15 Temmuz sonrası gelişmeler; hukukçular, tarihçiler ve toplumbilimciler için bir köşe taşı mesabesindedir.

Evvela dünya hukuk tarihinde yaptıkları savunmalarda bu denli inandırıcılıktan uzak, bu kadar mantık kurallarını es geçen densiz bir yapı görülmemiştir, görülecek gibi de değil.

Tarihçilerin yüzlerce yıl önceki rivayetler dışında bir belgesi olmayan Hasan Sabbah`ı anlatmalarına gerek kalmadı, zira haşhaşın dibine vurmuş çağdaş ihanet çetesi için Alamut yerine ABDmut Kalesi var.

Eline aldığı bir doları, her türlü ikbalini gözden çıkarma pahasına imha etmeyi düşünmeyen bir fedailer ordusu var artık.

Aralarındaki tek fark, Hasan Sabbah`ın fedailerinin daha mert oluşlarıdır. Sıkıştığında yalancılık kitabının gün yüzü görmemiş örneklerini üreten meczubun avenelerinin, ileride tarihçilerin özel çalışma alanlarına gireceği muhakkak.

Din sosyologları Max Weber, Emile Durkheim; kent sosyologları Henri Lefebvre, Loic Wacquant; devrim sosyologları olarak tanımlanan Guy Debord veya Frantz Fanon gibi sosyologlar da bu yapıyı tanımadıkları için bahtsız sosyologlar olarak tanımlanabilirler yalnızca.

Dolayısıyla günümüzde sosyoloji ilmine merak saranlar bu anlamda oldukça şanslı.

Tabi ki bu yapının üzerinde çalışırken kafayı sıyırmasalar.

Dünyada tek bir elemanının dahi siyasi savunma yapmadığı başka bir hareket var mı?

Peki, ya bütün elemanlarının en tepelerindeki adama sövecek kadar rahat ve yüzsüz olduğu bir yapı?

Mezhebi geniş diyeceğim, ortada mezhep yok.

Akide diyeceğim, bunların akideden anladıkları, akide şekerinden başka bir şey değil.

İlhan İşbilen`in savunmalarını okuyunca hakikaten işini bilen biri olarak tanımlanmasının anlamsızlığını gördüm.

İşbilen, FETO`nun “ben cemaati iki deli bir veli ile kurdum” dediği iki deliden biri. Diğer delinin Abdullah Aymaz olduğunu söyleyeyim, veliyi siz tahmin edin.

Ben size “Kıt” demeden sizin “Kıtmir”i anlayacağınızı bilirim.

Ashab-ı Kehf`ten bize uykunun miras kaldığını söyleyeyim, siz Kıtmir`den FETO`ya ne kaldığını söyleyin.

FETO`nun müsaadesiyle gerdeğe giren İşbilen, sırf içinde iş olduğu için işletme bölümünü okudu, ancak işletmeden anladığı insanları işletmek.

Zaman gazetesi ve Samanyolu televizyonunda Genel Müdür ile Asya Finans ortaklığı görevlerini yürüten İşbilen`e Zaman gazetesi ve STV`deki üst düzey yöneticiliği sorulunca: “Bunların yönetim kurullarını da mütevelli heyetini de biliyorum. Fetullah Hoca`nın oraların yönetiminde olduğunu, görev aldığını hiç görmedim” deyince insanın aklından çok şey geçiyor.

Mesela Fetullah Gülen`le ilgili görmediği başka şeyler de var, ama yazamıyorum, çünkü editörün kuralları Demokles`ın kılcı gibi tepemde.

Daha önce de FETO örgütünün bütün tepesi için “ben berberdim, bende tıraş oluyorlardı ve onlarla orada tanıştım” deyip bizi işlettiğini sanmıştı aklınca.

Yani daha önce de anlattıkları, argo tabirle tıraştı.

‘Ankara`nın şerrinden ABD`nin şefaatine sığınırız`  sözünü nakarat gibi tekrarlayan FETO`yu anlatırken “yaptığı vaazlarda, sohbetlerde kendisine büyük bir ilginin olduğunu zaman içerisinde bende görmüş oldum, cemaat olduğunu görmedim” diyor.

Adam, ya bizi aptal sanıyor ya da kendisi avanak.

Üçüncü ihtimal de örgütün tabana pompaladığı “mantık önemli değil, reddetmeye bakın, sizi kurtarırız” inancıdır.

EVYAP`ın mirasına konmak için evliliğini bile FETO izniyle yapan bu şahsı ve bağlı olduğu zihniyeti ciddi ciddi dinleyeceğimize, söylenecek tek söz var:

Hadi oradan, kes tıraşı!