlayabileceğini söyledi. Bununla birlikte kış için depolama kapasitesinin tam doldurulmasının kritik olduğuna dikkat çekti.
Orta vadede yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması gerektiğini belirten uzman, acil durumlarda kapalı kömür santrallerinin yeniden devreye alınmasının da seçenekler arasında olabileceğini ifade etti.
Küresel ekonomide kırılganlık
İtalya Merkez Bankası tarafından yayımlanan son ekonomik bültende, ABD-İsrail ile İran arasındaki askeri gerilimin, zaten jeopolitik ve ticari riskler nedeniyle kırılgan olan küresel ekonomiyi daha da zayıflattığı vurgulandı.
Rapora göre Hürmüz Boğazı’ndaki aksama, enerji fiyatlarında belirgin artışa yol açtı ve bu durum Mart ayından itibaren Avrupa ve ABD’de enflasyon üzerinde etkisini göstermeye başladı.
Büyüme ve enflasyon görünümü
Raporda, küresel büyümenin 2026’da yaklaşık yüzde 3,1 olması beklendiği, ancak krizin derinleşmesi halinde bu oranın yüzde 2’ye kadar düşebileceği ifade edildi.
Euro Bölgesi’nde büyümenin yüzde 0,9 seviyesinde kalması, enflasyonun ise yüzde 2,6’ya yükselmesi bekleniyor. Krizin uzaması halinde enflasyonun yüzde 4’ü aşabileceği belirtiliyor.
İtalya ekonomisinin ise sınırlı büyümeye devam ettiği, ancak tüketici güvenindeki düşüş nedeniyle iç talebin zayıfladığı kaydedildi. 2026 için büyüme beklentisi yaklaşık yüzde 0,5 olarak öngörülüyor.
Enerji fiyatlarındaki artışın dış ticaret dengesini olumsuz etkilediği, ithalat maliyetlerini yükselttiği ve enflasyonu yukarı çektiği vurgulandı. Ayrıca faiz oranlarındaki yükselişin kredi ve yatırım talebini baskılayabileceği ifade edildi.
İtalya hükümetinin Mart ve Nisan aylarında enerji fiyatlarındaki artışın etkilerini sınırlamak amacıyla geçici önlemler aldığı da raporda yer aldı.




