‘Arınma’nın Arkasındaki Yüz Yıllık Hafıza

Abone Ol

Siyaset sahnesi, kelimelerin içinin en rahat boşaltıldığı, en ağır kavramların en hafif heveslerle harcandığı bir tiyatroya dönüştü yine. Son günlerde malum odaklardan yükselen o iddialı, o cafcaflı sloganı duyuyorsunuzdur: "Arınma Zamanı!"

Kulağa ne kadar hoş ne kadar steril geliyor değil mi? Temizlik, şeffaflık, yeni bir sayfa...

Ancak bu slogan sahiplerinin bagajlarına bakınca, insan sormadan edemiyor:

İskilip Atıf Hoca’nın sızlayan kemiklerinden nasıl arınacaksınız? Sırf dayatılan bir şapkayı giymediği, inancının izzetini koruduğu için darağacına gönderilen alimlerin ahı, süslü salonlardaki sloganlarla temizlenir mi?

Mabetlerin ahırlara çevrildiği, ezanın aslından koparılarak susturulduğu, Kur’an’ın yasaklandığı, o karanlık dönemlerin vebali, bugünkü binalarınızın duvarlarına sinmişken, hangi deterjan bu lekeyi çıkarabilir?

Dersim’le, Şeyh Said hadisesinin yüreklerde bıraktığı derin yaralar ile ve bu coğrafyanın öz evlatlarına reva görülen o katmerli zulümler ile yüzleşmeden nasıl arınacaksınız?

Haydi bunlar uzak geçmişti diyelim. Peki ya darbelerden, tek tipten, muhafazakâr insanlara yaşattığınız acılardan nasıl arınacaksınız?

Başörtüsü zulmünü reva gördüğünüz insanların ahı sizi nasıl arındıracak?

28 Şubat’ı ne ile unutturup temizleyeceksiniz?

Kur’an kurslarını kapatma çabanızı, ikna odalarınızı, imam hatip okullarının kat sayı zulmünü ve daha nicelerini…

Sahi nasıl arınacaksınız?

Hangi su temizleyecek? Hangi tasfiye sadeleştirecek?

Bir yapının arınabilmesi için, önce kirli olduğunu kabul etmesi, sonra da o kiri üreten genetik kodlarını değiştirmesi gerekir. Oysa karşımızdaki zihniyet, yüz yıldır bu topraklara ait ne varsa yabancılaşmayı "ilericilik" sayan, tek tipleştirmeyi "çağdaşlık" diye yutturan o eski, despotik ruhun ta kendisidir.

Batı’nın eşiğinde icazet arayan, bu ülkenin inanç ve değerlerine her fırsatta "gericilik" ya da "yobazlık" yaftası yapıştıran dış bir aklın temsilcileridir.

Bu açıdan kendi medeniyet köklerine düşman, halkının inancıyla kavgalı, tepeden inmeci ve elitist bir zihniyetin kendi kendini temizlemesi eşyanın tabiatına aykırıdır.

Çünkü akmayan, durağan ve kokmuş bir suyla abdest alınmaz. Kendi içinde adalet ve şefkat üretmeyen bir pınardan temizlik beklenmez.

Bu zihniyetin "Arınma" söylemi, günahlarını örtmek için kuşanılmış eğreti bir maskedir. Yüz yıllık zulmün, asılan alimlerin, kapatılan medreselerin, millete dayatılan Batı putunun mirasçıları, o miras reddedilmeden temizlenemezler.

Bu millet, kimin gerçekten arındığını, kimin ise sadece üzerindeki çamuru saklamak için yeni kıyafetler giydiğini çok iyi biliyor. Lekeli ellerle, beyaz bir sayfa açılamaz.

Gerçek bir arınma; bu toprağın insanından özür dileyerek, onun inancına, tarihine ve değerlerine teslim olarak başlar.