Avrupa Birliği’nin, cumartesi günü Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay’dan oluşan “Mercosur” bloğuyla tarihinin en büyük ticaret anlaşmasını imzalaması, Avrupa kıtası genelinde geniş çaplı bir ekonomik tartışma dalgasına yol açtı. Bu tartışmanın nedeni yalnızca anlaşmanın olağanüstü büyüklüğü değil, aynı zamanda sektörler, ülkeler ve bölgeler arasında kazanç ve kayıpların son derece dengesiz dağıldığını ortaya koyması oldu.

Yaklaşık 700 milyon tüketiciyi kapsayan bir serbest ticaret bölgesi kurulmasını öngören ve sanayi, tarım ve hizmet ürünlerinde gümrük vergilerinin yaklaşık yüzde 90’ının kaldırılmasını hedefleyen anlaşma, Avrupa Komisyonu tarafından ticari ortaklıkları çeşitlendirecek ve özellikle Latin Amerika pazarlarında Avrupa’nın küresel rekabet gücünü artıracak bir kaldıraç olarak sunuldu.

Ancak özellikle Fransa başta olmak üzere bazı üye ülkelerdeki ekonomik tepkiler, 1999’dan bu yana müzakere edilen bu anlaşmanın dengeli bir ekonomik etki üretmediğine işaret ediyor. Avrupa Komisyonu’nun tahminlerine göre, Avrupa Birliği’nin Mercosur ülkelerine ihracatı 2040 yılına kadar yüzde 39 artarak yaklaşık 48,7 milyar avroya ulaşacak. Buna karşılık ithalatın yüzde 16,9 artması, yani yaklaşık 8,9 milyar avro seviyesinde yükselmesi bekleniyor.

Avrupa içinde bölünme

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Paraguay’ın başkenti Asunción’da düzenlenen imza töreninde yaptığı konuşmada, “Gümrük tarifeleri yerine adil ticareti, izolasyon yerine uzun vadeli ve üretken bir ortaklığı seçiyoruz” dedi. Von der Leyen, anlaşmayı “bir neslin başarısı” ve “gelecek nesillerin yararına” olarak niteledi.

Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa da benzer bir çizgide konuşarak, anlaşmanın “kurallara dayalı serbest ticareti, çok taraflılığı ve uluslararası hukuku savunan bir mesaj” verdiğini söyledi ve bunun “ticaretin jeopolitik bir silah olarak kullanılmasına” karşı olduğunu vurguladı.

Ancak bu açıklamalar, Fransa başta olmak üzere beş Avrupa ülkesinin (Fransa, Polonya, Macaristan, İrlanda ve Avusturya) 9 Ocak’ta Avrupa Konseyi içinde anlaşmaya karşı oy kullanmasıyla çelişiyor. Belçika ise oylamada çekimser kaldı. Bu tablo, Mercosur anlaşmasının Brüksel tarafından Fransa’ya dayatıldığı yönündeki anlatıyı güçlendiren bir bölünmeyi gözler önüne seriyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 8 Ocak 2026’da X (eski Twitter) hesabından yaptığı paylaşımda, anlaşmanın büyüklüğüne rağmen ekonomik büyüme üzerindeki etkisinin sınırlı olacağını belirtti. Macron, Avrupa Komisyonu verilerine atıfla, anlaşmanın 2040 yılına kadar AB’nin gayrisafi yurt içi hasılasını yalnızca yüzde 0,05 artıracağını ifade etti. Bu sınırlı getirinin, kazançların eşitsiz dağılımını yansıttığını, otomotiv ve makine gibi imalat sektörlerinin fayda sağlarken, özellikle tarım sektörünün birçok üye ülkede daha yoğun rekabet baskısına maruz kalacağını söyledi.

Buna karşın, Almanya ve İspanya başta olmak üzere anlaşmayı destekleyen ülkeler, Mercosur ile kurulacak transatlantik serbest ticaret bölgesinin, Latin Amerika’da artan Çin nüfuzuna karşı gerekli olduğunu savunuyor. Avrupa Komisyonu verilerine göre, 2000 yılında Avrupa Birliği’nin Mercosur ithalatındaki payı Çin’in payının yaklaşık altı katıydı. Günümüzde ise Çin’in payı AB’yi yaklaşık yüzde 40 oranında aşmış durumda.

