Fransız suç şebekeleri, özellikle Cezayir, Fas ve Tunus kökenli refakatsiz küçükleri hedef almayı tercih ediyor. Bunun nedeni, bu çocukların daha kolay kontrol edilebilmesi ve onlara uygulanan yasaların daha yumuşak olması. Şebekeler, çocukların ihtiyaçlarını ve devlet tarafından ihmal edilmelerini istismar ediyor.
Her gün saat 18.00’de Kongolu çocuk İmbala, Paris Belediye Sarayı Meydanı’na giderek Utopia 56 Derneği’nin dağıttığı ayni yardımlardan payını alıyor. 2015’te kurulan Utopia 56, mülteci ve göçmenlere destek veriyor.
İmbala, refakatsiz küçükler arasında yer alıyor. Özellikle Fransız makamlarının yaşından şüphe ettiği çocuklardan biri. Bu nedenle barınma, eğitim ve sağlık gibi sosyal hizmetlerden yararlanamıyor.
Yasal durumunun hala belirsiz olması nedeniyle kimliğini tam açıklamaktan kaçınan İmbala, 2025 Aralık ayının sonunda Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden yasa dışı yollarla Fransa’ya geldiğini söylüyor. “ El-Cedid”e konuşan İmbala, doğum tarihinin 2 Ağustos 2010 olduğunu ve ülkesinin büyükelçiliğinden yaşını kanıtlayan belge aldığını belirtiyor.
Ancak Fransız resmi makamları bu belgeye şüpheyle yaklaştı ve yaşını tanımayı reddetti. Paris Çocuk Mahkemesi’ne yaptığı itirazın sonucunu bekleyen İmbala, günlük yiyeceğini, kışlık kıyafetlerini ve kişisel temizlik malzemelerini temin etmek için derneğin yardımlarına muhtaç kaldı. Çünkü geceleri sokakta kalıyor.
İmbala’nın aksine, Fransız Adalet Bakanlığı verilerine göre 2024 yılında 13 bin 554 refakatsiz küçük çocuk, Çocuk Sosyal Yardım Programı’na kabul edildi. Bunların çoğu Afrika ve Arap ülkelerinden geldi.
Ancak bu sayı, sorunun gerçek boyutunu ve çocukların kötüleşen koşullarını yansıtmıyor. Bu nedenle UNICEF Fransa Ofisi’ne bağlı Çocuk Hakları Gözlemevi, 2026 yıllık raporunda, refakatsiz küçük çocuklara milliyetleri veya yasal statüleri ne olursa olsun bakım sağlanması gerektiğini hatırlattı. Bu da Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin gereği olarak vurgulandı.
Tuzaklı mülakatlar
Resmi tanıma göre refakatsiz küçük; 18 yaşın altında olan, Fransız vatandaşı olmayan ve Fransa’da tek başına yaşayan kişidir. Bu nedenle onun bakımından ve yasal temsilinden yerel makamlar, özellikle de her biri kendi idari bölgesinden sorumlu olan il meclisleri sorumludur.
Bu bilgi, Fransa Adalet Bakanlığı’nın 5 Ocak 2026’da yayımladığı “Refakatsiz Küçüklerin Bakımı Rehberi”nde yer alıyor.
İl meclisleri 6 yılda bir seçilen kurumlardır. Görevleri arasında refakatsiz küçükler, emekli maaşı almayan yaşlılar ve işsizlik yardımı almayan işsizler gibi geliri olmayan gruplara sosyal yardım sağlamak bulunur. Ayrıca ulaşım, ortaokullar, kültürel ve sportif faaliyetler gibi alanlardan da sorumludurlar.
Her il meclisi, refakatsiz küçüklerin bakımını doğrudan üstlenebilir ya da bu görevi bir sivil toplum kuruluşuna devredebilir. Ancak denetim yetkisi yine kendisinde kalır.
Rehbere göre refakatsiz küçüklerin takibi birkaç aşamadan geçer. Sosyal Eylem ve Aile Kanunu uyarınca, çocuk yaşını beyan etmek için resmi makamlara başvurduğu anda, ilgili kurum ona 5 gün süreyle geçici barınma sağlamak zorundadır. Bu süre iki kez yenilenebilir. Bu süreç “acil geçici kabul” olarak adlandırılır ve ikinci aşama tamamlanana kadar sürer.
