Damatları, uyuşturucu kullandığı için kızlarını eve getirdiklerini belirten beyefendi okuyucumuz şöyle diyor:

“İki sene önce güvendiğimiz kişiler vesile oldu, kızımızı verdik. ‘Serbest ticaret yapıyor, araba alıp satıyor` dediler. Çocuğu çok iyi tanımıyorduk. Efendi biriydi. Ailesini de tanıyorduk, onlar da işinde gücünde kişilerdi. Kızım düğünden altı ay sonra, annesine birkaç şey anlatıp ağlamış. O zaman sordum, ‘aralarında ufak bir kavga olmuş` filan dedi. Çok üzerinde durmadım. Sonra kız ikide bir gelip on onbeş gün bizde kalıp gitmeye başlayınca annesini zorladım. Annesi de; “sen kötü bir şey yaparsın diye senden sakladık” dedi.

Meğer, oğlan eve doğru dürüst gelmiyormuş, esrar sarıp içiyormuş. Bunu öğrenince bu evliliğe vesile olanlara gittim. Durumu sordum, onlar da şaşırdıklarını söylediler. ‘Önceden böyle bir alışkanlığı yoktu` dediler. Birlikte oğlanın babasına vardık. Adam yıkılmıştı, perişan vaziyetteydi, oğlu birkaç senedir bu illete bulaşmış. Dövmüş, evden kovmuş, doktora götürmüş, ne yaptıysa olmamış, kimileri de evlenirse düzelir demişler. “O zaman kızımızı isterken niye bundan bahsetmediniz” dedim. “Bize bırakacağım diye söz vermişti, o yüzden laf etmedik” dedi. Kızımla konuştum. Ağlamaktan bir şey anlatmadı. “Bildiğiniz gibi işte” dedi.

Bunun için birkaç tane psikoloğa ve ilgili merkezlere, gittik. Çok şey anlattılar, oğlanın tedaviye razı olması gerektiğini söylediler. Oğlan da bir iki ay gitti geldi ama yine madde kullanmaya devam etti. En son uyuşturucu için kızımın altınlarını zorla elinden almaya kalktığını da duyunca gittik, kızımızı getirdik. Bebeği de var. Şimdi bizdeler. Bu arada çok söz verip bizi de oyaladığı için artık kullanmayacağım diye söz de verse, kızımı ona tekrar göndermeyi düşünmüyorum..”

Bu örnek de, sözün bittiği yerdeki misallerden bir tanesi. Madde bağımlılığının yayılmasındaki artışla bu tür acı hadiselerle daha sık karşılaşır hale geldik.

Son yıllarda kurumsal olarak bu konuda ciddi ve etkin adımlar atılsa da meselenin önemi hakkında toplumun her kesiminde, her alanda, her zaman ve her türlü imkanı kullanarak duyarlılığın artırılması şart.

Evvela, madde bağımlılığıyla mücadelenin bir eğitim boyutu var. Bunun için ilk sınıflardan itibaren okul müfredatlarında bu konuya yer verilmek zorunda.

Bu mücadelede sivil toplum kuruluşları ile, İslami cemaat, tarikat, grup ve kanaat çevreleri çok aktif bir sorumluluk üslenmek zorundalar.

On binlerce derneğin, vakfın, sendikanın, odanın, birliğin vs. olduğu bir ülkede, madde bağımlılığı ile savaşan derneklerin sayısı maalesef çok çok az. Bununla ilgili dernek ve vakıflara destek için de yasal düzenlemelere ihtiyaç var.

Uyuşturucu madde ile ilgili cezaların artırılmış olması elbette ki, olumlu bir adım. Bu maddelerin yoğun olarak satıldığı, temin edildiği mekanlara da sıfır tolerans şart. Özellikle okul, kafe, iş ve sosyal medya sitelerindeki arkadaş etkileşimleriyle ilgili de ailelerin yanında olmak bir zarurettir.

Madde bağımlılığına müptela olanların tedavi sürecinin hemen sonunda ortamlarının değiştirilerek, başardığı ve kazandığı işlerde istihdam edilmeleri de diğer bir zorunluluk.

Peki okuyucumuzun ifade ettiği gibi sorun, ailenin huzuru ve güvenliği için ciddi bir tehdit oluşturuyorsa ne yapılacak? Okuyucumuz, elinden geleni yaptığını belirtiyor ki, problemi çözmek için yaptıkları şeyler isabetlidir.

Belirtmediğine göre kızının da babasının izlediği yola razı olduğunu anlıyoruz. Söz konusu bağımlının, tedaviye düzenli devam etmesi için ve bahsettiğimiz gibi, ruhi açlığını doyuracak farklı bir çevre ile bağının güçlendirilmesi için gayret etmeye devam etmelidirler. 

Islah olması için hem kavli hem fiili duada da ısrarcı olunmalıdır. Rabbim, evladıyla ilgili böyle imtihan yaşayan herkesin yardımcısı olsun.

Dua bekleriz.