Destekçiler, ABD’nin pazarını giderek kapatması ve Çin’in daha saldırgan bir ticaret politikası izlemesi karşısında, Avrupa Birliği’nin yeni ticari ortaklıklara ihtiyaç duyduğunu vurguluyor.

Anlaşmanın imzalanmasının ardından süreç Avrupa Parlamentosu’nun onayına bağlı. Oylamanın başa baş geçmesi beklenirken, genel çoğunluğun anlaşmadan yana olduğu görülüyor. Çarşamba gününden itibaren Avrupa Parlamentosu üyeleri, anlaşmanın Avrupa Birliği Adalet Divanı’na taşınıp taşınmayacağını oylayacak. Bu durum, onay sürecini aylarca geciktirebilir; ancak anlaşmanın geçici olarak uygulanmasını engellemeyebilir.

Fransa’da artan gerilim

“CNews” kanalında yayımlanan L’Heure des Pros Week-end programına katılan Fransız gazeteci Françoise Laborde, anlaşmanın yönetilme biçimini sert biçimde eleştirerek, Ursula von der Leyen’in yetkilerini genişleterek “Avrupa’yı üye devletler pahasına rehin aldığını” söyledi.

CNews ayrıca, pazar günü yayımladığı bir video ile Fransa’da bazı yerel seçilmiş yetkililerin, Mercosur anlaşmasına karşı çıkan çiftçilere destek göstermek amacıyla belediye binalarından Avrupa Birliği bayrağını indirdiğini aktardı.

Çiftçiler, bu anlaşmanın, daha ucuz ve AB standartlarına uymayan tarım ürünleri nedeniyle Avrupa tarımında ciddi bir sarsıntıya yol açabileceğini, yeterli denetim mekanizmalarının bulunmadığını savunuyor. Fransa, Polonya, İrlanda ve Belçika’da son günlerde anlaşma öncesinde geniş çaplı protestolar düzenlendi.

Fransa, anlaşmanın imzalanmasını engelleyecek bir azınlık oluşturmayı başaramadı ve İtalya’nın son anda desteğini kaybetti. Roma, 2028’den itibaren çiftçilerine sağlanacak finansman ve gübrelerin AB’nin karbon sınır vergisinden muaf tutulması karşılığında anlaşmayı destekledi.

Fransa ise karşı çıkmasına rağmen, hassas sektörlerde Mercosur’dan yapılan ithalat yüzde 5’i aşarsa gümrük vergilerinin yeniden uygulanmasına imkan tanıyan bir koruyucu maddeyi anlaşmaya ekletmeyi başardı. Ayrıca temel tarım ürünleri için gümrük muafiyetlerine üst sınırlar getirildi.

Macron geçen hafta X üzerinden yaptığı açıklamada, “Anlaşmanın imzalanması hikayenin sonu değil” dedi. Şimdi top Avrupa Parlamentosu’nda. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi için milletvekillerinin onayı gerekiyor ve parlamentonun, anlaşmayı AB’nin en yüksek mahkemesine taşıma çağrısı yapan bir kararı oylaması bekleniyor.

Paris’te tansiyon giderek yükseliyor. Farklı siyasi eğilimlerden birçok parti anlaşmaya karşı çıkıyor. Eleştirmenler, Mercosur anlaşmasının, AB’nin sıkı üretim standartlarına uymayan Latin Amerika ithalatlarıyla Avrupa çiftçilerini haksız rekabete maruz bırakacağını savunuyor.

Buna karşılık destekçiler, Fransız tarımındaki krizin yerel nedenlerden kaynaklandığını ve Mercosur anlaşmasının kolay bir günah keçisi haline getirildiğini ileri sürüyor. Avrupa Komisyonu’nun eski ticaret genel direktörü Jean-Luc Demarty, Euronews’e yaptığı açıklamada, “Suç tamamen Fransa’ya ait, çünkü sorunlar Fransız kaynaklı” dedi ve ekledi: “15 yıllık son derece başarısız bir ulusal tarım ve ekonomik politika sonucunda Fransız tarımının rekabet gücü ciddi biçimde geriledi. Mercosur anlaşması ise günah keçisi.”

Muhabir: Mehmet Yaman