İkinci aşama, uzmanlarla yapılan bir mülakat yoluyla yaşın doğrulanmasıdır. Eğer kişinin küçük olduğu tespit edilirse, adli makamlar bilgilendirilir ve kişi il meclislerinin denetimindeki “Çocuk Sosyal Yardım Programı” kapsamına alınır. Bu program, ailesinden mahrum Fransız vatandaşı çocuklar için de geçerlidir.
Program kapsamında çocuğa 18 yaşına kadar akademik ve/veya mesleki eğitim, sağlık hizmeti ve barınma sağlanır. Bu destek, “genç yetişkin sözleşmeleri” kapsamında 21 yaşına kadar uzatılabilir.
Rehbere göre refakatsiz küçükler, her bölgenin kapasitesine göre Fransa’nın farklı bölgelerine dağıtılır. Eğer kişinin küçük olduğu kabul edilmezse, ilgili kişi Çocuk Mahkemesi’ne başvurarak karara itiraz edebilir.
Ancak Utopia 56 Derneği’nin Temmuz 2025’te yayımladığı “Refakatsiz yabancı küçükler: Bölgeler arasında hak eşitsizliği mi?” başlıklı çalışma, peş peşe gelen Fransız hükümetlerinin bu konuda yetersiz kaldığını ortaya koyuyor. Çalışmaya göre resmi yaklaşım, çocukları korumaktan çok yasa dışı göçle mücadele mantığına dayanıyor.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi de iki Fransız örgütün başvurusu üzerine Fransa’nın refakatsiz küçüklerin haklarını ihlal edip etmediğine dair soruşturma başlattı.
Komite raporuna göre ilk bildirimler 4 Kasım 2020’de alındı. İçerik incelendikten ve Fransız hükümetiyle yazışmalar yapıldıktan sonra, Çocuk Hakları Komitesi 11 Şubat 2022’de iki üyesini gerekli soruşturmayı yürütmekle görevlendirdi. Raporda, soruşturma heyetinin 16-20 Ekim 2023 tarihleri arasında saha incelemesi yapmak üzere Fransa’ya gittiği belirtildi.
Fransa Çocuk Hakları Dernekleri Konseyi Genel Delegesi Arthur Mellon, “El-Araby El-Cedid”e yaptığı açıklamada, bu yola başvurmalarının tekil bir olaydan değil, “ciddi ihlaller zincirinden” kaynaklandığını söyledi.
Komitenin Ekim 2025’te yayımlanan raporu, özellikle yaş tespiti mekanizması ve Çocuk Sosyal Yardım Programı konusunda çok sayıda ihlal bulunduğu sonucuna vardı.
Utopia 56 gönüllüleri de bazı mülakatların çocuklar üzerinde kasıtlı baskı kurulduğu izlenimi verdiğini belirtiyor. Bunu 15 yaşındaki Cezayirli Abdurrahman da doğruluyor:
“Bana 2019’daki Hirak hareketini sordular ve üzerime soru yağdırdılar. O zaman 9 yaşındaydım ama ailevi sorunlardan kaçış yolu olarak kamusal meselelerle ilgileniyordum.”
Abdurrahman mülakat atmosferini Cezayir halk dilinde “hiblouni” yani “beni delirttiler” sözleriyle özetliyor. Ona göre uzmanlar, siyasi bilincinin yaşıyla uyuşmadığını düşündü. Buna bir de pasaportunun gerçekliğine dair şüphe eklendi.
Utopia 56’nın 10 Şubat 2026’da yayımladığı “Paris ve çevresinde terk edilen refakatsiz küçüklerin durumu 2020-2025” başlıklı rapor, Abdurrahman’ın ifadesini doğruluyor. Rapora göre mülakatlarda çocuklara ülkelerinde yaşanan önemli olaylarla ilgili sorular soruluyor ve bu olaylara verdikleri tepkiler yaşlarının belirlenmesinde kullanılabiliyor.
Utopia 56’nın refakatsiz küçükler adına dava takip programı sorumlusu Angelo Fiore, bu soruların “tuzak” olup olmadığını sorguluyor:
“15 yaşındaki bir çocuktan, 9 yaşındayken yaşanan olayları nasıl deneyimlediğini anlatması neden istendi? Bugünün bakış açısıyla anlatması gayet mümkün.”