ABD ve siyonist katillerin İran’a saldırılarından sonra, karşı misillemede bulanan İran İslam Cumhuriyeti’nin caydırıcı saldırıları karşısında; katil ABD’nin ısrarı ile 15 günlük ateşkes ilan edildi. ABD-İşgalci siyonistlerin, İran’a yönelik saldırıları 40. günü geride kalırken; ABD hemen her gün adeta yalvara yakara ateşkes istiyor ve kendi şartlarını da dayatmayı ihmal etmiyordu. Ancak İran bu şartlarda bir ateşkesi kabul etmiyordu. Nihayetinde İran’ın dayattığı şartlar doğrultusunda bir ateşkes ilan edildi.
Ancak ateşkes ilanıyla beraber, siyonist katiller Lübnan’a saldırılar düzenleyerek, katliamlara giriştiler. Siyonist yahudiler, tarih boyunca anlaşmalara ihanet ettiler, sözlerinden caydılar ve ihanetin bin bir türlüsünü sergilediler. Şimdi de bu ateşkesi fırsat bilerek Lübnan’a saldırılarla ihanetlerini ve alçaklıklarını ortaya koydular. Tabi bütün bu saldırganlıklarını ABD’den habersiz yapmadılar.
Ancak İran İslam Cumhuriyeti, ateşkes ile beraber müzakerelerin başlamasını iki şarta bağladı. Lübnan’a saldırılar durmalı ve İran’ın daha önce dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması maddelerini kabul ettirerek İslamabad’a gitti. Şimdi müzakerelerin başlaması için yeni süreç başladı.
Aslında katil ABD’nin Ortadoğu’da kovulmasının ve siyonist işgalcilerin çöküşünün yavaşlatılmasına yönelik olan bu ateşkes talebi, yeni bir sürecin de başlangıcıdır. ABD, Ortadoğu’dan kovulmadığının algısı peşindedir ve siyonist işgalcilerin hala ayakta durabildiğinin ve son Lübnan saldırısıyla da hala çok güçlü kalabildiğini, civardaki korkak ve basiretsiz sözüm ona Müslüman ülkelere dayatmaya çalışmaktadır.
Katil ABD’nin İslam coğrafyasında artık yerinin olmadığını, bugüne kadar sadece ‘sağmal bir inek gibi’ sağdığı, neredeyse bütün kaynaklarını alıp kendisi ve siyonist katiller için tahsis ettiği petrol gelirlerinin sonunun geldiğini görüyor. Korkak ve hain körfez ülkelerinin, iradesiz ve basiretsiz yöneticilerinin; kendi halklarına dayattıkları, ABD ve siyonist köleliğinin de sonu geldiği görülüyor. ABD ve Avrupa’nın desteğini kaybetmekte olan siyonist katillerin de bu coğrafyada sayılı günlerinin kaldığı anlaşılmaktadır.
İşte böyle bir süreçte, ABD ateşkes istemek zorunda kaldı. İran İslam Cumhuriyeti savaş ortamında kazandığı başarıları, masa başında da sürdürürse yeni bir sürecin de başladığına şahitlik edeceğiz. Hürmüz boğazının kapatılması karşısında bütün dünyanın çaresiz kalması ve ABD’nin ateşkes istemek zorunda kalması, bize şunu bir kez daha gösterdi ki, Müslümanlar ellerindeki imkânları bırakın stratejik bir şekilde kullanmayı; küfür cephesine peşkeş çekmeyi bıraksalar dahi küfrün açık yenilgisine şahit olacağız.
Bugün ABD’nin açık işgali altında olan ve dünya enerji ihtiyacının büyük bir kısmını karşılayan Suudi, BAE, Kuveyt, Bahreyn ve Katar’daki petrol ve doğalgaz kaynaklarını, küfür cephesine peşkeş çekmeyi terk etseydiler; siyonist işgalcilerin Gazze’de yaptığı soykırımı değil, işgal altındaki Filistin’de tutunamamasının izzetini konuşuyor olacaktık.
Neticede bu ateşkes, ABD’nin İslam coğrafyasından kovulmasının sürecinin müzakeresidir. Bu ateşkes siyonist işgalcilerin, işgal altında tuttukları Filistin topraklarını terk etmeye mecbur kalmalarının sürecidir. Ancak zihinleri ve şahsiyetleri hala siyonizmin ve batının işgali altında olan basiretsiz ve korkak sözüm ona Müslümanların ‘öğrenilmiş çaresizlikleri’ engel oluşturmazsa çok kısa bir süre sonra şeref ve izzet dolu günleri göreceğiz.
Ey gafil Müslümanlar ve basiretsiz, korkak idareciler! Siyonizmin ve onun açık destekçilerinin vurulabildiğini ve yenilgiye uğratılabildiğini net olarak görüyorsunuz. Niye hâlâ ayağa kalkıp izzetli bir mümin gibi davranmıyorsunuz?