-Türkiye’nin Escobar’ı Kim?

Kolombiya’nın ünlü Medellin Karteli’nin başı olan Pablo Escobar’ı duymayan kalmadı herhalde.

Sedat Peker’in “Her şeyi kızlarımın gözyaşları için yapıyorum” deyimi Escobar’ın üşüyen kızlarının ısınması için iki milyon doları çatır çatır yakmasına benzetilmişti.

Tabii Escobar bu parayı uyuşturucu ticaretinden elde etmiş.

O dönem Kolombiya’daki en büyük baron olsa da tek değildir Escobar.

Medellin Karteli (Escobar) ile Cali Karteli arasında kıyasıya bir çekişme vardır...

Olay geçmişte kaldı dense de günümüz Türkiye’sine akseden bazı hatırlatmaları var.

Hatırlattığı sadece Peker’in çıkıp bi davranışını Escobar’a benzetmesiyle sınırlı değil elbette.

Birilerini işaret ettiği kısımlar daha mühim.

Sonradan yaşanan gelişmeler Türkiye’de bazı hatırı sayılır kişilerin bazı oluşumları yönlendirdiği veya uluslararası bazı ticaretleri(!) yönettiğini gösteriyor.

Buna rağmen kimseler çıkıp ne bir araştırma yapıyor ne de konuşuyor.

Bu ortamda sadece şu soruların cevabı alınabilse yeterli olur galiba!

Bu ülkede Medellin ve Cali gibi organize olmuş yapılar mı var?

Varsa bu ülkenin Escobar’ı kim, Cali’si kim?

-Güneydoğu’nun GizlenenTarih Hazineleri ve Garabet Heykeller!

Güneydoğu, insanlık tarihini doğal olarak araştırabilmek açısından dünyadaki en güzel “Açık Hava Müzesi” hükmündeki bir bölgedir.

Dünyanın en büyük müzeleri olarak bilinen ‘Paris Louvre Müzesi – Londra British Müzesi- Roma Vatikan Müzeleri- New York Metropolitian Müzesi- İstanbul Topkapı Müzesi ve Kahire Mısır Müzesi...’ gibi sonradan oluşturulan yerler her ne kadar tarihi gösteren öğeleri gösterseler de doğal yaşam alanları gibi olamazlar.

Güneydoğu’daki doğal yerlerden bazısının bırakın yerini, ismini bile birçok insan duymamış, bilmiyor.

Göbeklitepe, Nemrut Dağı Heykelleri ve Diyarbakır Surları gibi birkaç yer gizlenemeyecek kadar göz önünde olmalarından dolayı dünyaya tanıtılmış gibiler.

Oysa Güneydoğu’daki arkeolojik kazılar, yerleşim yerlerinin, antik kentlerin, doğal ören yerlerinin, heykellerin, su kanallarının, su sarnıçlarının, işlenmiş mağaraların... insanlık için çok önemli anlamlar ifade ettiği bağımsız araştırmacılar tarafından itiraf ediliyor.

Gün yüzüne çık(arıl)an birkaç yere bakmak bile tarihsel derinliği anlamak için yeterlidir.

Diyarbakır’daki Antik Kentler:
Zerzevan Kalesi ve Mitras Tapınağı- Çayönü Antik Kenti 
Körtiktepe – Suriçi 
Batman’da Hasankeyf Antik Kenti-
Gaziantep’te Zeugma Antik Kenti- Doliche Antik Kenti (Dülük)
Rumkale- Karkamış Antik Kenti
Kilis’te: Ki-li-zi Antik Kenti (Oylum Höyük)
Mardin’de: Dara Antik Kenti
Şanlıurfa’da: Soğmatar Antik Kenti- Şuayb Antik Kenti
Harran(İlklerin diyarı)
Şırnak: Finik Ören Yeri- Babil Ören Yeri - Kasrik Ören Yeri -Şah Ören Yeri-  Bazebde Ören Yeri
Adıyaman’da: Perre Antik Kenti- Arsemia Antik Kenti...

Kavimlerin tarihi eserleri kendi köklerini kanıtlamak için kullandığı günümüzde ne yazık ki ideolojik davranan Kemalist CHP zihniyeti, Güneydoğu’nun tarihsel zenginliğini kendi kafatasçı milliyetçilik anlayışına bir tehdit olarak gördüğü için birçok yeri ya sahneden silmeye çalışmış (Diyarbakır Surlarında olduğu gibi) ya da unutulmuşluğa terk etmiş.

Ancak günümüzde rejimdeki konjonktürel zorlayıcı değişimler ve Sosyal Medya gerçeğiyle Güneydoğu’daki bu gizli yerler ‘Bağımsız Youtuberlar ve Gezginler tarafından’ tüm dünyaya servis edilmeye başlandı.

Artık tarih gizlenemiyor, silinemiyor.

Ancak ilginçtir bu tarihin ‘Ev Sahipleri’ hakkında bu kez tek kelime edilmiyor.

Kimsede çıkıp buralarda KİM YAŞADI? Diye sormuyor-soramıyor.

İşin diğer bir ilginç yanı da Güneydoğu’daki insanlık tarihini, medeniyet zenginliğini ve kültürünü yansıtmak için Kültür Bakanlığı ve yerel yöneticilerin yaptırdığı GARİP heykellerdir.

Doğrusu yapılan heykellere bakıldığında devamlı eleştirilen CHP ile yarışıldığı kanısı bir yana, “Taş Devri’ne Dönüş” geçidi yapılıyormuş gibi bir his uyandırılıyor.