Çoğunluğu Müslüman olan bir ülkedeki şu hale bakar mısınız? Hiç kimse bu halkın dini olan İslam`ın şeriatını ağzına almıyor. Sanki herkes birbirini öğütlemiş gibi. Şeriat denildiği zaman başımıza konan devlet kuşu uçacak da elimizdeki her şeyi kaybedeceğiz. Sözde işin ehli yorumcular de öyle sulandırıyorlar ki, “Efendim refah seviyesi belli düzeyde olmayan dönemlerde hırsızın eli kesilmemişmiş, yok idam gibi cezalar uygulanırsa çok suistimaller olurmuş, yok recm cezasının varlığı da tartışmalı imiş falan filan…”

Bunlar teferruattır ve ahkâmın aslını iptal etmez. Bir de şeriat denilince merkebin aklına karpuz kabuğu getirir gibi Işid, Suudi Arabistan örnekleri getiren şeytanlar var. Bu şeytanların öyle zinaya, tecavüze filan gerçekten karşı olduğunu zannetmek de, gabavettir.

Bediüzzaman`dan övgüyle bahseden kimi Şeriat fukaraları da, herhalde onun; “Şeriatın bir meselesine bin ruhum olsa feda ederim” sözünü nostaljik bir hamaset olarak görüyorlar. Ya da günümüzdeki Nakşibendi şeyhlerini ziyaret edip kendilerine iltifatta bulunan kimileri, Şah-ı Nakşibendi`nin(rh); “Şeriat bir kaledir, o kaleden bir taş düşse, bütün müritlerim o taşı yerine oturtuncaya kadar, bütün vird ve zikirleri düşer.” sözünü de herhalde kendi zamanına göre tevil ediyorlar.

Şu garip coğrafyada, şeriat istedi diye yüz yıldır yüz binlerce insan asıldı, katliamlardan geçirildi. sürüldü, hapsedildi, çeşit çeşit işkencelere uğratıldı. Ve şu anda bile dosyalarındaki suçların başında şeriata dayalı bir rejim isteme cürmü(!)bulunan yüzlerce mahkum ve tutuklu bulunuyor.

Kendi halkının inancının gereği olan nizama bu kadar düşmanlık yapan bir rejimin kuruluş felsefesi, zaten şeriatı, okuldan, çarşı pazardan, askeriyeden, adliyeden, belediyeden, siyasetten, vilayetten ve hakeza devlet ve topluma dair her şeyden ve her yerden silip atmaktı. Son yaşanan acı hadise bunun bir nebze başarıldığını gösteren alametlerden sadece biri değil midir?

Hilafeti kaldırıp şeriati ilga etmekle övünenlere, laikliğe toz kondurmayanlara şunu demek lazım; Eserinizle övünebilirsiniz. Demokratik, laik, Kemalist rejiminizin bu topluma verdiği çağdaşlık sayesinde boşanmalar her yıl yüzde yüz artıyor ve yılda boşanan çift sayısı bugün 200 binlere dayanmış durumda. Sadece geçen yıl 300 kadın cinayete kurban gitti. Ağzınıza almaktan korkup kaçındığınız İslam şeriatı yerine ikame ettiğiniz Atatürk İlke ve İnkılapları ile yetiştirdiğiniz nesiller artık zina ederken de, katlederken de çok rahat..

Hani o kutlamalarda, yıldönümlerinde, soğuk protokollerde çelenkler eşliğinde öve öve bitiremediğiniz Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının kurduğu rejim var ya, bakın bugün meyvelerini nasıl veriyor. Artık sadece ortasında kocaman heykeller bulunan meydanlar değil, dolmuşlar da özgür, laik ve güvenli(!)

Şimdi dizilerde izlettiğiniz rezil senaryoları, bu rejimin çocukları oynamak için fırsat kolluyor. Sanatçı deyip laik rejim adına kutsadığınız soytarıların izinde, beyinleri uyuşmuş gençlerin artık hangi şeyin bağımlısı olduğu da umurunuzda değil, hem olsa da, sınıflardaki Atatürk posterlerini yeniler, Gençliğe Hitabe`yi daha büyük puntolarla yazarsınız.

Gerçi bugünlere de kolay gelmediniz hani. Nice yerde ve mesela Tarsus`ta daha on beş yıl önce, gençler kötü yola düşmesin, Allah`tan korksun da kimsenin malına, namusuna göz dikmesin diye çırpınan ve bunun için hiçbir maddi ücret beklemeden her mahallede camilere gidip ders verenleri, terörist yaftasıyla derdest edip camilerden çıkardınız ya...

Eh şimdi başardınız. O boşalttığınız camilerin dışında artık toplum ne kadar güvende değil mi? Yaşasın Hizbullah mensuplarını bir sabah başarılı bir operasyonla gözaltına alan polisiniz, askeriniz(!) Yaşasın sizi böyle şeriatçı bir yapının tehlikesinden kurtaran rejiminiz(!)

Maalesef yaşasın demekle olsaydı nice laik, demokrat, çağdaş rejimler tarihin çöplüğüne gitmezdi.  Çünkü yaşayan Kur`an ve Sünnettir. Toplumun ıslahı için kurban olurken yaşayan ve yaşatan şehidlerdir. Ve Allah`ın va`didir; bir gün o adını ağzınıza almaya korktuğunuz Allah`ın şeriatı gelecek, batıl zail olacaktır.