"Gazete" kelimesinin Türkçeye geçişinin ilginç ve hazin bir öyküsü vardır. Ama daha da ilginci; Batı hayranlığı ve kör taklidin, bir toplumun güya aydınlarında, mürekkep yalayıcı çelebilerinde meydana getirdiği bilinç körlüğünün ne boyutlara ulaştığı gerçekliğidir. Bu çeviri biraz da bunun örneğidir.

Fakat, tüm bunlarla beraber, daha da hazin olanı ise, bir bilgilendirme ve iletişim aracı olan özelde gazetenin genelde medyanın günümüzde, çıkar ve toplumu gütme aracına dönüştürülmüş olmasıdır.

Gazete kelimesi, İtalyanca dan Türkçeye, Osmanlı döneminde geçmiştir. “Gazetta” aslında eski Venediklilerin kullandığı bir para birimidir. O dönemde Venedik önemli bir liman kenti ve uluslararası bir ticaret merkezidir. Bu yüzden Venedik`te ticaret mallarının ve fiyat listelerinin yer aldığı “Fogli Avvisi” (Haber veren sayfalar) denilen küçük broşürler hazırlanırmış. Bu broşürler “1 gazetta” karşılığında satılırmış. Dahası ora da “Fegli Avvisi`leri” (broşürleri) satın almak için “1 Gazetta” ismi ve damgası ile para (damgalı pullar) bastırılmış.

Osmanlı döneminde ha broşür ve para ile karşılaşan zevatlar “Gazetta`nın” bu broşürlerin adı olduğunu düşünmüşler ve “Gazetta`yı haber veren sayfalar” olarak Türkçeye geçirmişler. Sonradan da günümüze kadar bu yanlış adlandırma ve anlamlandırma “Gazete” ismi ile süregelmiştir.

Bu yanlış adlandırmaya rağmen, gazeteciliği doğru bilgilendirme ve haber mahiyetinde sürdürenler, hatta bu uğurda çok ağır bedeller ödeyenler olmuştur. Halen de vardır. Bunlar konumuzun dışındadır.

Ancak gazetecilik ve medyayı, kelime anlamında olduğu gibi, adeta bir “Gazettacılık” yani tamamen para-pul, çıkar ve bu amaçla toplumu güdümlemleme, sömürme aracı olarak görüp uygulayanlar da az değildir. Hatta bugün çoğunlukturlar. Günümüz sosyal yaşamında, medyanın beşinci kol faaliyeti olarak görülmesi ve adlandırılması bir yönü ile de bundandır.
Çünkü menfaat sistem ve şebekelerinin, toplum mühendisliği mekanizması ile, toplumu yönlendirme ve dönüştürmedeki temel araçlar medyadır. Çoğu insan bunu ya tam olarak algılayamaz veya kendisini, bu dönüştürülmenin etki alanının dışında görür. Aslında görmediği kendi hal ve hanesidir. Toplum mühendisliği denilen mekanizma en basit haliyle şöyle işler;

“Ortamı soğut. Herkes palto giyer. Ortamı ısıt. Herkes paltosunu çıkarır...” İşte bu ortamı soğutma ve ısıtma; yani sürükleyici ve yönlendirici gündem, medya ve bilişim teknolojisi üzerinden, sağlanmaktadır. Zehir-panzehir misali, değer yargıları ile uyumlu medyası olmayanlar, ister istemez ya sönmeye veya sürüklenmeye mahkum olurlar.

Gelinen noktada, siyasi, ekonomik, kültürel hatta askeri merkezler bile medyanın bu ağırlığını ve önemini algılamışlardır. Bunun ihtiyacını derinden hissetmişlerdir. Bu amaçla ya mevcut medya kurumları ile aralarını yapıp yanlarına çekmeye çalışmışlardır, ya da kendi medyalarını inşa yoluna gitmişlerdir.

Son günlerde ortaya çıkan “Reyting Skandalı” medyanın nasıl bir çıkar ve çarpıtma aracı haline getirildiğinin de küçük bir örneğidir aslında. Burada sadece büyük rant ve menfaat paylaşımı sözkonusu değildir. Eş zamanlı olarak, sahte reyting ölçümleri ile toplumun asli değer yargıları, mukaddesatları, koruyucu aile yapısı hedef alınmış. Bu amaçlar, toplumsal yapıyı tahrip ve tahrif eden TV dizileri, programları pompalanarak ön plana çıkarılmıştır. Toplumdaki tüketici tercihleri reklamlar sayesinde, yaşam tarzı dizi ve filmler sayesinde, zihni ve fikri yapısı haber ve aktüel programlar aracılığı ile yeniden inşa, dizayn ve dönüştürülme çabasına girişilmiştir. Müzik, spor vs. programlar üzerinden müstehcenlik ve gayrimeşruluk adeta meşrulaştırılmıştır.Cemil Meriç, şöyle bir tesbitte bulunur. “Batı dünyası, Müslümanların topluca Hıristiyanlaşmayacağını kavramıştır. Bu yüzden temel hedefleri Müslümanları, Hıristiyanlaştırmak değildir. Temel hedef Müslümanları İslamdan soğutmak ve uzaklaştırmaktır.”

Evet, işte bu amaç bugün malum medya araçları ve kurumları üzerinden gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır. Çok yönlü menfaat hesaplarını içerisinde barındırdığından dolayı, bu maksada yönelik faaliyetler, kelimenin tam manası ile “gazettacılıktır, pulculuktur, çıkarcılıktır, gayri meşrudur.”

Reyting skandalında başına yansıyan iki önemli husus vardı. (Bunlar çoğalabilir de.)

1- Reyting ölçümlerinin yapıldığı denek evler deşifre edilmiş. Bunlar, maddi menfaat karşılığında, belli TV kanallarının ve programlarının izlenilmesinde yönlendirilmek sureti ile reyting ıskalasında yararlamaya gidilmiştir.

2- İslami sembollerin veya ailenin dindar olduğuna dair emarelerin bulunduğu evler reyting ölçümünde bilinçli olarak safdışı bırakılmıştır.

Sadece bu iki husus bile, sözde tarafsızmış gibi topluma yansıtılan faaliyetlerdeki kasıtlı işlemler hakkında fikir vermeye yeterlidir.

Bunun gazetecilikle ilgisine gelince; tüm medya araç ve kurumlarının temelinde gazete ve gazetecilik vardır. Tarihi süreç içerisinde gazetelerin yayın politikaları ve trajlarında da benzer ayarlamalara gidildi. Devletler kimi gazetelere ve yan ürünlerine limitsiz destek sunarlarken, kimilerini de kendilerince hizaya getirmeye çalışmışlardır. Hizaya getiremediklerini bir şekilde yok etme yoluna gittiler. Medya patronları, dönemine göre, siyasi odaklara dayanarak rant sağlamada ve pay kapmada adeta gazettacılık`ta zirve yaptılar. Günümüzde de bu süreç  halen revaçtadır.

Böylesi bir süreçte sele kapılmamak için; inanan kitlelere düşen bazı yükümlülükler vardır.

En azında, ilahi inzar, Hukuka Çağrı noktasında duyarlı olunmalı. İletişimde doğruhaber ilkeliliği esas alınmalı. Bu hassasiyet gösterildiği takdirde inşaallah zararlı neşriyatın ve etkilerinin önüne Kelhaamed surları misali önleyici setler çekilmiş olur. Ümmetin evlatlarının, bugün şer ve ifsadattan korunması, en öncelikli görevdir. Bunun duası ve temennisi ile Allah`a emanetsiniz.