Attan inmeliyiz ve eşeğe binmeliyiz!

Abone Ol

Bugün tam da o gündür, bu coğrafya işte tam o coğrafyadır, kesinlikle attan inip eşeğe binilecek zaman ve mekandayız.

Hz. Ali’nin (kv) bir savaşa giderken atı bırakarak eşeğe bindiğini gören Müslümanlar buna hayret ederler, savaşın heybetini ve heyecanını yok etmek demektir bu;

“Ey müminlerin emiri, ne yapıyorsun, ata binmek varken eşeğe binmek de ne oluyor” derler. Hz. Ali (kv) tarihe geçen ve aynı zamanda İslami bir ilkeye kaynaklık eden o meşhur cevabını verir;

“Evet, eşeğe biniyorum, çünkü ben kaçmam ve kaçmayacağım. Ve kaçanı da kovalamayacağım!”

Çünkü rivayete göre Hz. Ali (kv) kafirlerle değil, kendisinden ayrı düşünen birtakım gruplarla savaşıyordu.

Şu anda Suriye’de bu ümmetin her bir grubuna düşen de budur. Özellikle gücü ve kuvveti elinde bulunduran Müslümanlar diğerlerine karşı merhameti kuşanmalıdırlar. Velev ki daha önce muhataplarından şiddet görmüş olsalar da…

Bizim bu tavsiyemiz elinde silah olan ve fiili olarak çatışmalara girenlere olduğu gibi, elinde kamerası, kalemi ve klavyesi olanlaradır da. Bugün attan inip eşeğe binmesi gerekenlerin başında bu kesim gelmektedir.

Allah için arkanıza yaslanıp sakin bir şekilde geriden baktığınızda göreceksiniz ki insanımıza onulmaz yaralar açma durumunda olanlar bu kesimdir.

Hamasi duyguları sanki şaha kalkmış bir at gibi muhataplarının üzerine sürdükçe sürmekteler. Eğer bir de “peh peh, yürü benim aslanım, sür!” diyenler oldukça kışkırtmanın nerelere varacağını görürsünüz.

Yapay zekayı da yanlarına almışlarsa kışkırtma ve provokasyonların nerelere varacağını tahmin edin bakalım.

Bence Suriye sahasında sahip olmamız gereken en mühim teçhizat at değil eşektir vesselam,

Selam ve dua ile!