Hamd âlemlerin Rabbine, salât ve selam da O’nun pak Rasûlüne olsun.

Yeni yetiştiğimiz dönemlerde hocamıza hanımları şikâyet ederdik. “Sohbet ortamında kadınlar konuyu değiştiriyor, sözlerimiz yarıda kalıyor vs.” diye. Hocamız da gündemi bizim belirlememizi, o gündemin dışına çıkmaya çalışanlara dikkat kesilmemizi ve derhal müdahale edip konuyu faydalı meselelere getirmemizi tavsiye ederdi. Gerçekten de konuyu, aldığı kıyafete ya da izlediği diziye getirmeye çalışanlara karşı bir süre sonra muvaffak olduk Allah’ın izniyle. Bu defa mevzu değişikti. “Şu helal mi, bu haram mı?” Haram derseniz “Sen bilmiyorsun. Benim dedem şeyhtir ve buna helal diyor.” Tamam da niye sordun o zaman? Sıkıntı, stres… Biri bitip diğeri başlayan ortam kaynatma yöntemleriyle günler, haftalar geçerdi.

Aradan yıllar geçti ve şimdi diyoruz ki keşke şimdiki sorunlar gitse de derdimiz tek o kadınlar olsaydı. Şimdi gündemimiz sohbet ortamında değil aklımızda ve ruhumuzda değişiyor. Bir haber okuyoruz, saatlerce izi kalıyor. Bazen bir mevzu günlerce zihnimizi meşgul ediyor. Yeni gelişmeler, ekonomi, savaşlar, barışlar, parti içi ve partiler arası kapışmalar, örtülü çıplakların saçmalıkları, Müslümanların duyarsız ve umarsızca sosyal medyada helal haram kavramından uzak dolanışları…

Hemen her web tarayıcının keşfet bölümü var ve sayfaya girdiğiniz anda karşınıza bir sürü haber çıkıyor. Çoğu üçüncü sayfa haberleri: ölümler, intiharlar, tacizler, kavgalar, cinayetler… Okuduğumuz her şey kalbimizde bir iz bırakıyor.

Sosyal medyada hasret ve acı dolu şiirler, sürtüşmeler, siyasi yahut diğer türlü polemikler… Meselenin bizzat içinde olmasanız da gündeminize giriyor: “Şu şöyle demiş, bu da ona böyle demiş.” Artık bir yerde çocuklarına bile tahammülü kalmıyor insanın. Siyasilerin, sosyal medya kullanıcılarının, fenomenlerin atışmalarına yeten sabrımız, küçücük yavrumuzun anlatacağı kısacık bir olaya yetmiyor.

Peki, ne yapmalı ki bu yoğun gündemden hasarsız çıkmalı? Öldüğümüzde bizi taşıyacak, bizimle kabre kadar geleceklerle geçireceğimiz vakitleri artırmalı. Dahası öldükten sonra bizimle kabre gireceklerle de aramız çok iyi olmalı.

Sevdiklerimizle geziye gitmek, piknik yapmak, hiç değilse belli zamanlarda gezintiye çıkmak, ekrandan uzak, doğaya yakın ortamlarda durmak bizi biraz da olsa rahatlatacaktır inşallah.

Biraz sabah yürüyüşü sonrası, termosta birkaç bardak çay ve bohçada biraz kahvaltılıkla yeşillik bir alanda yapılacak muhabbet, gündemin değerini de geçerliliğini de gözümüzden düşürecektir. Zaten biz bunları yaparken dünyada Allah bilir neler neler değişecek ve gündem olmaktan çıkacaktır.

İmkanımız varsa kış da tümden bastırmadan uzak/yakın bir şehre yolculuğa çıkmak ruhumuza ve aklımıza iyi gelecektir inşâallah. Rabbim gündemde boğulmaktan ve kabirde gündemle dirilmekten cümlemizi muhafaza buyursun.